İsa gerçekten sarışın mıydı?

24 Şubat 2018 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

İnsanların dış görünüşü birçok faktöre bağlıdır. Ten rengi;  kuzeyde yaşayan, yani güneşten daha uzak olanlarda açık saçlar, düz sarı veya kumral; gözler ise mavi-yeşilken; güneşin daha güçlü etkilediği  Ekvator'a yakın bölgelerdeki insanların tenleri koyulaşmakta, saçları siyah ve kıvırcık, gözleri ise  kahverengi veya siyah olmaktadır. Bunun nedeni, güneşin etkileri ile uyum sağlamak üzere  takriben 100.000 yıldır var olan insan ırkının, çevre koşullarına adapte olmasıdır.

Güneşin etkisi arttıkça, güneşin ısı ve ultraviyole ışınlarından doğal bir korunma yöntemi olarak tendeki melanositlerin etkisi artarak, ten bronzlaşmakta ve siyahlaşmakta, bu yeterince uzun süreli olduğunda kalıcı olmakta; saçlar kalınlaşıp, rengi koyulaşmakta, sıcaktan vücudu korumak üzere kıvırcıklaşmaktadır. Bu tabii kalıcı etkisini ancak onbinlerce yılda sağlamaktadır. Aynı şekilde Ekvator'a daha yakın insanların dudaklarının daha kalın, burunları daha basık olması gibi . Şimdilerde ulaşım kolaylığı nedeniyle neredeyse her toplumda her görünüşten insanla karşılaşmak mümkün olsa da, bu durum  2000 yıl önce böyle değildi. Ne de olsa insanlar genelde doğdukları bölge ve çevresinde yaşayıp, ölmekte idiler...

Hz. İsa'nın 2000 yıl  önce şimdiki İsrail bölgesinde yaşadığını düşünülünce; bizim gibi özellikle Batılı medyadan etkilenenlerin gördüğü İsa betimlemelerinde; açık tenli, ince ve sivri uzun burunlu sarışın, mavi gözlü neredeyse bir İsveçli ve Norveçli savaş tanrısını aklımıza getirmektedir.

Ben de bu şekilde düşünmeye şartlanmışken, bir gün Etiyopya'daki Beta İsrail (Beyt İsrail veya Falaşa) Yahudileri hakkında bilgi toplarken bir  Etiyopya kilisesindeki İsa resminde hiç de bizim aşina olduğumuz gibi değil, kalın dudak ve burunlu, kıvırcık saçlı  betimlendiğini görerek şaşırdım.

Daha da güneye gidince İsa, zenciye yakın koyulukta betimlenmekte   


Doğu Avrupa Ortodokslarının betimledikleri tarzda ancak şaşılası derecede buğday tenli- esmerce bir İsa ikonası- belki yıllar içinde renkler bozulmuş ve koyulaşmıştır...

Tam bunları hazmettim derken, Çinli Yahudileri inceleyen bir yazı gördüğümde, tesadüfen Çin'deki Hırıstiyanların muhtelif kiliselerinde  aşağıdaki resimleri görünce; bu durum  beni gene şaşırttı. İsa ve annesi, İsa ve son yemek ile İsa ile havarileri resimlerine bakınca birden bu bölgede tanımlananın bir Uzakdoğu Asyalı olduğunu düşünmeye başladım... Çinliler de boş durmamış...İsa efendi oldu Çinli, hoppaaaaaa!..

Tabii kî durum bu şekilde iken, yani her toplum, gerçekten yaşayıp yaşamadığı konusunda dahi tarihsel tartışmalar olan bu kişiliği Josephus Flavus'un İ.S. 100 yıllarında böyle bir kişiliğin yaşadığını duyduğunu belirttiği açıklamanın dışında tek bir kanıt yoktur. Kendine yakın bir yapıda çizmiş veya betimlemiş: Avrupalı İsa'yı bir Viking gibi sarışın yaparken, Etiyopyalı sütlü kahve renginde- annesi de aynı ten renginde- Çinli ise kendisi gibi çekik gözlü  betimlerken, zencilerde çoğu yerde gerçek zenci olarak tanımlanan bir İsa ile karşı karşıyayız... Eskimolara zamanında bu inanış ulaşmış olsa eminim ki İsa bir İnuit-Eskimo olurdu; Avustralya yerlilerinde ise aborijin olarak betimlenirdi...

İsrail'de yapılan araştırmalarda; şu ana kadar sadece bir tek insanın topuk kemiğinde, çarmıha gerilmesini kanıtlayan uzun mıhlar bulunmuştur. Bu arada çar-mıh kelimesinin de; çar-dört ve mıh- çivi olmak üzere Farsça kökenli olduğu malûmunuzdur...

Ama Filistinli, yani Sami ırkından- Arap- olan İsa'nın gerçeğe en yakın betimlemesi. Ben hep Yaser Arafat'a benzetirdim ama,yukarıdaki fotoğraftaki gibi olacağı; tüm bilim adamları tarafından kabûl edilmektedir... İşte Hz. İsa'nın olduğu antropologlar tarafından kabûl edilen temsili resmi bu...  Şaşırmayın... Bence -şayet yaşadıysa- bu temsili resim en akla yatkın olanıdır...

Ali Rıza Sığırcı

Yazının orjinalini okumak için tıklayın