Boş vakitler

25 Ocak 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

25. saat demiştim yıllar yıllar önce.

Kendinize dair, kendinize özgü bir şey katmak istiyorsanız hayata, mutlaka 25. saatiniz olmalı 24 saatlik günde demiştim.

Kayıp 8 saatlerin peşindeyim şimdi.

Ne demek kayıp 8 saatler dediğinizi duyuyorum.

8 saatlik iş gününü elde var diye tutalım ve yanına olması gereken ama olup olmadığını, her bir insanın ancak ve yalnız kendinin bileceği, 8 uyku saatini de ekliyelim. Şimdi elimizde 24 saatlik her bir günün 16 saati var. Konumuz arda kalan 8 saat.

Ne yapıyoruz, ne yapıyorsunuz, ne yapıyorlar bu 8 saate.

Kayıp 8 saat dediğim işte bu. Aklınıza yattı, yatmadı bilmiyorum ve devam ediyorum. Bu benim insanlık adına kayıp diye nitelediğim 8 saatin izini sürmeye.

Eğer her bir kişi, yaşamak için iş adı altında harcadığı 8 saatin ve uykuya ayrılan diğer 8 saatin dışındaki 8 saate dişe dokunur iyi bir iş ( para kazanmak için değil ama bunun sonucunda ele geçebilecek paradan da çok fahiş olmaması kaydı ile çok da itirazım yok ) yapsa idi, memleketimiz, memleketler, dünya ve hayat bu kadar kötü olur muydu, olabilir miydi?

Demek ki neymiş. Evvel emirde, hiçbir kimsenin boş vakti olmaması gerekirmiş ama gelin görün ki, öğretmeni ve annesi babası bile ' boş vakitlerinde' ne yapıyorsun sorusu ile iğdiş ediyor ta çocuk yaşlardan başlayarak insanı.

Ve bu, öyle bir cendere ki kaçınılmaz bir şekilde kazınıyor küçücük zihinlere, okumak, kitap okumak, boş vakit işidir. Flüt gitar keman çalmak boş vakit işidir. Kara kalem pastel sulu yağlı boya resimler yapmak, boş vakit işidir. Daha da beteri oyun oynamak gibi; çocuklar için en değerli  kabul edilen et bal yumurtadan daha değerli bir besin olan şey de boş vakit kategorisine konuluyor.

Oyunu boş vakit öldürmek diye kabul ettirilen bir çocuktan,sağlıklı kendine armağan bir hayat beklemek ne kadar doğru olabilir sorun bir kendinize.