Aykut Kocaman futbolu

25 Aralık 2017 Pazartesi  |  MENTOR

Deniliyor ki, Aykut Kocaman Fenerbahçe'nin genlerine uygun olmayan korkak savunma futbolu oynatıyor, ben buna katılmıyorum futbol oynatmıyor ki savunma futbolu oynatsın.

Kocaman'ın futbolu bildiğini de sanmıyorum, bilse ligde 15. sırada bulunan Konyaspor karşısında Fenerbahçe'yi çaresiz durumlara düşürmezdi.

Genel oyun planı şöyle sanırım - sanırım diyorum çünkü ben sahada böyle bir oyun planı koskoca ilk yarı geçmesine rağmen görmedim- oyunu rakibe bırak ama kontrol sende olsun oyunun belli bölümlerine yayılmış şok hucüm presle baskı yap, topu kap çok kolay goller at. 

Bunun için defansta ilk topa basman ve hücumda da koordineli toplu hücum pres yapman gerekir ama bugüne kadar Fenerbahçe'de  koordineli hücum pres yerine bireysel kafası kesik tavuk gibi her yere koşan kontrolsüz  futbolcular savunma yerine ise sadece ceza sahası önüne dizilen topa baskı yapmayan bir anlayış gördük.

Bu oyun planında santrafor gereksiz bir lüks çünkü hücumu düşünmüyorsun ve oyun daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçiyor, hücuma ne zaman nasıl çıkacağına ise kaptığın topların yeri ve zamanı karar veriyor, hal böyle olunca da 6-4-0 çok mantıklı bir diziliş. Bu sistemde santrafor olarak sadece Janssen oynayabilir, klasik ceza sahası içi santrafor taraftardan küfür yemek dışında bir işe yaramaz. Öyleyse Aykut Kocaman Soldado'yu niye aldı diye soru geliyor aklıma ve cevabını veremiyorum.

Neyse maç başladı ve 6-4-0 diziliş sahaya yayıldı  ama rakibe baskı yapmıyordu Fenerbahçe, bir de buna çok top kaybı yapan Atıf ve Topal gibi iki unsur eklenince pozisyon bulması mucize idi, bulamadı zaten ancak orta alanın kalabalık olması nedeniyle savunmada dengeli idi, pozisyon vermiyordu ve klasik bir beraberlik maçı idi.

Sonra Aykut Kocaman oyuna Saldado'yu alarak kendiyle çelişkiye düştü çünkü öne doğru hiçbir aksiyonu olmayan bir takımda orta alandan bir kişiyi azalttı ama aldığı oyuncunun oyun felsefesi nedeniyle oyuna katkı yapması imkansızdı. Oyunun kontrolü kısa sürede Konya'ya geçti bu sürede oyunun Fenerbahçe aleyhine 2-0, 3-0 olmaması sadece Konyaspor'un beceriksizliği, yoksa Fenerbahçe buna engel olacak durumda değildi çünkü teknik direktörü göz göre göre oyunu rakibe ikram etmişti.

Sonrası ise tesadüf bir duran top golü ve Konya'nın yetersizliğinden kaynaklanan sonuç üretmeyen, plansız bir rakip saha yerleşimi ki, Konya biraz kaliteli olsa o arada kontradan ikiyi bulurdu.  

Kısacası Aykut Kocaman bırakın savunma futbolunu futbol bile oynatmaktan ve sahada olanları anlamaktan çok uzak bir teknik direktör ve Fenerbahçe'nin ayağında pranga olmak dışında katkısı yok.

Bir de yıldız takıntısı var; onları kıskanıyor mu, kendine rakip mi görüyor bilmem ama yıldız takıntısı olduğu kesin 50 metreye pas atan, adam eksilten, pres yapan ve gol atan Ozan Tufan yerine 3 metreye attığı iki pastan birini rakibe kaptıran oyuna tek katkısı geri dörtlü önünde beklemek olan Topal'ı oynatmasının açıklaması yok.

Ozan' tam toparlayıp goller de atmaya başlamışken kesmesini anlayan varsa anlatsın ben anlamıyorum ihtimal kendi de anlamamıştır. Haftalardır oynamayan Ozan Tufan 3 gol 2 asist her maç adını tahtaya ilk yazıp sonradan diğer isimleri yazdığı Topal ise 2 gol 1 asist o da kariyer rekoru. Ben olsam Ozan Tufan'ın akıttığı terden utanırdım. Belki de gol atıp asist yaptığı için ceza almıştır Ozan, bilemiyorum. 

Ama Aykut Kocaman'da PR mükemmel, sezon başından beri Beşiktaş'ı şampiyon ilan eden  sevgili dostu Rıdvan Dilmen onun yıllarca Fenerbahçe'de kalmasını öneriyor.

Sonuç; Aykut Kocaman'ın ne yaptığını bildiğini sanmıyorum kendi kafasında gerçek yaşamla ilgisi olmayan ve yaşamın gerçekleri ile örtüşmeyen sanal bir dünyada yaşıyor ve sonuç ortada. 

Allah Fenerbahçe taraftarına sabır versin demekten başka söyleyecek hiçbir şey yok.

Not; halen cevabı alınmamış iki sorumuz varken bir yenisi eklendi. Eklenen bu soru da yeni sorular doğurdu...

1- TFF'ye "sahtekar" diyen Rıdvan Dilmen neden susuyor?

2- Spor medyasının Rıdvan Dilmen TFF'ye sahtekar dememiş gibi davranmasında bir TFF üyesinin şirketinden aldıkları dolgun maaşlar etkili oluyor mu? Bir TFF üyesinin şirketinden dolgun maaşlar alan medya mensubu olmak ne kadar etik?  

3- Fatih Terim TFF'ye açtığı davadan vazgeçti mi? Vazgeçti ise ne karşılığında? Vazgeçmedi ise FIFA etik kodunun açık hükümlerine rağmen Süper Ligde nasıl takım çalıştırıyor?

4- Beşiktaş TFF Başkanına borcunu ne zaman ödeyecek ? TFF başkanı neredeyse 100 milyon avroya ulaşmış bir alacağı varken bu parayı hiç önemsemeden objektif yönetim gösterebiliyor mu? Burası muz cumhuriyeti mi FIFA etik kodunun açık hükümlerine rağmen TFF Başkanı niye istifa etmiyor?

5- Fenerbahçe yönetimi neden konuyu FIFA'ya taşımıyor?

6- Biri borcunu biri tazminatını silah gibi kullanıp tabancayı TFF'ye çevirmişken Fenerbahçe'nin başı kel mi?