2018'e girerken küresel ufuk turu-4

08 Ocak 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Küresel ekonomi: 2017 yılının ikinci yarısında Batı basınında yayınlanan ekonomik makalelerde en çok kullanılan sözcük muhtemelen "everything bubble" oldu. Türkçe'ye "herşey köpüklü" ya da "herşey balon olarak çevrilebilecek bu deyim, eğer patlamazsa 2018'de çok daha sık kullanılmaya aday görünüyor.

Küresel ekonominin motoru olan ABD'de her yedi ila sekiz yılda bir durgunluk dönemlerinin yaşandığı istatistiksel ve tarihsel olarak saptanmış bir olgu. Ancak ABD, 2008 krizinin üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına karşın, büyümeye devam ediyor, ama neyin karşılığında? Ülkenin (ve dünyanın) tarihinde görülmemiş düzeyde bir borçlanma sayesinde.

2008 yılından bu yana küresel ekonominin borç yükü yaklaşık yüzde 40 artarak 250 trilyon dolara ulaştı. Bu borçlanmayı olanaklı kılan da başta Japonya ve ABD olmak üzere sanayileşmiş ülke merkez bankalarının krizin olumsuz etkilerini yumuşatmak için uyguladıkları parasal genişleme politikası oldu:  Bir istatistiğe göre ABD, Japonya, AB, İngiltere ve İsviçre  gibi ülkelerin merkez bankaları son 10 yılda 2,5 trilyon dolar eşdeğeri fiktif para yarattılar ve havadan yaratılan bu para, yatırım araçlarının fiyatlarını bugüne dek görülmemiş boyutlarda şişirdi.

2018 yılına girilirken hisse senetlerinden hazine bonolarına, bitcoin gibi sanal para birimlerinden ETF olarak bilinen menkul varlık endekslerine kadar bütün finansal yatırım araçları aşırı derecede değerlenmiş durumda.

Sonuç olarak yeni yılın büyük sorusu bu görülmemiş büyüklükteki finansal balonun  2018 bitmeden patlayıp patlamayacağı; eğer balon 2018'de patlamazsa, 2019'daki bir patlama 2018'de yaratacağı hasarin kat be kat fazlasını yaratmaya aday.

ABD'de Trump ekonomisi bu balonun patlamadan kontrollü bir biçimde etkisiz hale getirilmesini sağlayabilecek mi? 2017'deki bütün pembe istatiksel verilere karşın, bu kolay gerçekleşebilecek bir senaryo gibi görünmüyor.

Şöyle ki, ABD'de 2017 sonunda kabul edilen yeni vergi yasası, kurumlar vergisini yüzde 35'ten yüzde 21'e indirdi; umulan büyük firmaların vergiden kurtardıkları karlarını yeni yatırımlara yönelterek istihdam ve dolayısıyla ekonomik büyüme yaratmaları. Ancak evdeki hesabın çarşıya uymaması çok güçlü bir olasılık: Vergiden kurtarılan fonların büyük bir bölümü, büyük firmaların borsadaki  kendi hisselerinin satın alınması ve böylece şirket bilançolarında görülen karlılığın kağıt üzerinde şişirilmesi ve böylece şirket yöneticilerinin prim ve ikramiyelerinde daha büyük artışlar elde edilmesi için kullanılacak gibi görünüyor; en azından ABD'deki ekonomistlerin önemli bir bölümünün tahmini bu yönde.  Öte yandan, sanayileşmede ivmesi giderek güçlenen otomasyon süreci nedeniyle, vergiden kurtarılan fonlar yatırıma yöneltilse bile, hatırı sayılır bir istihdam, artışının sağlanması oldukça kuşkulu görünüyor.

Bu yeni vergi yasası, ABD'nin halen 20 trilyon dolar düzeyinde olan ulusal borcuna gelecek 10 yıl içinde 1,5 trilyon dolar daha ekleyecek.  Ama ABD'nin borçlanmasındaki büyüme bununla sınırlı kalacak gibi görünmüyor: Eğer Trump vaad ettiği  ülke çapında alt yapı yenileme yatırımlarını hayata geçirmeye karar verirse, bu yatırımlar için önemli miktarda borçlanmak zorunda kalacak. Ama ne miktarda, tahmin etmesi zor.

