Kuzey Kutbu'ndan geliyorum

30 Ocak 2018 Salı  |  MG ÖZEL

Küçük havaalanından sadece 10-15 metre ötede motorları çalışır durumda bekleyen otobüslere gidinceye kadar geçen bir kaç saniyede insan yüzüne üst üste tokat yemiş gibi oluyor, vücudu kaskatı kesiliyor.

"Kahramanlık" yapıp dağıtılan özel giysileri henüz giymeyenler, üzerlerindeki "normal" kışlık pantalon ve montların sanki gazete kağıdından yapılmışcasına etkisiz olduğu hissine kapılıyor, aman Allahım bu nasıl soğuk böyle, resmen "kutup".. Hayır, abartma ya da şaka değil zaten burası o anda bizi eksi 38 dereceyle karşılayan "Kuzey Kutbu".

Rusya'nın doğal gaz devi Gazprom'un Türk gazetecilere düzenlediği üç günlük gezi için Novıy Urengoy'dayız, yani "gazın başkenti"nde. Novıy Urengoy, Rusya'nın kuzeyinde bulunan Yamal - Nenets Özerk Bölgesi içinde yer alan küçük bir şehir. Yerli Nenet halkının dilinde "dünyanın sonu" anlamına gelen Yamal gerçekten de o coğrafyada  "son nokta", daha ötesi, ana karayla bağlı herhangi bir başka toprak parçası yok. Kuzey Kutup Dairesi'nin bulunduğu bölgede bitmek bilmek bilmeyen tundra insanda "beyaz çöl" hissi uyandırıyor.

Ama burasının asıl önemi, dünya doğal gaz üretiminin yüzde 17'sini tek başına karşılayan Gazprom'un üretiminin yüzde 72'sini sağlayan bir doğal kaynak cenneti olması. Beş bin kilometreden fazla bir bölgeye yayılan Urengoy'da sadece doğal gaz değil, doğal gaz kondensatı ve petrol de üretiliyor. Bir fikir vermesi açısından, bölgede bulunan 22 doğal gaz arıtma tesisinden bizim gezdiğimiz 16 numaralı istasyonun, Türkiye'nin geçen yıl Rusya'dan aldığı 28 milyar metreküp gazdan fazlasını tek başına ürettiğini söylemek yeterli olacaktır.

Gazprom'un bu geziyi düzenlemesinin-görünürdeki- nedeni hem 2019'da tamamlanacak Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı'nı tanıtmak hem Rusya'nın sahip olduğu doğal gaz tesislerini yabancı medyaya göstermek hem de ne kadar zor koşullar altında çalışıldığını göstermek.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2014 yılı sonundaki Ankara ziyareti sırasında ilk kez gündeme getirdiği Türk Akımı'nın önceleri dört hattan oluşması planlanıyordu ama zaman içinde hatların sayısı ikiye indi. 930'ar kilometre uzunluğundaki hatlardan yılda taşınacak 31.5 milyar metreküp doğal gazın yarısını Türkiye kullanacak. Aslında Rusya, siyasi sorunlar yaşadığı Ukrayna'ya gazın Avrupa ülkelerine ulaştırılmasında bağımlılıktan kurtulmak için Güney Akımı Doğal Gaz Hattı'nı yapmak istemişti, ancak Avrupa Birliği'nin (AB) engellemeleri nedeniyle vazgeçmek zorunda kaldı ve onun yerine Türk Akımı'nı gündeme getirdi.

İkinci hattan taşınacak 15.7 milyar metreküplük gazın sahibi ise henüz belli değil; Rus yetkililer Bulgaristan'ı işaret ediyor ama o zaman "Hat neden Bulgaristan'a uzatılmıyor"  ve "Güney Akım'la kendisine doğrudan gelecek gazı reddeden Bulgaristan şimdi neden Türkiye üzerinden gelecek gazı hem de daha pahalıya alsın" soruları yanıtsız kalıyor. Bazı enerji uzmanları, AB'nin engellemeleri nedeniyle Rusya'nın o gazı Avrupa'ya satamayacağını, dolayısıyla iki hattan gelen gazın tamamının asıl müşterisinin Türkiye olacağını ileri sürüyor.

Şu an için ilk hattın yapımının yaklaşık yarısısı, yani 530 kilometresi tamamlanmış durumda. Dünyanın en büyük boru döşeme gemisi Pioneering Spirit tarafından yapılan çalışmaların bir özelliği de, deniz altında iki kilometreyi aşan derinlikte 81 çap büyüklüğünde ilk kez boru döşenmesi.

