Ali Koç'u dinlerken...

19 Ocak 2018 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Fenerbahçe'de başkanlık yarışı mayıs ayında yapılacak ama kulüp şimdiden "seçim sathı maili"ne girmiş görünüyor.

Başkan adaylarından Ali Koç, adaylığını açıklamasından sonra herhalde en kalabalık topluluğa dün akşam Kalamış'ta bir otelde düzenlenen toplantıda seslendi.

Bir yanlış anlamaya yol açmamak için, kendisine oy vermeyi düşünen bir kulüp üyesi olduğumu baştan belirterek izlenimlerimi paylaşmak istiyorum:

Toplantı Koç tarafından değil, kendisinin adaylığını destekleyenler tarafından düzenlenmişti, orada konuşmacı olarak bulunuyordu.

Toplantının başlangıç saati 19.07 olarak duyurulmuştu ama bir saat öncesinden oteli otoparkı çoktan dolmuş, Koç'u dinlemek isteyenler gelmeye başlamıştı.

Sunuculuğunu Selçuk Yöndem'in yaptığı gecenin iki sürpriz konuğu vardı: Koç'un ilkokul öğretmeni Süheyla Ercivan ve onun Fenerbahçeli olmasını sağlayan Koç Holding çalışanı Kamer Kaya. İkisi de büyük alkış aldı ama özellikle Kaya'ya bol bol tezahürat yapıldı.

Koç'un adaylığının belli olmasından, daha doğrusu yönetimden ayrılmasından sonra izlediği bir taktik var: Başkan Aziz Yıldırım'ı açıkça kesinlikle eleştirmiyor. 

Ama bu sadece taktik değil galiba...

Çünkü dünkü toplantının asıl teması "Fenerbahçe ruhununun yeniden canlanması"ydı ve anlaşıldığı kadarıyla Koç kavgalı bir ortamda gidilecek seçimin Fenerbahçe'ye -ve kendisine- zarar vereceğini düşünüyor ya da öyle düşünüyor görünüyor.

Ali Koç'un konuşması -kanımca- biraz uzun ve dağınıktı ama öz olarak Fenerbahçe'nin Türkiye'de ve uluslararası alanda gücüyle orantılı bir yere gelebilmesi için silkinişe geçmesi gerektiğini anlattı. Slogan da, tribünlerin çok kullandığı bir tezahürattan alınmıştı: Tam zamanı şimdi!

Evet, kavgadan ve polemikten uzak durmaya özen gösteriyor, Yıldırım'ı açıkça eleştirmiyor ama dün bazı dokundurmalar da yapmadı değil.

Örneğin, kulüple taraftarın arasının açık olduğunu, bu yüzden tribünlerin boş kaldığını söyledi ve yönetimi eleştirdiği gerekçesiyle bazı taraftarların kombinesinin iptal edildiğini belirtti.

Gecenin en çok alkış alan anı ise, Koç'un konuşmasından önce ekrana gelen "birlik beraberlik" temalı sunumda Alex de Souza'nın görüntüsüydü.

Öyle görünüyor ki, Koç  ve ekibi sadece masa başında çalışmıyor, taraftarın nabzını da tutmayı başarıyor. Konuşmanın büyük bölümünün taraftarların kendi arasında konuştuğu sıkıntılara, sorunlara ayrılması da bunu gösteriyor.

Organizatörlere göre 1350, kişisel tahminime göre 1200 civarında kişinin katıldığı toplantıya gelenler heyecanlı ve umutlu bir ruh hali içindeydi. En çok yapılan tezahürat ise, "Fenerbahçe bizimdir bizim olacak, Ali Koç başkan olacak, güneş doğacak"tı. Koç bir ara, bu tezahüratta isminin geçmesinden hoşlanmadığını, yerine "hepimiz" anlamına gelebilecek bir kelime konulması itirazı bulundu ama gür sesli, esprili bir taraftar tartışmaya o anda nokta koydu: Başkan, sen karışma. Böyle güzel!

Özetle Koç'un adaylığının taraftarın en azından bir bölümünde heyecan, hareket ve umut yarattığı kesin, kendisi de başkanlık görevine ekibiyle iddialı bir şekilde hazırlanmış izlenimi veriyor.

Peki, sonuç ne olur?

Olağan Kongre'ye daha dört ay var, köprünün altından daha çok su akar, bence hiçbir adayın seçimi şimdiden çantada keklik görmemesi gerekiyor. Hatta, Koç'un kesinlikle kazanacağını söyleyenlerin tersine bugün itibarıyla Yıldırım'ın biraz daha şanslı olduğunu düşünüyorum.

Bir yanda yaklaşık 20 yıldır kulübü yöneten, tesisleşmede önemli adımlar atan, erkek basketbolda Avrupa şampiyonluğunu getiren, amatör sporlara büyük önem veren ama yeterince sportif başarı yakalayamadığı gerekçesiyle taraftarın bir bölümünce eleştirilen Yıldırım var.

Diğer tarafta ise, nispeten genç, taraftarın bir kesimince çok sevilen, Fenerbahçe'yi kurumsal kimliğe kavuşturma, uluslararası alanda sportif başarıyı yakalama iddiasındaki Koç var. O da taraftarın bir kesimince deneyimsiz olduğu, kulübü holding gibi yöneteceği, fazla zaman ayıramayacağı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Sonucu tahmin etmek güç ama Koç'un da dediği gibi " Kongrenin, Fenerbahçe tarihinin en yüksek katılımlı, en çekişmeli kongresi olacağı" kesin görünüyor.