Flynn'in marifetleri, Trump'ın tweetleri

05 Aralık 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Rıza Sarrab'tan sonra, Türkiye'nin başını ABD'de ağrıtabilecek itirafçıların sayısı ikiye çıktı: Başkan Donald Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı emekli general Michael Flynn,  ABD'de geçen yıl yapılan başkanlık seçimlerine Rusya'nın müdahalesini soruşturan özel savcı Robert Müeller'e verdiği ifadelerde, Fethullah Gülen'in Pennsylvania'dan paketlenip Türkiye'ye teslim edilmesi için T.C. hükümetinin temsil eden kisilerle görüşmelerde bulunduğunu kabul etti.

Elbette, ABD'de basın ve kamuoyu açısından Flynn'in itiraflarının bu cephesinin çok büyük ilgi görmemesini anlayışla karşılamak gerekir. Çünkü itirafların öteki unsurları, yani 2016 seçim kampanyası sırasında ve seçimlerden sonra, ancak Trump'ın görevi devralmasından önce, Flynn'in Rusya'nın o dönemdeki Washington Büyükelçisi Sergey Kislyak ile yoğun bir telefon diplomasisi  gerçekleştirmiş olması, Trump'ın Beyaz Saray'daki ikamet süresini kısaltma potansiyeli nedeniyle çok daha büyük önem taşıyor Amerikan kamuoyu için,

Flynn, geçen hafta çıkarıldığı mahkemeye sunulan hakkındaki iddianamede yer alan suçları kabul ederek, soruşturmayı yürüten özel savcı Müeller'in elini önemli ölçüde güçlendirdi. Trump-Rusya soruşturmasının başlangıç aşamasını hatırlayabilenlerin bildiği gibi, ABD Başkanı o sırada görevde olan FBI başkanı James Comey'i, Flynn hakkındaki soruşturmayı durdurması için yaptığı ima yollu çağrıları kabul etmediği için görevden uzaklaştırmıştı.

Şimdi başta Kongre üyeleri ve hukuk uzmanları olmak üzere, Washington'da sözü geçen pek çok kişi, bu yeni itiraflarla, Trump'ın adaletin gerçekleşmesini engellemek (obstruction of justice) suçundan Kongre tarafından yargılanması  gerektiğini  ileri sürüyorlar.

Müeller soruşturmasını yakından izleyen gazeteciler, Flynn'in itirafnamesiyle artık soruşturmanın doğrudan Beyaz Saray üzerinde odaklanmaya başladğında görüş birliği içindeler.

Müeller, bu aşamadan itibaren, araştırmalarını ve sorgulamalarını Beyaz Saray'da  görev yapmış ve veya hala görev yapmakta olan kişiler üzerinde yoğunlaştırarak Trump'ı hukuki bir tuzağa düşürmeye çalışacak. Trump da çoğu zaman olduğu gibi, sonunun nereye varacağını düşünmeden attığı tweetlerle muhtemelen Müeller'in işini bir ölçüde kolaylaştırabilecek.

Özel  savcı soruşturmasını tamamlayıp iddianamesini açıklayıncaya kadar, Trump'ın seçim kampanyası, Rusya ile ilişkileri ve kendisiyle birlikte çalışanların kirli çamaşırlarıyla ilgili daha bir çok ayrıntı öğreneceğiz gibi görünüyor.

Ancak bu arada, ABD'de başka bir şey daha yaşanıyor: Daha önce bu sütunlarda Trump'ın sessiz ve derinden ABD'yi değiştirmeye başladığından söz etmiştik.

Kendisinden önceki başkanların tersine, Kongre'yi büyük ölçüde saf dışı ederek, ABD'deki  yönetim gelenek ve yöntemlerini  kararnamelerle ortadan kaldıran,yasama yerine tüzük ve yönetmelik değişikleriyle hükümet etmeyi tercih eden Trump, kendi açısından bir başka başarıya daha imza atıyor: Cumhuriyetçi Parti'nin kimliğini değiştirmeye başlıyor.

Michael Flynn'in itirafları ABD medyasında uzun süre manşetlerde kalamadi, çünkü başka bir önemli haber, ABD'nin yeni vergi yasasının Senato tarafından kabulü manşetleri devraldı.

Bu vergi yasası neden önemli?  Ronald Reagan'ın 1980'li yıllardaki başkalık döneminden bu yana ABD vergi yasası bu denli köklü bir değişime uğruyor. Yeni yasa ABD'deki dev şirketlerin vergilerini yüzde 35'ten yüzde 20'ye çekiyor, ayrıca üst orta sınıflara yeni vergi ayrıcalıkları getiriyor.

Gerçi yasa son biçimini almış değil, Temsilciler Meclisi'nde daha önce kabul edilen vergi yasasıyla olan farkılılıklarının ortadan kaldırılması için Kongre'nin iki kanadının üyelerinden oluşan bir uzlaşma komisyonu iki ayrı tasarıyı biraraya getirip tek bir yasa taslağına dönüştürecek ve bu tek belge iki ayrı mecliste ayrı ayrı oylandıktan sonra imzalanmak için Trump'ın masasına gidecek.

Burada yasanın yürürlüğe girme prosedüründen çok daha önemli bir başka ayrıntı var: Bu vergi yasasıyla ABD'nin borcu gelecek 10 yıl içinde (iyimser bir bakış açısıyla) 1,5 trilyon dolar artış gösterecek, yani bugünkü  20 trilyon dolardan 21,5 trilyon dolara yükselecek.

Cumhuriyetçi Parti tarihi boyunca bütçe açıklarına ve borçlanmalara karşı çıkmış, hep muhafazakar ve kısıtlayıcı bütçeleri savunmuş. Peki nasıl oldu da Cumhuyrietçi Parti'nin en muhafazakar senatörleri bile böyle bir tasarıya evet oyu verdi?

Teşbihte hata olmaz denmiştir ya, ABD'deki gelişmeleri şöyle özetlemek bile mümkün: Bir yarıştır gidiyor: Trump ülkenin yönetim sistemini kendi istediği biçimde değiştirmek için, Kongre ve bütün öteki kurumları üzerinde her türlü baskı yöntemini kullanıyor ve bunda önemli ölçüde başarılı oluyor. Diğer yarışmacı ise özel savcı Müeller ve ABD'deki hukukun üstünlüğü ilkesinin Trump'tan güçlü kalmasını  sağlamaya çalışanlar.

Seçim kampanyası sırasında kadınları aşağılayıcı ifadeleri nedeniyle aldığı tüm eleştirilere karşın başkanlık seçimin kazanan, şimdi de ergenlik çağındaki genç kızları suistimal ettiği iddiaları ayyuka çıkan bir Cumhuriyetçi Parti adayını Senato'ya sokmak icin çaba gösteren Trump, göründüğü kadarıyla, ABD toplumundaki algı yönetimini değiştirme yolunda hızla ilerlemeye devam ediyor.

Washington spekülasyonlarında yoğun olarak konuşulduğu gibi gelecek bir kaç hafta içinde Trump ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'u görevden alıp yerine militarist eğilimleriyle tanınan adaylardan birini getirirse, 2018 pek çok beklenmedik gelişmeye gebe olacaktır.

Bu arada, Flynn'in ve Sarrab'ın itirafları, ABD dış politikasında yeri geldiği zaman kullanılmak üzere şimdilik sümen altı edilirse şaşmamak gerekir.

Cengiz İzmirli (mahlas)