Narsist şehir kıroları

20 Şubat 2018 Salı  |  MENTOR

Biz göçebe kültüründen gelen köylü bir toplumuz, bunu "beyaz elitistler"in söylediği gibi olumsuz bir manada söylemiyorum, aksine gurur duyarak söylüyorum.

Dayanışmamız, yardımlaşmamız, paylaşma konusundaki alçak gönüllülüğümüz, yardımseverliğimiz, misafirperverliğimiz bu göçebelikten yerleşiğe dönmüş köylü kültürümüzden gelir.

Ancak biz Batı'nın yaşadığı dönüşümü yaşayamamışız onlar bizden çok daha geride olan "köylü" kültürlerini bir kent kültürü yaratarak ileri bir aşamaya taşırken bizim kent adını verdiğimiz çöplerimiz olmuş.

Bazıları bu garabet için megaköy tanımı yapıyor ki ben katılmıyorum,köyün kendi içinde değerleri ve ilkeleri vardır; üretim ilişkileri ilkel olsa bile kendi insani düzeni şu an bizim kent adını verdiğimiz çöplerden çok daha ilerde bir kültürel yapıdır.

Keşke kentlere köylülüğümüzü taşıyabilseydik taşıyamadığımız gibi Batı'da olduğu gibi köy değerlerinin üstüne sanat, demokrasi, eğitim ve bilimi ilave etmek yerine köyümüzdeki alçak gönüllüğü de unutup acayip yaratıklara dönüşmüşüz.

Köylü insanımızı yitirmişiz ama onun yerine kentli bir insan koyamamışız, köyde hayvansever iken kentte hayvanları öldüresiye döven birer canavara dönüşmüşüz.

Bu kent dediğimiz çöplüklerde saygı, sanat, bilim, demokrasi yoktur. Trafikte diğer insanların hakkını çalan hırsızlar, kendinden başka kimseyi sevmeyen megalomanlar, ilkesiz narsistler vardır. Bencillik ve buna bağlı diğer insanlara saygısızlık ve gasp en belirgin özellikleridir. Bu nedenle kentlerimiz toplum değil topluluktur, yani herkesin kendi için yaşadığı asla diğerlerine saygı göstermediği ilkel yapılar, bizim kentlerimiz kültürel olarak köylerimizin çok ama çok gerisindedir.

Ülkemizde spor vücudu ve zihni geliştiren bir uğraş yerine daha çok köşe dönme kültürünün bir parçası olduğu için bu şehir kıroları sporda da sıkça görülüyor. Bunların amacı topluma örnek olmak falan değildir ne olursa olsun kazanmak ve cebini doldurmaktır. O yüzden spor adamı yetiştiremiyoruz, tam tersine gençler için son derece çirkin birer örnek olan narsist kişilikli şehir kıroları yaratıyoruz.

Almanya bizim çocuklarımızdan Mesut Özil'ler İlkay Gündoğan'lar yaratırken biz onların yetiştirdiği ama bizi seçen futbolcuları çöpe dönüştürmeyi başarıyoruz.

Bu insanlar hem sporumuzu hem de kültürümüzü çürütüyor. Kendisinden başka ilkesi olmayan bu narsist şehir kıroları sporu da toplumu da tüketiyor, övünmeyi, ne olursa olsun kazanmayı, kapıp kaçmayı, köşe dönmeyi ve erdemsizliği topluma enjekte ediyorlar.

Sporu barış ve kaynaşma doğasından uzaklaştırıp insanları kutuplaştırıyor bundan da yetersiz kariyerleri için bir örtü yaratıyorlar ve kendi kişisel çıkarları için topluma kavga ve kişiliksiz bir ego empoze ediyorlar.

O yüzden Obradovic'in ve onun gibi ülkemize gelmiş spor adamlarının değerini bilelim. Onlar sadece çalıştırdıkları takım için değil, çocuklarımızın geleceği için de son derece değerli insanlar.