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin'e gelince, daha önce de değinildiği gibi Çin'in en büyük sorunu kayıtdışı bankacılık nedeniyle kaygı verici derecede büyümüş olan borçluluk oranının bir ekonomik durgunluğa yol açması.

Ama 2018'de Çin'in önünde gerçekleştirilecek daha önemli bir hedef var: Yuan'ın uluslararası ticarette doların egemenliğine son verebilmesi, olmazsa en azından Yuan üzerinden yapılan uluslararsı ticareti artırmak.

Bu amaçla Çin, 2017 Eylül'ünde, uluslararası petrol ticaretinde kullanılmak üzere derhal altına tedavül edilebilen Yuan cinsinden kontratları Şanghay borsasında işleme koymaya başladı. ABD dolarını, dolayısıyla ABD bankalarını, dolayısıyla ABD yönetiminin yaptırım gücünü uluslararası petrol ticaretinden dışlayan bu düzenleme sadece İran ve Rusya değil, Afrika ülkeleri tarafından da epey rağbet görecek bir tercih oluşturacak gibi görünüyor.

2018'de uluslararası finans sistemine en büyük tehditin bitcoin ve ethereum gibi sanal para birimlerinden geldiğini söylemek yanlış olmaz. ABD'den Avustralya'ya, Hindistan'dan İngiltere'ye kadar pek çok ülkenin finans piyasalarının düzenlenmesinden  sorumlu yetkilileri, sanal para birimi yatırımcılarını uyararak bu yatırım araçlarının güvenli olmadığını vurguladılar.  En önemli uyarı ise dünyanın en önemli iki finans başkentinden biri olan Londra'dan geldi: İngiltere'nin Finansal İşlemler Kontrolörü Andrew Bailey lafı hiç eğip bükmeden BBC televizyonunda şunları söyledi: "Eğer bitcoin'e yatırım yapmak istiyorsanız, bütün paranızı kaybetmeye hazır olun."

Uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılarından kara para aklayıcılarına kadar pek çok yasadışı kişi ve grubun kullandığı sanal para ticareti 2018'de bir şekilde yasal bir düzenleme altına alınacak gibi görünüyor. Korkulan, 2017'de 800 dolardan 20,000 dolara yükselen bitcoin'in yarattığı balonun bu düzenleme yapılmadan önce patlaması ve bir çok yatırımcının iflas etmesi. Sanal para ticaretinin gelişimini izleyenler,  bitcoin yatırımcılarının bir çoğunun yüklü miktarda borçlanarak bitcoine girdiğini belirtiyorlar. Yani bitcoin bir çökerse, yatırımcılara borç verenler de iflas edecek...

Japonya ve AB merkez bankalarının son açıklamaları dikkate alınırsa, her iki kurum da en azından 2018'in ilk aylarında sıkı para politikasına dönüş yapmayı planlamıyorlar. Ama Avro bölgesinde ciddi bir kriz, İtalya'da seçim sonrasında bu ülkenin Avro'yu terkedip ulusal para birimi liret'e dönüş kararı alması halinde patlak verebilir, bu da ilkbaharda yapılacak seçimleri kimin kazanacağına bağlı olarak gündeme gelebilecek bir tehlike.

Ama 2018'de küresel ekonomiye en büyük tehdit  ABD ile Çin arasındaki bir ticaret savaşı olasılığından geliyor. Trump, Kuzey Kore veya Çin'in askeri yayılmacılığı veya Çin'in kur politikalarını bahane ederek Çin'le ülkesi arasındaki ticareti gümrük duvarlarıyla sınırlamaya kalkarsa, Çin'den başlayacak ciddi bir ekonomik  bunalımın bütün dünyaya yayılması önlenebilecek gibi görünmüyor.

(Bitti)

Cengiz İzmirli (mahlas)

İlk bölümü okumak için tıklayın

İkinci bölümü okumak için tıklayın

Üçüncü bölümü okumak için tıklayın