Türkiye Rusya'dan şu anda yıllık kapasitesi 16 milyar metreküp olan Mavi Akım yoluyla ve yıllık kapasitesi 14 milyar metreküp olan Batı Hattı üzerinden gaz alıyor. Burada ilginç bir nokta var: Ukrayna üzerinden gelen Batı Hattı'nın kontrat süresi 2021 yılında doluyor ve kontrat doluncaya kadar Türk Akımı'nın onun yerini alması, yani gazın başka güzergahtan taşınması öngörülüyor. O tarih geldiğinde üç çok farklı senaryo gerçekleşebilir: Birincisi, yeni bir kontrat imzalanmazsa Türk Akımı boşuna yapılmış olur ve Türkiye sadece Mavi Akım üzerinden gaz alır. İkinci seçenek Türk Akımı kontratı imzalanır ve Mavi Akım'la birlikte Türkiye iki hattan Rus gazı alır. Son senaryoda ise, Batı Hattı'na da yeniden gaz verilirse Türkiye'ye üç ayrı yoldan Rus gazı ulaşmış olur.

Gazprom yetkilileri, Türk gazeteciler için düzenledikleri basın toplantısında, Türk Akımı'nın ne kadar önemli ve hayati olduğunu göstermek amacıyla karşılaştırmalı bazı rakamlar verdi. Enerji uzmanları daha iyi değerlendireceklerdir ama Gazprom yetkililerinin yaptığı hesaplamaya göre Türk Akımı'nda taşınacak 31.5 milyar metreküp gazla 15 milyon hanenin yıllık enerji ihtiyacı karşılanacak. Bu rakamın, 126 bin rüzgar türbininin ya da 39 nükleer santralin ya da 370 LNG tankerinin taşıyacağın enerjiye eşit olacağı söyleniyor.

Gazprom'a "doğal gaz devi" denilmesi boşuna değil; geçen yıl 513 milyar metreküp gaz üreten şirketin neredeyse yarım milyon çalışanı var. Ziyaret ettiğimiz Urengoy bölgesi ise, 12 trilyon metreküplük kapasitesiyle dünyanın ikinci, Rusya'nın en büyük doğal gaz rezervi. Şirketin sahip olduğu toplam rezerv 36 trilyon metreküp, boru hatlarının uzunluğu ise 170 bin kilometre.

Gazprom'un Avrupa ülkeleriyle ilişkilerden sorumlu yetkililerinden Sergey Turkin'in verdiği bilgiye göre, şirket geçen yılın ilk dokuz aylık döneminde Avrupa Birliği üyesi ülkelere toplam 141 milyar metreküp doğal gaz satmış. Bu rakam, ikinci büyük tedarikçi olan Norveç'ten yüzde 75'inden fazla.

Söz rakamlardan açılmışken, Türkiye pazarının Gazprom açısından taşıdığı önemi hatırlatmak gerekiyor. Şirketin en büyük alıcısı yılda yaklaşık 50 milyar metreküp gaz ithal eden Almanya, onu yaklaşık 24 milyar metreküple Türkiye izliyor, hemen ardından İtalya geliyor. Dolayısıyla, Almanya'yı yakalaması zor olsa da Türkiye uzun süre Gazprom'un en büyük ilk üç alıcısı arasında bulanacak görünüyor.

Peki, Türkiye'nin doğal gaz ihtiyacının neredeyse yüzde 60'ını tek başına karşılayan ve görünür gelecekte tahtını kaybetmesi söz konusu olmayan Gazprom'un 40'a yakın Türk gazeteciyi kendi özel uçağıyla Kuzey Kutbu'na götürmesi ve üç gün boyunca olabilecek en iyi şekilde ağırlamasının gerçek nedeni neydi acaba?

İlginç olan şu: Türkiye ile Rusya arasında doğal gaz konusunda önemli bir sorun bulunmadığı gibi Gazprom da Türkiye'de bir imaj sıkıntısı yaşamıyor. Bu durumda şirket ya Türkiye pazarındaki güçlü konumunu sürdürmek için uzun süreli bir tanıtım planının aşaması olarak Novıy Urengoy'a gezi düzenledi ya da bilmediğimiz başka bir nedenden ötürü

"Gazprom City"

"Kutup dairesi" içinde yer alan Novıy Urengoy, bölgede hidrokarbon kaynaklarının keşfedilmesi üzerine yaklaşık 40 yıl önce kurulmuş 120 bin kişilik bir kent. Buraya "Gazprom City" demek hatalı olmaz çünkü kentteki hemen hemen her kurum, hatta okullar bile, bir şekilde şirketle ilgili. 12 bin çalışanı olan Gazprom Dobıça Urengoy şirketinin medya yetkilisi İrina Sorokina, kentte yaşayanların neredeye yarısının öyle ya da böyle bir şekilde Gazprom'la bağlı şirketlerle kuruluşlarda çalıştığını söylüyor.

