Fenerbahçe'nin seçimi

18 Ocak 2018 Perşembe  |  MENTOR

Malum Fenerbahçe'de seçim yaklaşıyor, temiz, dürüst ve üzerine gölge düşmemiş coşkulu bir seçim süreci hepimizin en büyük dileği, sonucunda kazanan Fenerbahçe olacak.

Ancak seçimin sağlıklı olmasını sağlamamız için bazı koşulların yerine getirilmesi gerekir.

1- Fenerbahçe Kulüp+AŞ yaklaşık 800 milyon TL. yıllık ciroya ulaşmış bir ticari varlık, çok sayıda tedarikçisi olmalı, bu tedarikçiler (şirket isimleri ve bunların ortağı gerçek kişiler) seçimden önce tek tek açıklanmalı. Bir şekilde bu insanlar salt Fenerbahçeli değil Fenerbahçe'den menfaat sağlıyorlar ve söyledikleri düşünceleri objektif değil, Fenerbahçe camiası bu insanları tanımalı, fikirlerini ona göre dinlemeli.

2- Bir de şu meşhur kulübün yöneticilere olan borçları var, benim oldukça kafamı karıştırıyor çünkü Fenerbahçe 3 Temmuz gibi bir süreç yaşadı, Ali Koç, Ferit Şahenk, Nihat Özdemir Sow'un bonservis bedelini ödeyip kulübe bağışladılar. Adını haine çıkardığımız  Gökhan Gönül bile Fenerbahçe Futbol A.Ş.'nin  sermaye artırımına katıldı. Hal böyle iken Fenerbahçe'yi bizzat yöneten bu insanlar bu paraları 3 Temmuz gibi bir süreçte neden Fenerbahçe'ye bağışlamadı? Gökhan Gönül bile Fenerbahçe Futbol A.Ş. sermaye artırımına katılırken, yeterli katılımcı olmadığı için Fenerbahçe şirketleri bile hisse alırken  bu yöneticiler neden bu parayı sermaye artırımına katılım için kullanmadılar?

Ayrıca bu borçlar kulübe ne zaman, nasıl, ne için ve hangi banka aracılığı ile verilmiş, açıklanmalıdır.    

Seçimden önce hatta yarın bu yöneticiler bu paraları Fenerbahçe Spor Kulübü'ne bağışlamalı bağışlayacaklarından da endişem yok.

Bu alacakların nasıl oluştuğu ve neden kulübe bağışlanmadığı önemli çünkü -Fenerbahçe'de olmuyordur ama- bu paralar fiktif üyelikler ve aidat finansmanı için kullanılıyor olabilir. her halükarda 3 Temmuz'da kulübe bağışlanmış olması gereken bu paralar hemen kulübe hibe edilerek bu soru işareti oluşturan durum seçimden önce ortadan kaldırılmalıdır.

Bir başka konu daha var, Aykut Kocaman, demiş ki; "güzel oyun ne anlamıyorum, kazanan oyun önemli"...

Ben sıklıkla Aykut Kocaman'ın gerçeklikle bağının koptuğunu ve kafasında kurduğu bir dünyada yaşadığını düşünüyorum yoksa böyle bir şeyi nasıl söyler.

Sayın hocam; Fenerbahçe tarikat biz de senin müritlerin falan değiliz, biz ortalama yaşamları olan senin gibi milyon dolarları falan olmayan basit insanlarız, eğlenmek için büyük alternatiflerimiz yok. Elbette biz Fenerbahçe'yi seviyoruz ama bu futbol daha çok yoksullar için bir gösteri, çoğu insan  ekmeğinden artırıp maça gidiyor veya yayıncı kuruluşa abone oluyor amaç sevdiği takımın oyununu izleyip dünyadan bir kaç saat uzaklaşıp güzel vakit geçirmek. 

Düşünsene bir inşaat işçisi olduğunu (düşünemediğin açık) bütün gün deli gibi çalışmışsın, akşam Fenerbahçe'nin maçı olduğunu düşünerek motive oluyorsun, yevmiyenden ayırdığın bir kaç kuruş ile  akşam yayın olan bir yere gidip takımını izleyecek ve onun oyunu ile bir kaç saat hoş vakit geçireceksin, ondan sonra da bir kaç saat maç sohbeti yarın daha katlanılabilir olacak ve bir başka Fenerbahçe maçını bekleyerek işine motive olacaksın.

O da ne; dinlenmek için oturduğun sandalyende henüz birandan bir yudum almışken şok oluyorsun çünkü sahada seyredecek hiçbir şey yok sana saygı duymayan, sana değer vermeyen, senin o sandalyede oturuyor olmanı zerre anlamayan bir Hoca ve bir kısım ruhunu kaybetmiş oyuncu maç bitse de gitsek diye 90 dakika boyunca  her dakika daha kötü her dakika çirkin bir şeyler yapıyor ve sen o sandalyede geldiğinden daha yorgun, daha kötü, daha az yaşam sevgisi ile bir çok arkadaşınla yatakhane olarak paylaştığın barakaya dönüyorsun.

Sevgili hocam o Fenerbahçelinin o gece ve onlarca gece hakkını çaldığın için çok ama çok üzülmelisin ama gördüğüm kadarı ile ne onun orada oturduğunun ne de yaşama Fenerbahçe ile tutunduğunun farkında değilsin. Köy Enstitüsü kökenli bir öğretmenin oğluna hiç yakışmadı be hocam...