'Cezaevine konulan gazeteciler günü'

10 Ocak 2018 Çarşamba  |  GÜNLÜK

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, yılın ilk toplantısını 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde Silivri Cezaevi ile diğer cezaevlerinde tutuklu gazetecilere destek vermek amacıyla Silivri'de yaptı.

Toplantıda yapılan konuşmalarda, gazetecilerin sorunları dile getirildi ve tutuklu gazetecilerin bir an önce tahliye edilerek mesleklerini sürdürme olanağına kavuşmaları istendi.  

Silivri Yaşar Kemal Kültür Merkezi'ndeki toplantıda Basın Konseyi Yüksek Kurulu üyeleri ve tutuklanıp serbest kalan gazeteciler ile halen tutuklu olan gazetecilerin aileleri de katıldı. 

Toplantının açılışında konuşan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, "Gazeteciler 57 yıl önce 10 Ocak'ta 212 sayılı yasanın hayata geçmesiyle yaşamsal ve sosyal haklarına kavuşmuştu. Yıllar içinde bu hakları kaybetmeye başladık. Ama geldiğimiz bu noktada 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bugün için Çalışamayan Gazeteciler günüdür. Çalıştırılmayan gazeteciler günüdür. Hapse konulan gazeteciler günüdür. Binlerce, on binlerce gazetecinin işsiz kaldığı gündür. Sendikalaşmanın yok edildiği gündür. Ailelerin acı içinde evde beklediği gündür. Babalarını göremeyen çocukların hapisten babalarının çıkacağı özlemiyle yaşadığı gündür" dedi.

Konuşmasında Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı davaya da değinen Türenç, "Davanın son duruşmasında yine tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verildi. Türkiye'nin dünyadaki bu konudaki liderliği yine perçinlendi. Mahkeme son duruşmada anlaşılamaz bir kararla bir sonraki duruşmayı Silivri Yerleşkesi'ne aldı. 9 Mart 2018'de duruşma görülecek. Bunu da kabul etmiyoruz. Çünkü adil yargılanma hakkının vazgeçilmez unsuru olan, yargılamanın aleniliği ilkesinin pratikte hayata geçmesi, ilgilenen herkesin duruşmayı takip edebilmesi ve bu imkana kavuşması asıldır. Duruşmanın ücra bir yerde değil İstanbul'da görülmesini talep ediyoruz "diye konuştu.

"Yargısal işkence"

TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Hüsamettin Cindoruk ise "Düşünce suçları dediğimiz fikir ve ifadeyi özgürce dile getirme hakkının ihlalinden söz açıyoruz. Bugün cezaevinde uzun süredir tutuklu bulunan arkadaşlarımızın uzun tutukluluk sürecinden ötürü şikayetleri var. O şikayetleri paylaşıyoruz ama durum sadece o değil. Bugün bu arkadaşlarımıza yapılan, bu düşünce adamlarına yapılan yargısal işkencedir. Buna alışmamız çok yanlıştır buna alışamayız. Buna alışırsak demokrasimizin içinde bulunduğu sıkıntıları arttırırız. Demokrasimize kimse güvenmez. Bugün, Avrupa Birliği ile açılan makas Avrupa Konseyi ile açılan makas, bizim bu alışkanlığımızın, alışmamızın bir sonucudur. Hep beraber, herkesin iktidar partisi Cumhurbaşkanı dahil hepimiz fikir ve ifade özgürlüğü ile uluslararası değerlerde anlaşmak zorundayız" dedi.

Cumhuriyet Gazetesi davasında tutuklu bulunan Akın Atalay'ın eşi Adalet Atalay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle toplantıda olmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, "Pınar hanımın dediği gibi artık çalışan değil çalıştırılamayan gazeteciler günü diye anmaya başlayacağız. İstatistiki bilgeler Türkiye'nin medya özgürlüğü bakımından dünyada 154'üncü sıralara geldiğini gösteriyor. Sınır Tanımayan Gazetecilerin yaptığı açıklamaya göre..." dedi. 

"İtirazım var"

Cumhuriyet Gazetesi davasında geçtiğimiz yıl temmuz ayında tahliye olan çizer Musa Kart da tahliye olduktan 5 ay sonra ilk kez Silivri'ye geldiğini ifade ederek, "Duygularımı tarif etmekte zorlanıyorum. Sevgili kardeşlerim Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık'ın haksız, hukuksuz biçimde bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutulmalarına itirazım var. Ama itirazım aynı zamanda sadece muhalif oldukları için siyasetçilerin, akademisyenlerin ve gazetecilerin zindanlara atılmasına.." dedi.

Toplantıda ayrıca, Cumhuriyet Gazetesi davasında tahliye edilen Önder Çelik ve Emre İper de söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdi. 

Toplantı sonunda gazetecilerin gününü kutlayan Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar da Silivri'nin cezaevi ile anılmasından üzüntü duyduklarını belirterek, "Ama ben inanıyorum. 'Top yere vurmadan zıplamazmış' derler. Topun yere vurduğu yer olarak ta anılacak Silivri.. Biz dokuz yıldır bu hüznü, bu kederi burada yaşıyoruz. Her seferinde yargılamaların başladığı günden bu yana haksızlıkların, adaletsizliğin bulunduğu yer olarak belki anıldı Silivri. Ama biz bu kavramla mücadele etmeye devam ediyoruz. Silivri aslında hiç böyle bir yer değilken o anlama eş tutulmaya çalışıyor. Bunu bir anlamda kullanacağız. Böyle olmadığı bir yer olarak anılacak." dedi.
 

(Basın Konseyi)