Derin 'Devlet'in planı

20 Nisan 2018 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Yine ve yeniden "Devlet Bey" zarrt diye erken seçim dedi. Ve bir anda gündem değişti, ne ekonomik batıklığımız ne Afrin muhabbeti ne Trump ne o ne bu! Bir anda memleket seçime kanalize oldu. 

Bu konuyla ilgili bugünden başlamak üzere günlerce teoriler, dedikodular okuyacaksınız ve dinleyeceksiniz. Hemen herkes sanki en iyi kendi biliyormuş gibi olayı analiz edecek ama bir çoğu, her zaman olduğu gibi kendi aklına göre değil, başkalarından duyduklarını satmak suretiyle lak lak edecek. Dolayısıyla hazır bu süreç daha yeni başlamışken ben de kendi aklımla yaptığım analizleri hemencecik  sıralamak istedim. 

Sorumuz şu: Nedir "Devlet"in mantığı?

Alternatif yanıtlar:

1- Yoktur. Panik düğmesine basmıştır. Ne olacaksa olsundur. Mümkün mü? (Umarım öyle olmamıştır)

2- Siyasetten silinme korkusudur. Malum, İyi Parti diye bir parti var ve seçim kanununa göre genel kuruldan sonra 6 ay içinde seçimlere katılma hakları yok. İyi partinin önünü kesmek için olabilir mi? Olabilir.

3- Herkesin hemen aklına gelen "Malum zat söyletti" tezi ki, katılmıyorum. Malum zat bu tür işlerde artık çok profesyonel. Zamanlamasını şeklini şemalini çok iyi yapar. Bu O'nun işi değil. O'na da sürpriz oldu. 

4-"Devlet" in dediği gibi, ortalık fena karışık, ekonomi de zaten bitik, bu kaos ortamında güçlü bir devlet lazım. Onun için seçimi erkenden yapalım ne olacaksa olsun ise, vallahi kusura bakmasın ama benim hiç aklıma yatmıyor. Bunların seceresini biliyoruz. Ne zaman bu ulvi amaç için ellerini taşın altına koyup koltuklarından vazgeçme riskini göze aldılar ki?? O kadar da değil...

5- Grup toplantısında akan yazıyı okurken, cümle başladığında tüm salon ayağa kalkıp alkışlamaya başladı. Belli ki hepsi biliyordu ne deneceğini, hoş Doğru düzgün okuyamadı ama yine de etkili oldu. Bu şu demek; "Devlet" kendi adamlarına durumu anlatmış ve bunu diyeceğim demiş. E onlar da şakşakçı en nihayetinde, kalkıp alkışladılar. Ama, bunun bir kurtuluş, hatta köprüden önce son çıkış olduğunu bilerek alkışladılar sanki. Yani, uzun lafın kısası; bu bir kurtuluş planıydı ve uzun zamandır düşünülüyordu. Önceki gün düğmeye basıldı. Bu da mümkün.  

Bunlar genelde konuşulan ve konuşulacak şeyler. Hepsi de olabilir ama hiçbiri de olmayabilir.! Nasıl mı?

Şimdi benim senaryoyu dinleyin;

