Bir gazetecinin internet kâbusu!

18 Aralık 2017 Pazartesi  |  MG ÖZEL

Günümüzde bilgiye en çabuk yoldan ulaşmamızı sağlayan internet konusunda çok şanslı insanlarız, istersek ADSL, istersek fiber, istersek ışık hızı, dilersek limitsiz kota parmaklarımızın ucunda.

İnternet sağlayıcıları bize sınırsız olanaklar ve avantajlar sunuyor; anahtar teslim kurulum mu, emriniz olur, bedava aktivasyon mu, hayhay, üstelik bunu göz açıp kapayıncaya yapıyorlar, maksat internetsiz vatandaş kalmasın!..

Yukarıda yazılanlara katılmıyorsanız, şansınıza küsün, demek siz şansızlardansınız.

Ama merak etmeyin, kesinlikle yalnız değilsiniz!

Çünkü yukarıda anlatılanlar aslında bizim inanmamız istenen sanal gerçekler, oysa Türkiye'deki internet dünyası göstermeye çalıştıkları gibi toz pembe değil.

İşte, eksiği var fazlası yok, bir gazetecinin son üç ayda yaşadıkları, sabrınız yeterse buyurun okuyun:

Gazeteci bir kaç ay önce, tam olarak 24 Eylül'de oturduğu evi değiştirdi. Eski evinde Superonline'ın ADSL'ini kullanıyordu. Aslında aksilikler taşınmasından önce  başladı, 10 gün kadar internetsiz kaldı, nedeni bir kablodaki temassızlıktı, Superonline bu basit sorunu defalarca şikayet yapılmasına rağmen zar zor çözdü. Maceranın bu bölümünü kısa kesiyoruz çünkü asıl hikayemiz uzun

Gazeteci daha taşındığı gün Superonline'ı aradı, yeni adresini verdi, nakil başvurusunda bulundu. Yedi iş günü içinde nakil işleminin tamamlanacağını söyledikleri için sabırsızlıkla beklemeye, bu sırada internete cep telefonundan bağlanmaya başladı.

Beklenen telefon bir kaç gün sonra geldi ama haber tatsızdı:

- Yeni taşındığınız adreste altyapı olmadığı için nakil işlemini şimdilik gerçekleştiremiyoruz.

- Peki ne olacak?

- Türk Telekom'un altyapıyı tamamlamasını bekleyeceksiniz.

İşkence işte böyle başladı...

Telekom ekiplerinin apartmana gelip gittiğini ve çalıştığını öğrenince biraz rahatladı gazeteci, gerçi her gün cepten saatlerce internete bağlandığı için Vodafone'u zengin etmeye başladığının da farkındaydı tabii.

Aslında "b" planı olarak cepte WIFI seçeneği vardı ama evde internete oranla hem kota düşük hem de fiyat çok yüksekti.

Eylül ve ekim ayı böyle geçti.

Sonunda kapıcı Hamdullah gazeteciye müjdeyi verdi:

- Abi gözün aydın, altyapı tamam.

Eşeğini kaybedip yeniden bulmanın mutluluğu içinde Superonline'ı aradı, nakil başvurusunu hatırlattı. Kuralı biliyordu: Yedi iş günü.

Bir kaç gün geçti, Superonline'dan aradılar ve gazetecinin başından kaynar sular döken haberi verdiler:

- Telekom'un fiber altyapısı olduğu yerde biz hizmet veremiyoruz!

- Haydaaa! Ne olacak peki?

- Teknik sorunlar nedeniyle aboneliğinizi ücretsiz iptal edebilirsiniz!

Yamaçtan aşağı yuvarlanan kar topu gibi sorunlar giderek büyüyordu.

11 Kasım'da Türk Telekom'a internet başvusunda bulundu, yeniden beklemeye başladı. Bir kaç gün ses çıkmayınca Telekom Çağrı Merkezi'ni aradı:

- Size kargoyla sözleşme gönderiyoruz, onu imzalayıp getiren kuryeye teslim etmeniz gerekiyor.

Sözleşmeyi neden kurye getiriyordu ki?

Ertesi gün gerçekten kurye sözleşmeyi getirdi, gazeteci nereden gönderildiğine bakınca gözlerine inanamadı: Gaziemir, İzmir. Yani İstanbul'daki internet bağlantısının sözleşmesi kuryeyle İzmir'den gönderilmişti!

Ağlamayan çoğuğa meme verilmediğini bildiği için artık "ciyaklamaya" karar verdi, Twitter'dan Telekom'u etiketleyerek bir mesaj yazdı. Kısa süre sonra temas kurdular, "Sorununuz nedir yazın lütfen" dediler. Tarih 16 Kasım'dı.

Hem Twitter'dan hem de cep telefonuna düzenli olarak aynı mesaj gelmeye başladı:

- Merhaba, bize ulaşan talebinizle ilgili en kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz.

