'Tatlı' irade

06 Ocak 2018 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Yılbaşı gecesi saatler 00:00'ı gösterdiğinde artık özgürdüm. Kendime yeterince uzun bir süre önce verdiğim sözü tutmuş, yılbaşına kadar ağzıma tatlı namına hiçbir şey sürmemiştim. Nihayet geri sayım sona ermişti. Artık canımın istediği kadar tatlı yiyebilirdim. Demek ki bu gece mutlaka yemeliydim! Peki ama ne yemeliydim, nereden başlamalıydım?
 
Rengarenk meyveler gözümün içine bakıyordu, onlar da tatlıydı ama yeterince sağlıksız değildiler. Bunca hasretin, mücadelenin ödülü, bol vitaminli sağlıklı bir meyve olmamalıydı. Çocukların yeni yıl çikolataları da oldukça cazip duruyordu, ama sonuçta bana ait değillerdi. Acaba, ucundan tırtıklanmış çikolatalı yeni yıl pastasıyla mı başlamalıydım? Yok canım, o da yeterince baştan çıkarıcı değildi! Düşündüm taşındım, aklıma can dostum, yıllardır vazgeçmediğim, baş tacım Nutella'm geldi.
 
Derhal mutfaktan kocaman bir çorba kaşığı aldım. Tatlı kaşığının kesmeyeceğinden emindim. Işıl ışıl noel ağacının önündeki mindere uzandım, çorba kaşığını Nutella kavanozuna soktum ve tepeleme doldurdum. O kadar çok doldurmuştum ki kaşığı, kavanozdan çıkardığımda çikolatalar üstüme başıma akmaya başladı. Açıkçası bu durum hiç de umurumda değildi. Ne de olsa çamaşır makinası diye bir icat vardı bu hayatta, ben değil o düşünecekti kirli çamaşırları! Bu anı haftalardır bekliyordum, hiçbir şey engel olamayacaktı, olmamalıydı.
 
...Veee nihayet Nutella dolu kaşığı, müthiş bir zevkle, hazzın alasını alarak, daha fazla ertelemeyerek ağzıma sokuverdim. Gerisini hatırlamıyorum, kendimden geçmiş olmalıyım...
 
Haftalardır 2018'in ilk haftasında yukarıdaki paragrafta yazdıklarımı yapmayı hayal edip durdum. Yazdıklarımı yapacağımdan o kadar emindim ki...

Yani kırk küsür yıllık ben, ne diye tatlı ihtiyacımı daha fazla erteleyecektim mi? Tatlıya deli olmuyor muydum? Tatlı tiryakisi değil miydim?  Önümde duruyorlardı işte, tutan mı vardı? Yeseydim ya! Meydan okumaksa okumuştum işte, ee daha ne? 

Ama yemedim işte, hatta canım yemek hiç istemedi...

Derdim neydi benim? Hasta filan mıydım acaba? Ateşim de yoktu halbuki. Aslında hiç olmadığım kadar da sağlıklı gözüküyordum.
 
Derdim şuydu; bir kere dünkü genç kız olmadığımı kabul etmem gerekiyor artık. Bundan beş on yıl önce umurumda bile değildi yediğim içtiğim. 

Yerdim, içerdim, kanlı canlıydım, yakardım, olurdu biterdi. Hey gidi günler hey!  Bugün ise, yok yediklerimi yakamıyorum, yok bilmem ne değerlerim düşmüş, aman da oram ağrımış, buram bilmem ne olmuş. Resmen koftiyiz! Yaş ilerledikçe mecburi yediğimize içtiğimize daha çok dikkat etme zorunluluğu ortaya çıkıyor. Bu arada tatlıyı bıraktığımdan beri benim yaş hızla geri gitmeye başladı, bu da pek hoşuma gitti açıkçası, durdurasım gelmiyor.
 
Diğer bir sebep ise 21 gün efsanesi. Efsaneye göre beyin 21 günde her şeye alışabiliyor ya da unutabiliyor, tabii sahibi olarak siz beyninize izin verirseniz. Şimdi buraya "21 gün sigara içmezseniz bir daha aramazsınız" yazacağım; biliyorum ki bir sürü itiraz gelecek. Haklısınız, benim de haftalarca sigarayı bıraktığımı zannedip, sonra hayal kırıklığı ile yeniden başladığım dönemler olmuştur. O yüzden özellikle belirtiyorum ki sizin bu işe gerçekten niyet etmeniz gerekiyor. Neyse, benim konuma gelince, o kadar uzun süre ağzıma tatlı koymayınca benim beyin tatlının nasıl bir şey olduğunu unutmuş olsa gerek ki artık görünce elektro şok verilmiş gibi tepki vermemeye başladı. Tatlıyı bıraktığım ilk haftalarda buzdolabı kapağını açıp karşımda muhallebi bile görsem, beynimde şimşekler çakıyordu. Şimdi de heyecanlanıyorum ama kontrolümü kaybetmiyorum. Şimşek yerine led aydınlatmalar yanıp sönüyor arada.
 
Vee son sebep: Gaza geldim! Evet ben de birçoğunuz gibi toplumun gazına gelebilen bir insanım. Birçok arkadaşım bana "Sakın bırakma, çok iyi gidiyorsun" dedi. Onları kıracağıma, biraz daha devam edeyim dedim. Aksi davranmak, ayıp olurdu, yakışmazdı bana.

Ama bir gün yine yiyeceğim hepsini. Sonuçta o tatlılar bu dünyada varlarsa, yememiz ve haz almamız için yaratmış demektir. Bu durumda hiç yememek doğaya aykırı bir davranış olur, di mi?
 
Şaka bir yana, ölçüsünde durmayı bilebilsek hiç sorun olmazdı zaten. Yani günde sadece iki üç sigara içiyorsanız ne diye bırakacaksınız ki sigarayı? Ya da sağlıksız ama leziz bir yemeğin sadece iki üç kaşık tadına bakıp gerisini bırakabiliyorsanız ne gerek var ki kendinize yasaklar koymaya?
 
Ölçü iyidir, sağlıklıdır da bir şeyleri pek ölçülü yapılınca çok keyif alınır mı? Ondan pek emin değilim işte. Seçim yine de sizin tabii ki.
 
Sevgiyle kalın,