Altan kardeşlerle Ilıcak'a müebbet

16 Şubat 2018 Cuma  |  GÜNLÜK

Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak'ın da aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 7 sanıklı davada mahkeme heyeti, hükmünü açıkladı. 500 günü aşkın süredir tutuklu bulunan sanıklara, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Davanın tutuksuz tek sanığı Tibet Murat Sanlıman ise beraat etti, hakkındaki adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.

Mahkeme, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni (TBMM) ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamalarından ise karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Hükmün açıklandığı celseye sanık yakınları alınmadı. Duruşma salonuna yalnızca sarı basın kartı sahibi gazeteciler ile avukatlar girebildi. Karar açıklandığı sırada avukat sıralarında "İstanbul'da hâkimler varmış", "Bu adaletin terazisi değil, oduncu kantarı" tepkileri yükseldi. 

Son sözleri 10 dakikada alındı

19 Haziran 2017'de görülmeye başlanan davada müebbetle yargılanan isimlerin son sözleri, yaklaşık 10 dakikada alındı. 500 günü aşkın süredir tutuklu bulunan sanıklar, Silivri'de yapılan duruşmada sırasıyla şunları söylediler:

Nazlı Ilıcak: Anayasa Mahkemesi (AYM) dosyamızda emsal karar verdi. Yargıtay, "cebir/şiddet" unsurunun altını çizdi. Yargıtay ve AYM içtihadı benim masumiyetimin temelini oluşturmaktadır. Zaten, (AYM'nin hakkında hak ihlali kararı verdiği/T24) Mehmet Altan ile bana yöneltilen suçlamalar özdeştir. Nitekim, Anayasa Mahkmesi, emsal karar vermiştir. Kararınızın bu içtihatlar çerçevesinde verilmesini umut ediyor, beraatımı talep ediyorum. Saygılarımla.

Ahmet Altan: Bugüne kadar yüzlerce kez yargılandım. 28 Şubat'ta yargılandım, sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandım, devlet güvenlik mahkemesinin ucubelerinde yargılandım, fakat ilk defa anaysa suçu işleyen bir mahkemede yargılanıyorum. Böyle bir yargılama ne Osmanlı'da ne Cumhuriyet tarihinde görüldü. Hiçbir devlet, iki siyasetçiyle iki yargıcın hukuk devletini çökertmesine izin vermez. Vermeyecektir de. Hukuk dışı, Anayasa dışı, yasa dışı yolculuktan vazgeçmeniz herkes için daha hayırlı olacaktır.

Mehmet Altan: 18 aydır gizemli müşahhas delil suçlamasıyla hapiste tutan yaklaşıma Anayasa Mahkemesi üç kez ihlal kararı verdi. Bu dosyadaki fabrikasyon iddialara karşı Anayasa Mahkemesi'nde yargılansaydım üç kez beraat edecektim. Dün, vicdanlara uhrevi bir hatırlatma yapan bir avukata anayasayı hatırlattınız. Bu benim çok hoşuma gitti. Hepimizin sığınağı anayasadır. Vereceğiniz karar, hukuk konusundaki havayı ya daha da karartarak korku filmine çevirecek ya da bitirecektir. 

Yakup Şimşek: Annem dedi ki, "Oğlum bizim geçmişimizi anlat. Bizim geçmişimizden ne terör örgütü çıkar ne vatan haini çıkar." Ben, dedemi Sarıkamış'ta kaybettim. Bizim ailemizden terör örgütü ve vatan haini çıkmaz. Çıkarsa kendi ellerimizle boğarız. Hayat felsefem şudur, haklıysanız korkmayın, güçlüsünüz. Haksızsanız karıncayı bile ezmeyin, güçsüznüz. Evet, vicdanınıza inanmak istiyorum, inanıyorum. Vicdanınıza güvenmek istiyorum, güveniyorum. Olur da beni yanıltırsanız, siz bilirsiniz, hayatımı huzur ve neşe içinde sürdüreceğim. Beraatımı talep ediyorum.

Fevzi Yazıcı: Savunmamı bitirme fırsatı bulamadım. Masumiyetimin verdiği rahatlıkla beraatimi istiyorum. 

Şükrü Tuğrul Özşengül : Sigorta bir yerde atıyor, ne hukuk, ne devlet kalıyor. Düzeltilmesi, hukukun görevi. Beraatimi talep ediyorum. 

(Tutuksuz sanık) Tibet Murat Sanlıman: Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum.

Basın Konseyi açıklaması

"15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla 1.5 yıldan fazla süredir tutuklu yargılanan Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ın da aralarında olduğu 6 sanığa verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, aslında ifade ve düşünce özgürlüğüne vurulmuş bir darbe olduğunu düşünüyoruz.

Alman mevkidaşı Merkel'in tutuklu Alman vatandaşı olan gazeteci Deniz Yücel'in salınmasını istediğinde, ''Her duruşma bir umuttur'' diyerek, umut veren Başbakan Binali Yıldırım'ın, aynı düşünceleri diğer tutuklu Türk gazeteciler için de hissetmesini bekliyorduk. Oysa, Silivri mahkemesinden çıkan ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı, biz gazetecilerin yargıya olan güvenini bir kez daha sarstı.

Sadece köşe yazıları ve televizyonda açıkladıkları düşünceleri nedeniyle, aylardır tutuklu olan 6 sanığın son duruşmasını 'umutla' beklerken, büyük hayal kırıklığı ile karşılaştık.

Bir yıldır tutuklu olan Türk asıllı Alman gazeteci Deniz Yücel'in, hangi koşullar sonucu olursa olsun serbest bırakılması ise, sevindiricidir.

Uluslararası hukuk standartları göz ardı edilerek verildiğine inandığımız bu ağır mahkumiyet kararlarının İstinaf mahkemesi ile Yargıtay'dan döneceğine inanıyoruz.

Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk normlarına biran önce kavuşmasını da diliyoruz. 

 

(T24, Medya Günlüğü)