Çağdaş bir Çehov: Alice Munro

06 Nisan 2018 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Anton Çehov modern kısa öykünün öncüsü ve kurucusu. Günlük hayatın saklı önemini, olağan olanın olağan dışı bir bilinçle ele alınışını sağlayarak öykü dünyasında sağlam bir yer edinmiştir. Rus toplumunun sıradan yaşamını gerçekçi bir şekilde resmetmiştir.

"Ben bir yol açtım, belki yazdıklarım unutulacak ama bu yol kalacak" diyen Çehov 1904 yılında verem hastalığı nedeniyle hayata veda etmiş ve arkasında dev bir külliyat bırakmıştır.

Onun ölümünden 27 yıl sonra, 1931 yılında Kanada'nın Ontario şehrinde çiftçi bir baba ve öğretmen bir annenin Alice adında bir kızı olmuştur.

Alice Munro daha çocukluk yıllarından edebiyata merak salmış, öykücülüğü bütün hayatının temel uğraşı haline getirmiştir.

Munro bugün Kanadalı eleştirmenler tarafından "Bizim Çehov'umuz" olarak nitelense de öyküleri, onu bütün dünya açısından çağdaş bir Çehov haline getiren bir güce sahiptir. Çünkü edebiyata ve öykücülüğe dev bir katkı yapmıştır.

Edebiyatta da sanatın genelinde olduğu gibi temel bir yansıtma işlevi var. Bunun biçimlerine göre birçok farklı yaklaşım olabiliyor elbette. Edebi metinleri diğerlerinden ayıran temel farklar söz konusu. Bunlardan bazıları şekil şartları olarak ele alabileceğimiz konular. Ama bundan daha önemlisi edebi metinlerin içinde farklı bir dinamizm olması. Dil ve içtenlik seviyesi farklı oluyor. Yazar kendini başkasının yerine koyar, onun nefesi olur, elbiselerini giyinir deyim yerindeyse. Bu metinlerde düşünce dünyasının normal alışkanlıklarından farklı bir zihni heyecan da söz konusudur.

Edebi metinler çoğu zaman yazarın kendisi ile, kendi bilinçaltıyla veya çevresindekilerle bir hesaplaşması olarak da ortaya çıkar. Topluma, ilişkilere, iç dünyamızdaki karmaşaya ışık tutar bu metinler.

İşte Alice Munro öykülerinde modern kadın ve erkeğin günlük hayatının ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerinin gizemli, özel, gergin, kararsız, karmaşık dünyalarını ortaya koymadaki başarı vardır. O yaşadığı çevrenin değişen kültürünü ve hayat yolunu tıpkı Çehov gibi durmaksızın resmetmiştir.

Alice Munro bu başarısı ile en saygın ödüllere layık görülmüştür. Kendi ülkesindeki ödüller yanında 2009 yılında Man Booker, 2013 yılında ise Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır. İsveç akademisi onu çağdaş kısa öykünün ustası olarak nitelemiştir.

Onun başarısındaki başka bir yön de öyküdeki zaman, mekan ve kahraman gibi bazı unsurları ele almasındaki farklılığıdır. Aslında kurallar ustalara göre değildir. Onlar kendi kurallarını koyar ve belki de kurallara tabi olmazlar.

Örneğin öykü yazımında zamanı kısa tutmak, mekanı iyi betimlemek, olayların akışını sıralarken (kurgu) dikkatli olmak gibi şeyler vardır.

Alice Munro'nun uzun öykülerinde zamandaki ustaca sekmeler, sürprizler, olayların akışındaki gidiş gelişler öylesine başarılıdır ki belli kuralları aramak gereksizdir.

Örneğin, "Entrikalar" adlı öyküsü, "Ölürüm, dedi Robin, yıllar önce bir akşam, o elbiseyi yetiştiremezlerse ölürüm" cümlesiyle başlar ve bütün öykü boyunca güçlü şekilde sürdürür etkisini.

"Isırgan Otları" adlı öyküsü kısa bir fiziksel zamanla başlar, sonra geçmişin dehlizlerinde dolaşır dururuz, aşka, arzulara dair izler süreriz, sonra öyle bir sürprizle devam eder ki öykü bir tokat gibi çarpar suratımıza.

Alice Munro öyküleri soluk soluğa okunur ve hepimizin içinden geçtiği hayatın ilginç ve karmaşık yollarını başarıyla aydınlatır. Bir hüzün ve burukluk hissederiz genelde. Vurucu tespitler, cümlelerle karşılaşırız ansızın. Ve tebessüm ederiz bir hüzün dalgasının içinde.

Aşk, çocukluk, gençlik, evlilik, ayrılık, hastalık, ihanet, vicdan, ekonomik kaygılar, bizi baskılayan diğer şeyler gibi bir çok boyutu ustalıkla ortaya koyar ve düşündürür yazar.

Bir söz vardır: "Devenin belini kıran saman çöpü", diye. Saman çöpü devenin belini kırar mı? Kırar. Öncekilerin etkisi öylesine birikir ki son bir etkiyle kırılır bel. Aşk böyledir biraz, günlük konuşmalar, gülüşler, hareketler birikir, öyle bir an gelir ki sıradan bir bakış, öylesine bir gülüş, kalpte asılı kalır. Alice Munro öykülerinde ise cümleler, ayrıntılar, ustalıkla sıralanır, sonra sıradan bir cümle tokat gibi patlar yüzümüzde.

Kısacası yüzyılımızın en önemli yazarlarından biri Alice Munro. Çağdaş bir Çehov.

Samih Güven

Yazının orjinalini okumak için tıklayın