Kilolar gitti, peki şimdi?

07 Ocak 2018 Pazar  |  BEYAZ ÖNLÜK

Hayatının her alanını fazla kilolarının olumsuz etkilediği kişiler için bu sorundan bir an önce kurtulabilmek birinci derecede önem taşıyor. Aç kalarak yapılan şok diyetlere girenlere, hızlı kilo vermeyi vadeden ilaçlardan, çaylardan medet umanlara, bu uğurda sağlığını hiçe sayanlara giderek daha sık rastlamaktayız. 

Ne var ki kilo verirken sağlığımızdan olmamalıyız. Ne hızda verdiğimizden daha da önemlisinin nasıl kilo verdiğimiz olduğunu unutmadan sürdürmemiz gerekiyor fazla kilolarımızdan kurtulma mücadelemizi.  

Sağlığımızı kaybettiğimizde zayıflamış olmamızın pek anlamı olmayacağını, bilinçsizce, kısa sürede verilen kiloların zamanla fazlasıyla geri döneceğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. 

Nelere dikkat etmeliyiz?

Hızlı kilo verdiğimizde bunun kas dokularımızdan ve vücut sıvılarından eksilmeyle gerçekleştiğini, buna karşın esas amacımızın kaslarımızdan kaybetmeden yağlarımızdan kurtulmak olduğunu akıldan çıkarmamamız gerekiyor. Öğünlerimizi karbonhidrat, yağ, protein yönünden dengeli olacak biçimde planlamalıyız. Düzenli egzersizle birlikte yeterli protein alımı kişiyi tok tutmakta, vücutta kas oranını arttırmaktadır. 

Unutmayalım ki aç kalarak diyet yapılmaz. Sağlıklı zayıflama için haftada bir kilo, ayda 4-5 kilo vermek ideal kilo verme hızı olarak görülmelidir.

Böylece hedefe nispeten yavaş da olsa kalıcı bir biçimde ulaşmak mümkün olacaktır. 

Her bireyin metabolizması farklıdır. Kendinizi başkasıyla kıyaslayarak motivasyonunuzu düşürmeden hedefinize odaklanmanız en iyi sonucu beraberinde getirecektir. Size özel hazırlanmış, sağlıklı bir beslenme programıyla yol almanız ideal yaklaşımdır.  

Sabırlı olmalı, sağlıklı beslenmeyi kalıcı yaşam biçimimiz haline getirmeliyiz. 

Üç saatten uzun süre aç kalmamamız, öğün atlamamamız, ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalıklar tüketmemiz önemlidir. Şeker eklememek kaydıyla günde 2-3 fincan yeşil çay içilmesi önerilebilir. Haftada 1-2 öğünde kurubaklagillere, en az 2 öğünde balığa yer vermemiz, yatmadan önceki 3 saatte bir şeyler yemeyi kendimize yasaklamamız gerek kilo vermeye gerekse perhizle ulatığımız başarıyı kalıcı kılmaya katkı sağlayacaktır.  

Basit karbonhidratlardan uzak duralım. Patates, mısır, pirinç, beyaz ekmek gibi kan şekerini hızla yükselten, başka bir deyişle glisemik indeksi yüksek besinler yerine tam tahıllı ürünleri tercih etmeli, liften yana zengin gıdalar tüketmeliyiz. 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen miktar en fazla günde 5 gram olmasına karşın ülkemizde tuz tüketimi bunun üç katını bulmaktadır. Tuzu sınırlamak küçük ancak olumlu geri dönüşü olan, önemli bir adım olabilir. Yemeklerimize tuz yerine baharatlar ekleyerek lezzet katabilir, böylece kalorisi çok yüksek mayonezli, yağlı soslardan da uzaklaşabiliriz. 

Pek çoğumuz ihtiyacımız ölçüsünde su içmeyi ihmal ediyor olabilir miyiz? Oysa kilo kontrolünün temel taşlarından birisi kilogramımız başına 30 ml su tüketmeden günü tamamlamamamızdır.  

Unutmayalım ki bir kadeh rakı ya da iki kadeh şarap içtiğimizde iki porsiyon meyve ve iki tatlı kaşığı yağla eş ölçüde kalori almış oluyoruz. Alkolü mümkün mertebe hayatımızdan uzaklaştırmamız kilo kontrolünde önem taşımaktadır.  

Büyük porsiyonlar istiyorsak kendinize büyük bir tabakta rengarenk mevsim sebzelerinden oluşmuş az yağlı bir salata hazırlayıp dilediğimiz kadar yiyebilir, buna yanında büyük bir bardak ayran içerek uzun süre kendimizi tok tutabiliriz. 

Nihayet sağlıklı kilo vermenin, verilmiş kiloları geri almamanın altın kurallarından biri düzenli egzersizi, sporu hayatımızdan asla çıkarmamamızdır.

Basitçe haftanın en az üç günü 30-40 dakikalık tempolu yürüyüşler yapmak, bunu aksatmama kararı alarak dsiplinli bir biçimde sürdürmek önemlidir. 

Hayatımızda yaptığımız küçük değişiklikleri yaşam tarzımız haline getirmemiz sağlıklı ve geri dönüşü olmayan kilo kayıplarını mümkün kılacaktır.