Kuş söyledim kendime

28 Aralık 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Kuş söyledim kendime...

Ne içersindi soru. Cafede ya da kahve içerken, çekerken dumanı ciğerlerinize ne düşünürsünüz?

Kendine kuş söyleyen bir kahvehane acemisinin sözüne kulak asılmaz bilirim de, denizi içmeden, adım adım gezmeden bulutlarda ve her gün geçip gittiğiniz yol kenarındaki o taşları, otları tanımadan yarenlik etmeden onlarla nasıl geldiniz taa bu yaşa.

Yaş alırken siz, günler geçip giderken, ufalanırken kıyısında denizin kayalar, yapraklarını dökerken ağaçlar durmak için yeni yapraklara, bir dakika altına sığınıp soluklandığınız o gölgenin, dünkü gölge olduğunu mu sanıyorsunuz, o yapraklar geçen sene yoktu ki, yoksa siz, geçen seneki perşembeyi mi yaşıyorsunuz hâlâ? O halde bu çarşambayı geçen yılki sel mi aldı?

Gidelim dedim cırlavığa*

Kendine sandı Namık.

O gidemez ki, yerçekimine tutsak, uçamaz ki, mevsimi gelip de vakt erişince örüp kozasını yenileyemez ki kendini Namık.

Namık, bir Namık'tır ki sabitlenmiş gövdesine, öğretilene, öğretisine sadık.

Cırlavıklar kozasından nasıl çıkara yormayın kafanızı, niye yorasınız ki, 5 kilo sütten 1 kilo peynir yapılırmış, peynirin kalitesi arttıkça sütün kilosu da artarmış, bu da en zenginler çok pahalı şaraplarının yanında çok pahalı peyniri meze etsinler diye, en yoksulların çocuklarını sütsüz bırakmak demekmiş, ne gam ki hanı hamamı yatı rezidansı bankası olanlara.

Bulut dedim.

Ne giyeceksindi soru.

Düğüne gidilecekti. Ayşe ile Ali o mutlu günlerinde bizleri de aralarında görmekten sonsuz mutluluk duyacaklardı, evde heycanla karışık bir telaş yaşanıyordu, gençlerin bu mutlu günlerinde yanlarında olmanın şevki içindeydi ev ahalisi.

Haydi dedim, nergise.

Açalım kendimizi. 

Nereye, böyle idi soru. Açalım kendimizi, aşalım, karanlığın içinde yıldız yıldız, ve şelâle dökülsün içimizden.

Su olup akalım, şiir olup uçalım.

*Cırlavık: Kıbrıs Türklerinin ağustos böceğine verdiği ad.

Fotoğraf: Hüseyin Özkan