'Kaş yaparken göz çıkaran' Trump

05 Mart 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump, öyle bir bombanın pimini çekti ki, Türkçemizdeki  en güzel deyimlerden biri olan kaş yaparken göz çıkarmanın  neredeyse sözlük tanımı gibi bir örneğini verdi.

Trump'ın ABD'ye ithal edilen çeliğe yüzde 25, alüminyum ürünlerine de yüzde 10 gümrük tarifesi uygulanacağını ilan etmesi bile daha şimdiden dünya borsalarını allak bullak etti. Gümrük tarifesi uygulamasının yaklaşık bir hafta içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

AB'den Kanada'ya, Çin'den Brezilya'ya dünyanın pek çok ülkesinden gelen şiddetli tepkiler üzerine Trump'ın kararını  geri almasını beklemek, hem de "ticaret savaşları iyidir, kazanması da kolaydır" cinsinden tweetler atmasından sonra, oldukça anlamsız.

Bu adımın niteliğini ve zamanlamasını biraz irdeleyecek olursak, görünen o ki, Trump altından hızla kaymaya başlayan siyasi zemini kontrol edebilmek için çaresizliğini gözler önüne seren adımlar atmaya başladı ve bu adımların hızlanmaya başlaması da çok şaşırtıcı olmamalı.

Zamanlama açısından bakıldığında, ABD Başkanı'nın, gümrük tarifeleri açıklamasıyla kendisini zorlayan iki gündem maddesini gazete manşetlerinden ve TV haber bültenlerinden uzaklaştırmakta başarılı olduğunu görüyoruz: Bunlardan biri özel savcı Robert Mueller'in yoğunlaştırarak sürdürdüğü 2016 seçim kampanyasında Rus parmağı soruşturması, ikincisi ise Florida eyaletinde geçen ay yaşanan okul katliamının ardından siyasi gündeme oturan silah satışlarının yasaklanması tartışması.

Öncelikle ikinci soruna bakacak olursak, bu konuda ilkeli bir tutum almaya cesaret edememesi, Trump'ın tam anlamıyla iki arada bir derede kaldığını gösteriyor. Şöyle ki, silah satışlarının daha sıkı kontrol edilmesi ve belirli durumlarda yasaklanması yönündeki eğilim kamuoyundan büyük destek alıyor ve büyük ticari kuruluşlar Amerika'nın en güçlü siyasi lobilerinden birini oluşturan  Ulusal Tüfek Derneği (National Rifle Association-NRA) ile ilişkilerini kesiyor. Trump kamuoyunun eğilimlerine muhalefet ediyor görünmemek için, Kongre üyeleriyle Beyaz Saray'da yaptığı, normalde basına kapalı olması gereken toplantıya TV kameralarını davet ederek, biraz da paylar gibi, en kısa zamanda silah satışlarının sınırlandırılması yönünde bir yasa tasarısı hazırlanmasını istedi. Beyaz Saray'daki toplantının üzerinden aşağı yukarı 36 saat geçtikten sonra ise, kendisini iktidara taşıyan 2016 seçim kampanyasına milyonlarca dollar bağış yapmış olan NRA'in başkanıyla görüşüp, önceki toplantıda TV kameralarına yansıyan görüşlerinden 180 derece çark etti.

Mueller soruşturmasına gelince, Trump etrafındaki çemberin iyice daralmaya başladığının farkında. Yakın bir çalışma arkadaşı, 2016 başkanlık seçimi kampanyasına Rusya'nın müdahalesini ve Trump'ın kampanya yöneticilerinin Ruslarla işbirliği yaptığı iddialarını soruşturan Robert Mueller'in  yürüttüğü soruşturmalara genellikle "boa yılanı" taktiğiyle yaklaştığını, önce soruşturmanın ana hedefine değil, soruşturma hakkında delil toplamasına yardımcı olabilecek ikincil ya da yan hedeflere yönelerek, bunları ana hedef hakkında bilgi vermeye zorladığını belirtiyor. Bu taktiğin uygulanmakta olduğunu da izliyoruz.

