Trump 'gidici' mi?

26 Mart 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki 14. ayına girerken, kendisi hakkında ikircikli iyimser beklenti kırıntıları olan herkesi tümüyle düş kırıklığına uğratmış olmanın zafer sarhoşluğuyla, uluslararası ekonomik ve siyasi düzeni bir buldozer gibi dağıtma yolunda giderek hızlanan adımlarla yürümeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'dan sonra, Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R McMaster'ı da bir tweetle görevden alan Trump'ın, boşalan kadrolara yaptığı atamalar ise, bırakın ABD'deki Demokrat Partilileri ve liberal toplum kesimlerini, kendi Cumhuriyet Partili Kongre üyelerini bile ürkütmüş bulunuyor.

Örneğin, Tillerson'un yerine atanan CIA başkanı Mike Pompeo, alarm verici derecede militarist ve aşırı sağcı görüşleriyle tanınıyor. McMaster'in koltuğuna oturan John Bolton ise, Kuzey Kore ve İran'a karşı askeri güç kullanılmasını açıkça teşvik eden, ayrıca Çin'e de kendi düşüncesince hakettiği dersin verilmesi gerektiğini ileri süren, aşırı sağ uçta bir politikacı. (Bolton'un koltuğuna oturduğu gün ABD savaş gemilerinin Çin Denizi'nde, Pekin yönetiminin egemenlik ilan ettiği adaların karasularında devriye gezmeye başlaması ne derecede raslantıdır bilinmez, ama Bolton'un istediği yörüngeye cuk oturan bir eylem olduğu çok açık.) Hele Pompeo'nun yerine  Trump'ın CIA başkanlığına önerdiği  Gina Haspel, Tayland'daki bir CIA işkence merkezinde bizzat görev yapmış bir ajan.

ABD Senatosu'nun Savunma Komitesi Başkanı John McCain, Haspel'in işkence yapılan bir tutukevini bizzat yönetmiş bir kişi olarak, CIA başkanlığı görevi için Senato'dan onay alamayacağını söyledi. Senato'da Cumhuriyetçi Parti'nin sadece bir oyluk bir çoğunluğu bulunduğu göz önüne alındığında, McCain'in öngörüsünün doğru çıkma olasılığı yüksek görünüyor.

Evet, Trump'ın son bir kaç haftadır yaptığı atamalar ve özellikle de çelik ve aliminyum ithalatına yüksek gümrük vergisi uygulamaya başlamak gibi kararları ilk bakışta ABD Başkanı'nın güç gösterileri olarak algılanabilir.

Trump, kadro değişiklikleriyle ABD kamuoyuna "14 ayda artık koltuğuma işindim, yol yordam da öğrendim, artık yönetimi kendi istediğim kıvamda evirip çevirebilirim" mesajı vermek istiyor olabilir.  Uluslararası düzlemde de, yapılan bütün uyarılara rağmen Çin'le bir ticaret savaşını başlatabilecek  olan gümrük vergileri uygulamasından vazgeçmemesi de, tüm dünyaya "ABD'nin ekonomik gücünü kullanarak uluslararası ticaret kurallarını bile hiçe sayabilirim" anlamında bir meydan okuma olara görülebilir.

Peki Trump acaba üzerinde durduğu zeminin ne kadar büyük bir hızla altından kaymakta olduğunun farkında mı?

Bir kere Trump askerin güvenini kaybetmiş bulunuyor. Orta öğrenimi sırasında askeri okula gittiği için orduya büyük saygısı olduğu söylenen Trump, kendi silahlı kuvvetlerinden aynı saygıyı görüyor mu, tartışılır. Her şeyden önce Savunma Bakanı Jim Mattis'in şimdiye kadar defalarca Trump'ın dedikleriyle ters düşen demeçler verdiği biliniyor, ama Trump bugüne kadar bir kez bile Mattis hakkında eleştirel bir söz söylemedi.

