'Petrodolar'ın tabutuna ilk çivi

28 Mart 2018 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

26 Mart 2018 Pazartesi tarihinin kimin doğum, kimin ölüm tarihi olduüu bilinmez, ama bu tarihin "petrodolar"ın tabutunun ilk çivisinin çakıldığı gün olarak küresel ekonominin tarihine yazılacağını söylemek yanlış olmaz. 

Çünkü 26 Mart Pazartesi günü, Şanghay borsasında geçen Eylül ayından beri deneme turları yapılan  Yuan cinsinden petrol kontratları ilk kez gerçek olarak satışa sunuldu.

Çin ekonomi yönetiminin bu adımla neyi amaçladığına eğilmeden önce, bu kontratların nasıl işlem göreceğine bir bakalım:

Chicago, New York, Londra gibi dünyanın en ünlü emtea borsalarında işlem gören WTİ (West Texas İntermediate) veya Brent gibi petrol standartlarının vadeli fiyatları üzerinden alışveriş yapılmasını sağlayan petrol kontratları  gibi serbestçe el değiştirebilecek bu kontratların batılı borsalarada işlem görenlerinden belirli farkları olacak: Örneğin New York borsasının işlem saatlerine göre değil, Şanghay borsasının işlem saatlerine göre alınıp satılabilecek. Alış ve satış işlemlerinde Şanghay borsasının kuralları geçerli olacak ve işlem masrafları Çin makamlarına ödenecek. Elbette Çin'in en büyük borsasında konumlanacak bir petrol ticareti standardının Çin'in ticari kuralları ve saat dilimlerine uygun olması son derece doğal.  Batı basınında daha şimdiden bu farklılıkların Şanghay kontratları aleyhine islyeceği spekülasyonu yapılıyor ama zaman içinde durumun 180 derece değişmesi kuveetle muhtemel.

Bunun nedenine gelince: Çin para primi Yuan temelinde işlem görecek olan bu kontratlar, batı borsalarındakilerin tersine, istendiği anda derhal altına tahvil edilebilecek.

İşte tam bu noktada tarihin ilginç bir dönemecinde olduğumuzu hatırlıyabiliriz:

Yıl 1971, ABD Başkanı Richard Nixon, 1944'teki Bretton Woods anlaşmasından beri dünya ticaretinin temelini oluşturan döviz kurlarının dayandığı mekanizmayı iptal ederek 35 ABD doları'nın bir ons altına eşdeğer tutulan paritesini geçersiz ilan etti. Nixon'un bu adımı atmasının ana nedeni, Vietnam savaşı nedeniyle verilen bütçe açıkları yüzünden ABD Merkez Bankası'nın fazla mesai yaparak sürekli para basmasaydı. ABD Hazinesi'nde artan para arzının altın karşılığı yoktu ve ABD'nin ticaret ortakları gitigide yükselen bir ses tonuyla ellerindeki dolarlar karşılığında altın istemeye başlamışlardı.  Nixon bir imzayla ABD dolarını altın yularından kurtarmıştı ama başka bir sorun vardı: ABD dolarının uluslararası ticaretteki başat konumu bu karardan sonra tehdit altında demekti. ABD bir şekilde dünya ticaretinin dolara endeksli olarak sürdürülmesini sağlamak zorundaydı.

İşte o zaman sahneye petrol çıktı: Dünyada ticareti en çok yapılan şey petroldü  ve eğer petrol yalnız ve yalnız dolar cinsiden fiyatlandırılırsa ve dolarla satılırsa ABD dolar üzerindeki kontrolü nedeniyle tüm dünyanın dış ticaretini (dolar transferleri sürekli ABD bankaları üzerinden yapılacak olduğundan) kontrol edebilecekti.

Nixon'un Dışişleri Bakanı Henry Kissinger Suudi Arabistan Kralı Faysal'ın huzuruna çıktı ve al-takke-ver- külah pazarlığı ortaya çıkan anlaşma şuydu: Suudi Arabistan dünyanın en büyük petrol üreticisi olarak uluslarararsı petrol ticaretinin sadece ve sadece ABD dolarıyla yapılmasını garanti edecek (başka döviz kurları üzerinden yapılabilecek ticareti gerekirse fiyat kırıp caydırarak), buna karşılık hem ülke hem de ülkenin petrol gelirleri ABD'nin güvenlik şemsiyesi altında yaşayacaktı.

Bugün gelinen dönemeçte Çin, Kissinger'in Kral Faysal'la yaptığı anlaşmaya önemli bir darbe vuruyor. Yani altını uluslararası ticarette yeniden bir standard haline getiriyor.

Çin ekonomi yönetiminin bu hamlesiyle gerçekleştirmek istediği üç amaç var:

1) Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olarak, WTİ veya Brent gibi bir standart oluşturup o standartta petrolün fiyatını belirleyebilme gücüne sahip olmak;

2) Uluslararası petrol ticaretinde ABD dolarının başat konumunu tehdit edebilmek;

3) 2008'deki mail krizden beri (Rusya ve öteki Asya ülkeleriyle birlikte) stoklamakta olduğu altın rezervlerini dış ticaretinde kullanabilmek için altın temeline dayalı yeni bir uluslararası ticaret düzeni kurmak.

ABD Başkanı Donald Trump, bir süre önce açıkladığı gümrük vergileriyle Çin'e adeta bir ticaret savaşı için meydan okudu.

Trump veya danışmanları Uzak Asya kültüründen ne kadar haberdardır bilinmez ama, Çinliler, tıpkı Japonlar gibi, dört beş hamle sonrasını düşünmeden pek adım atmazlar. Eğer gerçekten Çin ABD'yle bir ticaret savaşına girmeye zorlanırsa, petrol kontratları dışında oynamaya hazır olduğu kozlarını tek tek açmaya başlayacaktır.
   
Cengiz İzmirli (mahlas)