Tabii kimsenin iletişime filan geçtiği yoktu, bazı arkadaşları Telekom'un modem sıkıntısı çektiğini, bu yüzden internet bağlantısı yapamadığını söylüyordu.

Her gün Çağrı Merkezi'ni arıyor, hep standart cevaplar alıyordu, sonunda isyan etti:

- Bakın kardeşim ekranınıza, ne zaman başvurmuşum!

- Haklısınız beyefendi, 11 gün olmuş!

- Şu anda başvurumu iptal etme hakkım var mı?

- Var beyefendi.

- O zaman iptal ediyorum!

İnternet sağlayıcıların çağrı merkezlerinde her kafadan bir ses çıktığını bildiği için Superonline'da şansını bir kere daha denemek istedi:

-Telekom'un fiber altyapısı bulunan yerlerde Superonline hizmet verebiliyor mu?

- Tabii veriyoruz!

- O zaman iptal olan nakil başvurumun yeniden yapılmasını istiyorum.

- Tamam beyefendi, işleminizi başlatıyorum. Onaylıyor musunuz?

- Onaylıyorum!

Telefonu kapatır kapatmaz Superonline'dan aradılar. Gazeteci, "İşte süper hizmet, bağlantıyı ne zaman yapacaklarını söylemek için arıyorlar" diye düşündü ama arayan kişi hiç de müjde verir gibi bir ses tonuyla konuşmuyordu:

- Maalesef, Türk Telekom'un fiberi olan yerde biz hizmet veremiyoruz.

Tarih 23 Kasım'dı, gazeteci  başladığı yere dönmüştü ve artık kafayı yemek üzereydi!

Sırada kim vardı?

D-Smart!

- İyi günler, Telekom'un fiber altyapısı olduğu yerde internet bağlayabiliyor musunuz?

- Tabii beyefendi.

- Tamam başvurmak istiyorum. Kaç günde bağlanır?

- Yedi iş günü içinde ama genelde 2-3 günde bağlıyoruz!

Gazeteci acı acı güldü.

Ekim ayında çıkan 345 liralık fatura Vodafonu' heyacanlandırmıştı, bu karmaşada onlar da nemalanmak istedi:

- Beyefendi cebinizden interneti çok kullanmışsınız,  yüksek fatura ödemişsiniz. Arzu ederseniz tarifenizi değiştirelim, size Red Basın 7'ye alalım.

- Alın kardeşim alın!

D-Smart'tan bir türlü ses çıkmadığı için her gün Çağrı Merkezi'ni arıyor ve aynı yanıtı alıyordu:

- Ekiplerimiz çalışıyor.

30 Kasım'da Türk Telekom'dan aradılar, bağlantı için o gün uygun olup olmadığını sordular. Gazeteci, D-Smart'ın bağlantısını Türk Telekom'un  teknik ekiplerinin yaptığını biliyordu, sevinçle cevap verdi:

- Tabii, buyurun akşam evde olacağım bekliyorum.

Gerçekten de o akşam geldiler ve çok kısa süre içinde internet bağlantısını yaptılar.

Ama o anda beklenmedik bir şey oldu, cep telefonuna arka arkaya mesajlar düşmeye başladı:

- Değerli müşterimiz, Türk Telekom aboneliğiniz gerçekleşmiştir, iyi günlerde kullanmanızı dileriz!

Nasıl yani?! Türk Telekom mu? Ne Türk Telekom'u? Başvurusunu iptal edeli bir hafta olmuştu.

Gelen ekibe durumu anlattı hemen ve sordu:

- Siz bu bağlantıyı kimin adına yaptınız, Telekom mu, D-Smart mı?

- Bize bir şey söylemediler, merkeze soralım...Telekom'muş...

İşler iyice saçma sapan hal almış, D-Smart başvurusu olduğu halde başvurusunu iptal ettiği Telekom internet bağlamıştı! 

D-Smart'a televizyon başvurusunda da bulunmuş, gelip onu hemen bağlamışlar, bu arada internet sözleşmesini de getirmişlerdi.

Gelinen noktada durum şöyledi:

D-Smart'la internet sözleşmesi imzalamış ama bağlamamışlar, Telekom'a başvurusunu iptal etmiş ama iş işten geçtikten sonra gelip bağlamışlardı! Telekom'un interneti bağlı kalsa bu sefer de D-Smart'la imzaladığı sözleşme başına bela olacaktı.

- İstemiyorum kardeşim, telekom melekom, sökün bunu!

Modemleri taktıkları gibi söktüler, o sırada merkezle konuşup durumu anlattılar.

- Tamam biz söktük ama bağlantınız aktive olduğu için iptal başvurunuzu bizzat yapmalıymışınız.

Durduk yerde bir bela daha açılmıştı başına, ertesi gün modemleri yüklenip Telekom'a gitti.