Mueller, Trump'ın seçim kampanyasının özellikle başlangıç döneminde çok etkili olan işadamı Paul Manafort'u kara para aklamaktan vergi kaçakçılığına uzanan 30'dan fazla suçlamayla mahkeme sevketti.  Manafort'un yanısıra avukatı  Rick Gates de mahkemeye sevkedildi. 

Soruşturmanın seyrini izleyen hukukçuların ortak görüşü, Müeller'in, Manafort ve onun gibi Trump'ın yakın çevresinde bulunmuş kişileri, Trump ve Rusya'yla ilişkileri konusunda tüm bildiklerini açıklamaya zorlayarak  sonunda ABD Başkanı'nın Kongre tarafından yargılanmasını sağlamaya çalıştığı yönünde.

Ticaret savaşları konusuna dönecek olursak, evet Trump bu konuda tüm dünyada tepki yaratan açıklamalarıyla yukarıda değinilen iki gündem maddesine ilişkin tartışmaları soğutmuş olabilir, ama bu sorunlar olduğu yerde duruyor ve her an ABD başkanı'nın başını yeniden ağrıtmaya aday.
Ancak bir nokta var ki, Donald Trump'ın ABD'yi yönetebilme kapasitesinin sorgulanmasını gerektiriyor:

Nasıl oluyor da, ABD başkanı, bütün önemli ticaret ortağı ülkeler bir yana, kendi ülkesinin, başta enerji ve otomotiv olmak üzere, en nüfuzlu kesimlerinin de tepkisine  yol açacağını bile bile, amansız bir küresel ticaret savaşına yol açacak bir politikayı benimseyip uygulamaya koyuyor?

Ford ve GM gibi otomotiv sanayiinin devleri, çelik fiyatlarında tırmanışa yol açacağı için ürettikleri otomobillerin maliyetini artıracağından, çeliğe  koyulan yüzde 25 gümrük vergisine ateş püskürdüler. Yılın ilk iki ayında otomobil ve kamyon satışları önemli ölçüde gerileyen bu firmalar, karlılıkları düşmeye devam edeceği için panik halindeler. Aynı şekilde, yapılması planan veya yapımı sürmekte olan  petrol veya doğal gaz boru hatlarının maliyeti de bu gümrük vergisi nedeniyle tırmanacak. Ekonomistler, çelik fiyatında gümrük vergisi nedeniyle meydana gelecek artışın, proje maliyetlerine 200 ila 300 milyon dolar ek yük bindireceğini  tahmin ediyorlar.

Bunun karşılığında ise, Trump'ın seçmenlerine hediye etmeyi umduğu istihdam artışının esamesi bile okunamayacak, çünkü ABD'nin çelik sanayiinin istihdam yaratma kapasitesi küresel ticaret savaşına değmeyecek kadar sınırlı.

ABD Başkanı'nın başa çıkmak zorunda olduğu çok önemli bir sorun daha var ki, şimdiye kadar değinilenlerden daha acil ve tehlikeli: Beyaz Saray'da personel tutma sıkıntısı.

Son olarak, Trump'ın darbelerini yumuşatan bir yastık olarak nitelenen ve Beyaz Saray'a son bir kaç aydır istikrar görüntüsü kazandıran iletişim sorumlusu Hope Hicks görevinden ayrılacağını açıkladı. ABD basınında, Beyaz Saray çalışanlarına dayanılarak aktarılan  haberlerde, Trump'ın kendi ailesinin bir ferdi gibi davrandığı Hicks'in gidişinin, Trump'ın yakın çevresinde yeniden çekişme ve kargaşanın egemen olacağı bir dönemin habercisi olduğu belirtiliyor.

Buna, Beyaz Saray'daki asker kadronun, yani özel kalem müdürü John Kelly ile Ulusal Güvenlik Danışmanı  H. McMaster'in ayrılmaya hazırlandığı ve  Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un diken üstünde oturduğu yolundaki bitmez tükenmez dedikoduları da eklerseniz, Trump'ın vermeye çalıştığı istikrarlı yönetim görüntüsünün gerçekle ne kadar bağdaşmadığı açıkça beliriyor.

Uzun sözün kısası, Trump sonun başlangıcına yaklaşıyor.

Cengiz İzmirli (mahlas)