Hafiyelik ve gazetecilik

04 Aralık 2017 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Hürriyet Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, bu haftaki yazısında ünlü kişilerle ilgili haber yapılmasının kriterlerini tartıştı:

Anayasa Mahkemesi'nin, Berrak Tüzünataç'ın Şahan Gökbakar ile terastaki yakınlaşma görüntüleriyle ilgili davayı reddetmesi beklenen bir karardı. Magazin basınının kazanması hiç de şaşırtıcı olmadı bu davayı.

Mahkeme, "özel hayata saygı ile basın özgürlüğü arasındaki makul dengenin gözetilmesi" gerektiğini vurgularken, Tüzünataç ve Gökbakar'ın "başkaları tarafından görülebileceğini bilerek mahrem alanında kalması gereken aktivitelerini balkona taşıdıklarına" dikkat çekti. Zira iki sanatçı, daha önce gazetecilerin kendilerini takip ettiklerinin farkındaydılar; üstelik gazeteciler görüntü alırken terastan sarkmış durumdaydılar. Kısacası, hem gazeteciler gizli bir yöntem kullanmamıştı hem de iki sanatçı "mahrem alanda" değildi.
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, "mahrem alan" kavramını kararlarında "mekânsal yalıtım kriteri"ne dönüştürmüş durumda. AİHM, Prenses Caroline'in Alman magazin basınına karşı açtığı davada, "mekânsal yalıtım kriteri"ne dikkat çekmiş, bu kriteri "kişinin yalnız olmasına güvenerek toplum önünde davranmayacağı şekilde hareket ettiği, kamunun gözü önünde olmayan alanlar" olarak tanımlamıştı. Tüzünataç ve Gökbakar'ın durumu bu kritere uymuyor.

Ancak ünlü şarkıcı Murat Boz'un şikâyet ettiği olay daha farklı. Söz konusu haberde Boz'un annesi ve sevgilisi Aslı Enver arasındaki konuşma aktarılıyordu. Habere göre, Gümüşlük'teki yazlıkta anne Nedret Boz, "Aslı sen otur kızım. Ben kısır yapacağım" deyip mutfağa geçmişti. Murat Boz'un abisi Ali Boz da denizden döndükten sonra kardeşine "Murat iyi ki bu evi almışız. Buralarda basın da yok" demişti.
 
Savcılık, "şöhret sahibi kişilerin özel hayatlarıyla ilgili haberlere katlanmak zorunda olduğu" gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Takipsizlik kararıyla ilgili yazılanlardan anladığım kadarıyla savcılık "gizli dinleme" ile ilgili kanıt bulamamış. Fakat bu olaya sadece "ünlülerin özel hayat alanı" açısından yaklaşılamaz. Savcı "mekânsal yalıtım kriteri"ni, bilginin elde ediliş yöntemi açısından da değerlendirmeliydi. Zira Murat Boz'un annesi, o sırada sevgilisi ve abisi de "yalıtılmış", gözlerden uzak olduğunu düşündükleri bir mekânda, evlerinin balkonundalar; gazetecilerin etrafta olduğunun farkında değiller. Gazeteciler orayı nasıl dinlemiş, nasıl görüntü almış bilemiyorum ama gizlendikleri belli. "Yalıtılmış bir mekân" olan balkondaki konuşmaların gizlice dinlenerek haber yapılmasının etik bir davranış olduğunu söyleyemem.
 
Yakın örneklerden biri de Murat Başoğlu'yla ilgili yaşandı. "Ensest ilişki" vakasıyla gündeme gelen Murat Başoğlu'nun eşi Hande Bermek'in bir arkadaşıyla villasının bahçesinde yaptığı konuşmanın gizlice dinlenip haber yapılması da doğru değildi. O da yalıtılmış bir alandaydı. Gazeteciler kapı ardından bahçe dinlemez, hafiyelik yapmaz.

Yazının tamamını okumak için tıklayın