1919 ruhu 100 yaşında

06 Nisan 2018 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

2019 seçimlerine az bir süre kaldı. 

Bazıları için "son durak". Bazıları için de "son seçim".  Hatta, "ölüm kalım meselesi" . 

Bu satırların yazarı bunların hiçbirine katılmıyor. Ne son seçim ne de ölüm kalım meselesi. 

Bundan 100 yıl önce bu toprakların yaşadığı işgal ve kıyım ile bugünü kıyaslamak, demokrasimize, Cumhuriyet'e, Kurtuluş mücadelesine ve başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlara haksızlıktır.  

16 Mayıs 1919 günü, İzmir'de büyük bir kıyım yaşandı. 

İzmir, kanlı biçimde işgal edildi. 

Türklere, işgal orduları ve yerli işbirlikçiler tarafından akıl almaz baskılar gerçekleştirildi. Tek bir günde 2.000 Türk'ün canına kıyıldı. 

Bir hafta içinde İzmir ve çevresinde öldürülen Türklerin sayısı 5.000'i buldu.  

Anadolu bu  zulüm nedeniyle tepkiliydi. İzmir'in işgalinden sonra hızla yayılan işgaller diğer bölgelere yayıldı.

Padişah, bu işgal ve olaylar karşısında, İngilizlerin  tepkisini çekmemek için soğukkanlı ve sakin davranma önerisinde bulundu. Tek yaptığı buydu. 

Anadolu'nun dört bir tarafı işgal edilmişti. Fransızlara karşı Urfa, Antep, Maraş, Adana yörelerinde mücadele sürüyordu. 

Ermeni ve Rum komitecileri Doğu ve Karadeniz bölgelerinde akıl almaz  eziyetler gerçekleştirdi. 

19 Mayıs1919

19 Mayıs 1919 tarihi Mustafa Kemal'in Samsun'a Bandırma Vapuru ile gelip, 18 arkadaşı ile birlikte karaya çıktığı gündür.

19 Mayıs 1919 günü  Anadolu topraklarına ayak bastığında, Mustafa Kemal Paşa'nın aklında tek bir gerçek vardı: "Artık bu noktada, ne Saray'dan, ne de hükümetten bir çare beklemenin anlamı yoktur. Tek dayanacak güç vardır, o da ulusun kendisidir."

Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'daki bu karmaşık tabloyu olumlu bir görüntüye çevirmek için uğraştı. 

Halkın kendi içinden çıkmış öz direniş güçleriyle (müdafaa-i hukuk) iletişime geçti ve onların silahlanması için elinden gelen katkıda bulundu. 

Mustafa Kemal ve arkadaşları, Anadolu'nun 19 Mayıs 1919 günü içinde bulunduğu direniş ruhunu, akıl almaz haksızlıkların kaynağı olan emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı bir ayaklanma olarak görüyordu.

Kurtuluş için tek çareyi Nutuk'ta şöyle ifade etti:

"Ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız koşulsuz tam bağımsız, yeni bir Türk Devleti kurmak..."

100 yıl sonra

Bugünün Türkiyesi ağır şartlar altındadır. Ancak, bundan 100 yıl öncesi kadar da zor bir durum yoktur.

Yaklaşan 2019 seçimleri için yapılması gereken bellidir. Yine, Mustafa Kemal Atatürk'e kulak verelim.

Ne diyor ?

"Ey Türk Gençliği !

Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza dek korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. Gelecekte bile seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.

Bir gün, bağımsızlık ve Cumhuriyeti savunmak zorunda kalırsan, göreve atılmak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin !

Bu olanak ve koşullar hiç uygun olmayan bir durumda kendini gösterebilir. Bağımsızlık ve Cumhuriyetini yıkmak isteyecek düşmanlar, dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir galibiyetin, bir gücün temsilcisi olabilirler.

Zorla veya hile ile kutsal yurdun bütün şehirleri teslim alınmış, bütün işletmeleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olanı ise, ülkede iktidara sahip olanlar gaflet, sapkınlık ve hatta ihanet içinde olabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, işgalcilerin siyasi amaçlarıyla birleştirerek düşmanla işbirliği yapabilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezik ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin evladı ! İşte bu durum ve koşullar içinde bile görevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!

Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda mevcuttur !"

SON SÖZ: 2023'e giden yolda 1919 ruhu kazanacak.