Kışın eksi 65 dereceye kadar düşen havada, yani olağanüstü zor koşullarda çalışan personeli ve aileleri için Gazprom Novıy Urengoy'u yaşanılır bir yer yapabilmek, burada toplumsal ve kültürel bir hayat oluşturabilmek amacıyla elinden geleni yapmış. Anaokulundan yaşlı bakım merkezlerine, spor tesislerinden dünyanın belki de tek "gaz lisesi"ne kentteki binalara çakılan hemen her çivide Gazprom'un logosu var.

Gezinin ilk durağında kalabalık Türk gazeteci topluluğu, önce Gazprom müzesini, ardından da Kutup Dairesi'ni simgeleyen anıtı ziyaret etti. Güneş ışınlarının Yengeç ve Oğlak dönencelerine dik geldiği tarihlerde güneş ışınlarının teğet geçtiği yerlere "kutup daireleri" deniliyor. Anıtı ziyaret eden, önündeki sembolik agaçta dilek dileyen gazeteciler dondurucu soğukta anıt çevresinde halka oluşturdu. Bir sonraki durak, Türkiye'nin bir yıllık gaz tüketiminden fazlasını tek başına üreten 16 numaralı gaz arıtma tesisiydi. Günün sürprizi ise, akşam yemeğinde sabahki ziyaret nedeniyle herkese birer "Kutup Kaşifi Diploması" verilmesi oldu. Elbette sembolik ama yine de insanın hoşuna giden ve "havaya girmesini" sağlayan bir ayrıntı.

Üçüncü günün programı, dünyada belki de eşi bulunmayan doğal gaz lisesini ziyaretle başladı. Burada yetişen yüzlerce genç Novıy Urengoy ya da başka bölgelerde gaz sanayinde çalışmaya başlıyor, sonradan aralarından bazıları  yükselerek Gazprom'un merkezine transfer oluyor. Son durak ise tatlı mı tatlı çocukların gittiği bir anaokulu. Dört katlı anaokulunun sevimli öğrencileri ve öğretmenleri Türkiye'den gelen konukları en iyi şekilde ağırlamak için belli ki uzun uzun hazırlanmış. Şarkılar ve danslarla ağırlandığımız anaokulundan kolay kolay ayrılamadık.

Novıy Urengoy'la ilgili son bir not: Rusya Federasyonu'na bağlı Yamal-Nenets Özerk Bölgesi içinde yer alan bu topraklarda Rusya'da artık sayıları sadece 44 bin kalan Nenetler sert doğa koşullarında hala çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Modern yaşamdan uzak duran Nenetler Ren geyiği bakıcılığı yapıyor ve sık sık göç ediyor. Nenetlerin geleneği sürdürerek eti çiğ yediği söyleniyor.

Neden gittim?

Gazetecilerin davetli olarak gezilere katılması etik açıdan her zaman sorunlu ve sıkıntılı bir konu. Türkiye'de çok fazla dikkat edilmese de Batılı ülkelerde genel kural gazetecilerin bu tür gezilere katılmaması. Bundaki mantık basit: İster bir otomobil fuarı olsun, ister bir konser ya da turistik gezi olsun, davet edenin kafasındaki tek düşünce kendi reklamını yapmaktır. Durum böyle olunca, gazeteci davet edenlere karşı "borçlu" hissettiği için gezi sırasında tanık olduğu olumsuzlukları, davetcilerine zarar verebilecek izlenimlerini yazma konusunda genelde isteksiz davranıyor, bu da ortaya çıkan haberin objektifliğine zarar veriyor.

Bu durumun istisnası, davet edilen yere gazetecinin kendi olanaklarıyla ulaşma şansının bulunmaması. Bizim örneğimizde, dünyanın ikinci büyük doğal gaz rezervlerinin bulunduğu Urengoy'a kendi olanaklarımızla gidebilme olanağımız yoktu. Buradaki gaz işletmeleri "stratejik tesis" sayıldığı için değil gezmek, kapısınına yaklaşmak bile herhalde mümkün olamazdı. Geziye katılan diğer gazeteci arkadaşlar adına konuşamam ama benim daveti kabul etme nedenim buydu. Yine de, gerekçesi ne olursa olsun, her hâlükârda gazetecinin gittiği gezinin "davetli" olduğu gerçeğini okurlarıyla paylaşması gerekiyor...

Bu yazıda yer alan konularla ilgili fotoğraflara aşağıdaki linkten ya da Medya Günlüğü'nün ön sayfasının sonunda yer alan "Foto Galeri" bölümünden ulaşabilirsiniz.

http://www.medyagunlugu.com/Foto-57-dunyanin-sonundan-fotograflar.html