Aslında "Devlet" misyonu olan bir kişi. Misyonu, "derin devlet"in kararlarını siyasette uygulatmak. Filmi geriye sarın ve bir düşünün. Bu adamın çıkışlarıyla 2002'de koalisyon bozuldu. O sıralarda, Refah'tan ayrılma yenilikçiler bir parti kurmuşlardı. Çok popüler idiler. Üstelik büyük şehirlerin belediye başkanlıkları da bunlardaydı. Dünyadaki ve bizim coğrafyadaki genel duruma bakıp, Türkiye'nin yönetiminde ılımlı İslamcıların olmasının memleketin hayrına olacağı kararı verildi. Zaten dünyadaki ekonomik durum da gayet olumlu sinyaller veriyordu, yani para bollaşacaktı ve Türkiye'nin gelişimi için bir sistem değişikliği, daha doğrusu bir yeni gömlek gerekiyordu (aynı ANAP 'la yapıldığı bibi). AKP'nin nasıl kurulduğu, kimler tarafından desteklenip o günlerde parlatıldığını bilahare yazarım). Bu planın devreye sokulması için eski topraklardan kurtulunması gerekiyordu ve bunun da şartı erken seçimdi. "Devlet", bu görevi yerine getirdi. Kendisinin meclis dışında kalması çok da umurunda değildi zira önemli olan memleketin derincilerinin planlarının uygulanmasıydı. Veee, %36 ile meclisin %60 küsurunu AKP ele geçirdi. İlk yıllarda, dünyadaki para bolluğunu da arkasına alarak coştukça coştu. Ekonomiyi yöneten kadrolar da genelde dışarıdan ithal kişilerdi ve gayet iyi gidiyorlardı ama göreceli olarak. Ekonomi büyüyor ama sorunlar da büyüyordu. Kontrollü şekilde 2 dönem gidildi. Ta ki "Arap Baharı"na kadar. (Bu arada malum zata eşbaşkanlık verildi. O da çok sevindi, sırf bunun için Külliye yaptırdı vs)

"Arap Baharı" denilen hadise çok önemliydi. Çünkü emperyaller Orta Doğu pazarında gaza basmaya karar vermişlerdi. Bunun da sebebi, bu coğrafyadaki en önemli ülke olan Türkiye'nin özellikle dış politikadaki başarısıydı. Bu kelimeyi bilerek kullanıyorum çünkü gerçekten de Türkiye, Orta Doğu'da önemli ve lider ülke olmaya başlamıştı. Rusya ile de arası gayet iyiydi. Suriye gibi kilit bir ülke ile kankaydı. Sınır bile yoktu. Ticaret her geçen gün artıyordu Bu durum emperyaller tarafından kabul edilemezdi ve karşı hamle geldi. İşte bu hamleye malum zat kendi başına cevap vereyim dedi ama beceremedi. Her şey tersine dönmeye başladı. Önce Orta Doğu'daki tüm iyi ilişkiler tek tek kopmaya başladı. Ticaret bitti.

Bizimkiler her yerde eyy diye çemkiririken, Avrupa ve Rusya'da bir şaplak atıverdi. Durum iyice şeye sarmıştı. Elbette bunların en önemli sonucu zaten iğreti olan ekonomide etkilerini göstermeye başladı. Bir de, derin devletin zamanında bilerek içeriye monte ettiği, sonra da bugünkü zihniyetle karı koca olan cemaat ile para paylaşma problemi başladı. Zat, her şeye hakim olduğunu düşündüğünden güç zehirlenmesi yaşıyordu. 2015- 2016 yıllarında kendisi hakkında karar verildi. Artık değişmeliydi. Sistem ana hatlarıyla "ok" di ama kişi değişmeliydi. Yerine alternatif senaryolar düşünülmeye başlandı. İşte burada devreye "Devlet" girdi. Daha önce ananesine bile saydırırken birden "Zat"çı oluverdi. Kimseyi dinlemedi, hiçbir eleştiriye kulak vermedi. Hakkında yapılan tüm aşağılamalara aldırmadı. Hatta o kadar iyi oynadı rolünü ki, yılların Akape'lisinden daha Akepe'li oluverdi. Zamanla bunu siyaset dünyası kanıksadı ve artık "Devlet"i "Zat"ın bir yardımcısı olarak belledi. Ama bu esnada dünyada olan bitenler de hiç lehimize gelişmiyordu. Üstelik yapılan tartışmalı referandumdan sonra malum zatın yetkileri 2019'da karşı konulmaz bir hal alacaktı.

Başta yapılan plan bu değildi. Bir çözüm gerekiyordu ve yine "Devlet" devreye sokuldu. İçeriye sızdırılan adamımız emri yerine getirecekti.

Akape tıpkı Anap gibi tarihe gömülmeli, yerine başka bir yapı getirilmeliydi. Türkiye'nin geleceği için bu gerekiyordu. Ve bunu yapacak tek kişi yine ve yeniden "DEVLET"ti!..

Ne diyorsunuz?

Analizör