- Cayma bedeli 400 lira ödeyece...

- Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?! İptal etmiştim başvurumu. Ne 400 lirası?!

- Anlıyorum beyefendi, ben modemleri teslim alıyorum ama sizin Çözüm Merkezi'nde şikayet başvurunu yapmanız gerekiyor.

Neyse ki, orada çalışan Hacer Hanım halden anlayan biriydi, şikayet başvurusu hazırladı.

D-Smart hala ortada yoktu.

Sözleşme gereği yedi gün içinde kurulum yapılması gerekiyordu, beş gün olmuştu ve terslik bu ya tam da altıncı gün gazetecinin yurdışına gitmesi gerekiyordu. Çağrı Merkezi'ni aradı, durumu anlattı ama orada çalışanların elinden gelen fazla bir şey yoktu.,

Çaresiz yurdışına gitti.

Bu sırada Telekom'dan bir mesaj geldi:

- Değerli müşterimiz, şikayetiniz sonuçlanmış olup, itirazınıza konu olan internet faturanız düzeltilmiştir (ekte 23 liralık fatura!)

7 Aralık'ta telefonu çaldı, arayan Telekom'dan Fatih Bey'di, bağlantı için gelmek istediklerini söyledi. Bu kez işi sağlama aldı.

- Telekom mu, D-Smart mı?

- D-Smart başvurunuz için gelecektik beyefendi.

Türkiye'ye bir hafta sonra döneceğini söyledi, gelir gelmez bağlantı yapılması için anlaştılar.

Planladığından önce Türkiye'ye dönüş yaptı, hemen Fatih Bey'i aradı ama ulaşamayınca süreci hızlandırmak için D-Smart'a başvurdu. Konuşma sırasında ortaya başka bir sorun çıktı:

- Modeminiz var değil mi?

- Ne modemi kardeşim, modem bende ne arasın? Ben modem için de başvuruda bulundum.

- Yok, modemi sizin almanız lazım. Telekom ekipleri bağlantıyı yapacak, siz modemi alacaksınız, bizi arayacaksınız, birlikte kurulum yapacağız.

Gazeteci küfür etmedi belki ama ağzına geleni söyledi.

Superonline, Telekom, D-Smart...Olmuyor, olmuyor, olmuyordu bir türlü!..

Yoksa çare Vodafone muydu?

- Kaç günde bağlıyorsunuz?

- Kendi altyapımız varsa 48 saatte.

- Yoksa, 9 -11 günde...Bakıyorum, sizin bulunduğunuz adreste bizim altyapımız yokmuş...Ama bir saniye, siz başvuruda bulunamazsınız!

- Nedenmiş o?

- Çünkü başka bir şirkete başvurduğunuzu görüyorum ekranımda. Onu iptal etmeden bize başvuramazsınız.

- Anladım beyefendi, Allah benim belamı vermiş zaten!

Derken Fatih Bey aradı:

- Evdeyseniz akşam üzeri arkadaş gelecek.

- Tabii buyursun.

Teknik görevli arkadaş geldi ve kısa sürede çalışmasını tamamladı. 

- Size 1.5-2 saat sonra D-Smart'tan aktivasyon mesajı gelecek, gelince modemi çalıştırıp internete bağlanabilirsiniz.

Ohhh bee!

Tarih 12 Aralık'tı.

Bir kaç saat sonra gelir denilen mesaj ertesi sabah geldi. Gazeteci heyecanla modemi açtı, sonunda internetine kavuşacaktı.

Ama hayır, aksilikler biter mi? Bitmez tabii.

Modemde hata sinyali yanıp sönüyordu.

D-Smart'ı aradı.

- Şikayet kaydınızı aldık beyefendi. Sizinle en kısa sürede temas kurulacak.

Demek ki şimdi sırada bir türlü ulaşamadığı interneti için arıza başvurusu yapmak vardı!

15 Aralık sabahı, bağlantıyı yapan görevli tekrar geldi, bir süre sonra hatanın prizdeki bir sorundan kaynaklandığını anladı ve interneti bağlayıp gitti.

İşte, 24 Eylül'de başlayan internetsizlik macerası 15 Aralık'ta böyle son buldu. Reklamlarda yarattıkları sanal dünyayla aklımızı çelmeye çalışan ama söz verdikleri hizmeti zamanında sağlayabilecek durumda olmayan, çağrı merkezlerinde düşük maaşlarla yeterine eğitilmemiş insanlar çalıştıran, kendi birimleri arasında eşgüdüm sağlayamayan şirketler hesap soran olmadığı için müşteriyle istedikleri gibi oynuyor.

Allah kimseyi ellerine düşürmesin!

Bu maceradan geriye, aylar süren internetsizlik, cep telefonundan bağlanma karşılığı bir yıllık bedele eşit fatura, sinir bozukluğu ve boşa harcanan zaman kaldı...