5 soruda S-400 süreci

09 Nisan 2018 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Rusya Devlet Başkanı Putin'in Ankara ziyaretinde S-400'lerin teslimatının planlanandan öne çekileceği açıklandı. Hava savunma sistemlerinin alım sürecini ve yaşanan tartışmaları, Deutsche Welle Türkçe mercek altına aldı.

Alım sürecinde neler yaşandı?

Türkiye'nin NATO müttefikleriyle arasında gerginlik konusu olan hava savunma sistemi S-400'lerin satın alınma sürecinde ilk teslimatın 2019'da yapılacağı açıklandı.

2,5 milyar dolarlık anlaşma kapsamında Rusya'dan satın alınan füze sistemlerinin toplam bedelinin yüzde 45'i Türkiye avans olarak öderken, kalan yüzde 55'lik pay için Moskova yönetimi Ankara'ya kredi sağlıyor.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mart 2017'deki Moskova ziyareti sırasında gündeme gelen, sonraki süreçte de hızla satın alım işlemleri tamamlanan hava savunma sistemleri ilgili olarak Türkiye'nin NATO müttefikleri tepki göstermişti.

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford Ankara'nın S-400 alım süreci ile ilgili olarak "Türkiye'nin Rusya ile S-400 anlaşmasını tamamlaması halinde, bunun endişe verici bir durum olacağını" ifade etmişti.

Hava savunma sistemleri neden gerekiyor?

İstanbul merkezli düşünce kuruluşu Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi'nin raporuna göre, Türkiye hava savunma sistemlerinde ağırlıklı olarak önleyici savaş uçağı filosuna güveniyor ve karadan havaya savunma sistemlerinde ciddi eksiklikler bulunuyor.
 
Suriye'de iç savaşın başladığı 2011'den bu yana, hava savunma sistemlerini güçlendirmek amacıyla NATO'ya başvuran Türkiye'nin talepleri, ABD, Hollanda, Almanya ve İspanya tarafından yerine getirilmiş, güney ve güneydoğuya dönem dönem S-400'lerle aynı işleve sahip Patriot füzeleri yerleştirilmişti.

Ancak NATO ülkelerinin Türkiye'deki bu misyonlara katılan askerlerini ve Patriotları görev sürelerinin tamamlanmasıyla birlikte geri çekmesi, kalıcı çözüm arayışları konusunda Ankara'yı yeni adımlar atmaya itti.

Ayrıca 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde yer aldıkları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nden 265 pilotun ihraç edilmesiyle birlikte silahlı kuvvetlerde kokpit başına düşen pilot sayısında meydana gelen azalma da Türkiye'nin S-400'lerle savunma kabiliyetini güçlendirmek istemesinin nedenleri arasında sayılıyor.

Neden S-400 tercih edildi?

Ankara yönetimi füzelerle desteklenecek bir hava savunma sistemi kurmak için Rusya dışında Fransa ve İtalya gibi NATO üyeleriyle temaslarda bulundu. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle "Türkiye kendi savunma anlayışına dair imkânları NATO içinde yakalayamadı".
 
Uzmanlara göre, özellikle ABD'nin, Suriye'deki iç savaşta Ankara'nın PKK'nın uzantısı olarak gördüğü YPG unsurlarından oluşan Suriye Demokratik Güçleri'ne verdiği desteğin yarattığı memnuniyetsizlik de S-400'lerin alınmasına önayak oldu.

S-400'lerin alım sürecinde Savunma Bakanlığı görevinde bulunan Fikri Işık, Temmuz 2017'de anlaşmayı Türkiye'nin "acil" olarak değerlendirdiği ihtiyaçları karşılaması olarak değerlendirmişti.

Öte yandan S-400'ler dışında Fransa-İtalya ortak konsorsiyumu Eurosam ile imzalanan anlaşma çerçevesinde 2020'lerin ortalarından itibaren hayalet uçaklara, insansız hava araçlarına ve füzelere karşı savunma amaçlı olarak yeni hava savunma sistemleri üretilecek ve konuşlandırılacak.

Tehditler neler ve nerelere konuşlandırılacak?

Savunma analistlerine göre, 15 Temmuz darbe girişimini takip eden dönemde yaşanan pilot açığının doğurduğu hava savunması zaafı, Suriye'de yaşananlar ve İran gibi aktörlerin geliştirdiği karadan karaya kısa ve orta menzilli füze kapasitesi Türkiye için başlıca tehditler.
 
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki "donmuş çatışma" dolayısıyla yaşanabilecek bir silahlanma yarışı ve mevcut durumun bir noktada tekrar sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimali Ankara'daki karar alıcıları tedbirli davranmaya iten diğer bir neden olarak gösteriliyor.

S-400'lerin tam olarak nereye konuşlandırılacağı bilgisi henüz kamuoyu ile paylaşılmadı. Ancak görev süresi dolan Patriot füzeleri Kahramanmaraş ve Gaziantep kentlerine konuşlandırılmıştı.

Moskova'nın hava sahasının güvenliğinin S-400'le sağlanması ise bu sistemlerden büyük kentlerin korunmasında da faydalanıldığını gösteriyor.

NATO sistemleri ile gerçekten uyumsuz mu?

Müttefikleri tarafından Türkiye'ye yöneltilen eleştirilerden biri de Rusya'nın NATO üyelerine karşı her zaman bir tehdit oluşturması ve S-400'lerin NATO sistemleri ile uyumlu çalışmayacağı yönünde.
 
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye'nin S-400'lerin satın almasının ulusal bir karar olduğunu belirtmiş, ancak sistemin Rus yapımı olması dolayısıyla NATO'nun hava savunma sistemine entegre etmenin "oldukça güç" olacağını belirtmişti.

Genel Sekreter ayrıca benzer hava savunma sistemleri için Türkiye'nin NATO üyesi devletlerle yaptığı görüşmeleri olumlu karşıladığını söyleyerek, bu sistemlerin entegrasyonunun çok daha rahat yapılabileceğinin altını çizmişti.

Türkiye ise satın alım sürecinde S-400'lerin NATO sistemlerine entegre edilmeyeceğini açıklamıştı. Ancak savunma uzmanlarına göre, sistemin verimliliği bütüncül bir yaklaşım ile Türkiye'nin NATO ile bütünleşik halde bulunan tüm hava savunma sistemlerine tam entegrasyonuna bağlı bulunuyor.

Dolayısıyla gelecek yıllarda yeni nesil avcı tipi savaş uçağı F-35'lerin de dahil olduğu birçok ABD ve NATO menşeli ekipmanı envanterine ekleyecek olan Türkiye'nin S-400'leri hava savunma sistemine entegre etmemesi, uzmanlara göre işlerlik konusunda eksiklikler yaratabilir.

(Çağrı Özdemir, Deutsche Welle Türkçe)