ABD'nin en büyük sanayicileri, başta otomotiv firmaları, çelik ve aliminyum ithalatına getirilen gümrük vergileri nedeniyle üretim maliyetleri artacağından  Trump'a ateş püskürdüler. Tepkiler karşısında çelik ithalatında başta AB, Meksika ve Kanada olmak üzere sekiz ticaret ortağına gümrük muafiyeti tanıyan Trump, Çin'i bu listenin dışında tutu. Çin'in ABD'ye sattığı çelik çok fazla değil ama muafiyetin dışında tutulması Pekin hükümetine ABD'den ithal edilen otomabil, yaş ve kuru meyve, soya ve domuz eti gibi ürünlere yüksek miktarda gümrük vergisi uygulama zemini sağlıyor. Ticaret savaşı olasılığı dünya borsalarını da vurmuş görünüyor; 23 Mart Cuma günü tüm dünya borsaları kırmızı alarmdaydı. Kısacası Trump'ın ekonomide büyük atılım yaptığı iddiaları da patlamaya aday bir balon durumunda.

Fakat bütün bunlardan, Trump açısından, daha vahim olanı özel savcı Robert Mueller'in 2016 seçim kampanyasında Trump-Rusya ilişkileri üzerinde yoğunlaşan soruşturması.

Trump, Mueller'in soruşturmasını her fırsatta yerden yere vurmasına rağmen, özel savcıyı görevinden almaya, yetkisi olduğu halde, cesaret edemiyor.  Çünkü ABD Kongresi'nin kıdemli senatörleri  Trump'ın her Mueller saldırısından sonra aynı şeyi söylüyorlar: "Eğer özel savcı görevden alınırsa, bu Trump'ın başkanlık görevinde sonun başlangıcı anlamına gelir."

Ne var ki, Trump'ın kulağını çeken bu senatörlerin bazıları bu yıl yapılacak ara seçimlerden sonra adaylıklarını koymadıkları için artık yetki sahibi olamayacaklar. Bu durum ABD Başkanı'nı ne derecede cesaretlendirir bilinmez.

Ama son bir kaç gün içinde meydana gelen bir gelişme, Trump'ın aslında ne kadar oynak bir zeminde tutunmaya çalıştığını yeniden gözler önüne serdi: John Brennan, 2016 Başkanlık seçimi sırasında CIA başkanıydı ve çok doğal olarak o sırada ABD istihabarat dünyasının elindeki gizli veya açık tüm bilgi ve verilerden haberdardı.

İşte o John Brennan, 21 Mart Çarşamba günü MSNBC televizyonunun sabah programında Rusya lideri Vladimir Putin'in elinde Trump'ın konumunu ciddi biçimde tehdit edecek bilgiler olabileceğini söyledi. Brennan'ın,  TV programında bir olasılık olarak söz etmiş olmasına karşın, üst düzey bir istihbarat yetkilisi olarak,böyle bir iddiayı belirli bir temele dayanmadan ortaya atmış olduğu herhalde düşünülemez.

McMaster'in görevinden alınmadan önce, Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanı sıfatıyla Trump'a, Putin'in yeniden cumhurbaşkalığa seçilişini kutlamaması için yaptığı onca baskıya rağmen (görevden alınmasına bu konunun neden olduğu da söyleniyor) Trump'ın bu uyarıları kulak arkası edip Putin'le telefon görüşmesi yapması da bu ikili arasında esrariengiz bir bağ olduğunu düşündürüyor.

Bu arada, herkesin bildiği bir sır var: FBI ve CIA dahil, ABD'nin istihbarat mekanizmaları, New York Times ve Washington Post gazetelerine, Trump'ın Rusya ilişkileriyle ilgili olarak, elbette el altindan, damla damla bilgi sızdırarak hem konunun kamuoyunda tartışılmaya devam etmesini hem de özel savcı Mueller'in soruşturmasına kamuoyunda destek sağlamaya çalışıyorlar.

Trump'ın 2019 Mart ayında hala Beyaz Saray'da oturup oturmayacağı sorusu bu yılın sonuna doğru daha fazla sorulmaya başlanacak gibi görünüyor.

Cengiz İzmirli (mahlas)