Şıllık!

10 Şubat 2018 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Kimi zaman günlük konuşmanın içinde kullandığımız deyimlerin nereden geldiğini, ya da kökeninin nereden kaynaklandığını bilmeyiz. 
 
Ne var ki, çoğu zaman karşılıklı konuşurken birden aklımıza düşen kimi sözcükler dilimize yerleşir, ağzımızdan çıkıverir:
 
- Haaa! O mu? 
 
 - O ne eski kaşardır, oooo...
 
Sizi dinleyen hemen kimden bahsettiğinizi anlayıverir!
 
Demek ki, kadın ya da adam feleğin sillesini yemiş, yediği herzeler, kırdığı potlar böyle tanınmasına neden olmuştur.
 
Ya da sohbetin en koyu yerinde şöyle bir deyimle de karşılaşabilirsiniz:
 
- Tanırım, eski kulağı kesiklerdendir.
 
Bu da feleğin ateşli çemberinde türlü taklalar atmış, sabıka sicili zengin biridir. Böylece tek sözcükle söz konusu adamın durumunu özetlemiş olursunuz.
 
Bilindiği gibi; eskiden köylüler çoban köpeklerinin kulaklarını kurt kapmasın diye keserlermiş, sürüyü bekleyen çoban köpekleri kurtla boğuşmaya başladı mı, kulaklarını kaptırmaktan kurtulurmuş.
 
İnsan tipolojisini benzer deyimlerle yapmak, yeri ve zamanı gelince zahmetsiz olduğu gibi, çoğu zaman da eğlenceli bir iştir.
 
Ayrıca çok da kolaydır:
 
- Bırak ulan şu şıllığı!
 
- Alçak herif.
 
 Şıllık, yerine göre kimi zaman kulağa hoş gelir. Birinci heceyi  "şııııl..." diye uzatırsan sözcük notaya bile dönüşebilir. 
 
- Şııııl'lık...
 
- Şşşşt, gelsene...
 
- Şeyedelim mi? 
 
Bilmeyenler için kısaca anlatmış olalım:
 
Eski kulağı kesikler şıllıklarla çok iyi anlaşırlar. Yedikleri, içtikleri ayrı gitmez. Toplumsal ilişkilerde, ülke sorunlarında görüş bildirmekten geri kalmazlar. Bir şekilde bir yerlere yerleşmiş, kendilerini eşi bulunmaz Hint kumaşı sanırlar.
 
Çünkü hayatın rezillik labirentlerinde yoğrulmuşlardır. 
 
Sürtünür...
 
Bulaşır...
 
Düşüncelerini kabul ettiremeyince çirkefleşir. Duymazlığa verir, aldırmazsan büsbütün çıldırır. Bir şey söylemeye kalksan, kalkar kendini yerden yere atar, çamurun çamuru olur. 
 
Attığı çığlıkların sayısı bilinmez:
 
- İmdaaat! Bana saldırıyor.

- Polis yok mu, polissss!

Çoğu namuslu insanın kulaklarında küpedir:
 
- Aman! Uzak dur, bulaşma.
 
Peki, ne yapacaksın? 
 
Şıllıkla baş edilmez, boş vereceksin.
 
 Geldik yazının sonuna
 
Biliyorum, bu yazıyı nereye bağlayacağımı merak edenler olacak. 
 
Her yazıda bir şey aramayın. Bu yazıda canım böyle istedi, bu kadar yazdım, hoşgörün.