ODTÜ ve Boğaziçi'ni 12 Eylül öldürdü

08 Ocak 2018 Pazartesi  |  MENTOR

ODTÜ ve Boğaziçi aslında ABD tarafından kurulmuş veya kurdurulmuş mali ve manevi destek sağlanmış misyoner okulları. Amaç Türkiye'yi Amerikan sisteminin bir alt bileşeni yapmak, kısacası köleleştirmek.

Ama her ikisi de kurucularının elinde patlamış, özellikle 68 kuşağı ile birlikte yükselen değer haline gelen evrensel sol değerleri ulusal olarak yorumlayan fikir akımlarının bağımsız ve özgür Türkiye fikrine ev sahipliği yapmışlar.

Ancak 12 Eylül'de her yerde olduğu gibi ODTÜ ve Boğaziçi'nde de işler değişmiş ve onların çocuklar yarım kalan işleri tamamlamaya girişmişler (ABD Konsolosu'nun 12 Eylül için bizim çocuklar başardı dediğini hatırlatmak isterim).

ODTÜ ve Boğaziçi de bu şekilde dizayn edilmiş ve bu defa sistemin Amerikanlaşmasında yerel ortak konumu almışlar.

Sadece İngilizce bilmek üzerine kurulmuş bir akademik ve mesleki yeterlilik olmaz, olsa olsa yerel işbirlikçilik olur bu ülkede ODTÜ ve Boğaziçi mezunu liderler, halk önderleri, fikir adamları, filozoflar var da biz mi görmüyoruz?

Son 30 yılda ODTÜ ve Boğaziçi özel sektörü yönetiyor ama özel sektörün hali ortada. İlkel teknoloji ile üretim yapan global marka yaratamamış, sadece yabancı ortaklarına ülkenin rantını aktaran bir kara delikten öteye geçemiyor.

Dediğim gibi, 12 Eylül sonrası sistemi Amerikan alt parçası haline getirmenin bir parçası olarak sadece "İngilizce bilmek"den ve "Beyaz Türk" olmaktan oluşan bir özel sektör kastı oluşturulmuş ve bunun temsilcileri de ODTÜ ve Boğaziçi olmuş. Elbette çok iyi paralar kazanmışlardır ama benzer alanlarda oluşan ve bunun benzeri seçkinliğe oluşan tepkiyi yöneterek iktidar olmuş siyasi hareketin lideri "Bu ülke ve bu milletin değerlerine yaslanamadığı için küresel bir marka haline gelme çabalarında da hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır... " deyince kimse alınmasın çünkü tespit doğrudur.

AKP seçkinler yapılanmasına karşı tepkisel bir hareket olarak doğmuştur ve tepkisel hareketler genelde günlük yaşar, eksiklikleri olur ama bu AKP  öncesinin çok kötü olduğunu değiştirmez. AKP tüm eksikliklerine rağmen yereldir, ulusaldır ve bu yönleri ile sarkastik şekilde 12 Eylül öncesi  ODTÜ ve Boğaziçi'nin ev sahibi yaptığı fikirlerle benzerlik taşır.

Rıdvan Dilmen'i sevmem, şiddet içeren her türlü siyasi hareketin de yanlış olduğuna inanıyorum ama parkasız Deniz Dezmiş benzetmesi hiç yabana atılır bir benzetme değil.

Elbette burada amaçlanan şey Batı'dan bilim ve teknoloji almayalım değil, alalım ama kimliğimizi de koruyalım, kötü Batı taklidi ile bu ülke değerlerinin bedavaya yabancı ceplere aktarılmasında işbirlikçi olmayalım.

Güney Kore gibi, Japonya gibi, Çin gibi olalım bilim ve teknolojide Batılı ama kimliğimiz doğulu veya olduğu gibi kalsın.

Atatürk'ün öngördüğü ve arzu ettiği sistem de budur, yoksa dil bilmek üzerine dayalı, bu ülke için hiç bir şey yapmamış çoğu ilk fırsatta Batı'ya kapağı atmayı düşünen atamayanları yerli işbirlikçi olarak kalmış bir kastik yapının Atatürk'le çağdaşlıkla falan ilgisi yoktur.

Zaten devletteki hakim kültürün yerelleşmesiyle birlikte ODTÜ ve Boğaziçi giderek "kullanıma" elverişli olmaktan çıkıyor onların yerine çok iddialı vakıf üniversiteleri oluşan misyoner boşluğunu dolduruyor.

Sizin tanıdığınız ODTÜ ve Boğaziçi 12 Eylül 1980'de öldü. 

Not; Çok sevdiğim ODTÜ'lü ve Boğaziçi'li dostlarım var, hepsi mükemmel insanlar bu yazılanların hiçbiri bireysel olarak ODTÜ ve Boğaziçi'liyi ifade etmez, bu bir bir sistem eleştirisidir bireyselleşmez.

Her genellemenin istisnası vardır bireysel örnekler yazılanların yanlış olduğunu göstermez bahsedilenler genel trendlerdir mesela 12 Eylül öncesi ODTÜ sol fikirlere ev sahipliği yapmıştır, bu sağcı ODTÜ'lü yok anlamına gelmez ama 12 Eylül öncesi ODTÜ genelde sol kimliğe sahiptir önermesi de doğrudur.