Hayaller

20 Nisan 2018 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Zürafaların uçmayı istemediklerini kim kanıtlayabilir?

Bilimi, bilimsel kariyer için önemseyen akademisyenlerin bunu kanıtlayabileceklerini elbette biliyorum ve fakat bilimin, denizin renksiz olduğunu kesin bir şekilde kanıtlamış olmasına rağmen denizin masmaviliği nanik yapıp duruyor bilime ve kuşlar dalgasını geçiyor yerçekimi ile.

Zürafalar, o uzuun boylarıyla bize yüksekten bakarken daha da yüksekleri düpedüz uçmayı özlerken, kuşların da yüzmek istemediğini iddia edebilir miyiz?

Hayalleri kadardır insanın ufku ve parayla satın alınabilecek, yapılabilecek şeyler hayallerin doğasına aykırıdır.

En büyük hayalim villam olsun, yatım olsun deyip arkasından da benzerlerini sıralayanlardansanız hayal kurmaktan nasibinizi almamışsınızdır.

Çiçeklerini açmış badem, erik elma ağaçlarının "dereboyunda" turladığını hayal edebilir misiniz?

Edebilirsiniz de etmezsiniz, neden?

Gerçekci olsun istersiniz hayallerinizin de.

İyi ama bir şey, hem gerçekçi ve hem de hayal olabilir mi?

Hayalperest biriydi Cervantes ve Don Kişot bir hayal kahramanı ve insanlık Don Kişot'un eksikliğini hissediyor.

En azından bir kaç insan bu eksikliği hissettiği içindir ki bu eksiklik, insanlığın eksikliğidir.

Ve büyük, çok büyük neredeyse insanların tümüne yakın kitlesi tamamen gerçekçi siyasetlerle gerçekci insanlar haline getirildiklerinden dolayı, bu kadar kötü ve renksizdir hayat.

Uçmayı da özleyebilirsiniz canınız asılabilir kollarınızı kanat gibi çırpıp uçmak için ama "asla"nız var, yapmazsınız yapamazsınız, ömrünüz, ezberiniz törpülemekte sizi ve ilk kaybettiğiniz şey hayalleriniz olduğu için çok kısa sürede özelinizi kaybedersiniz de farkına bile varmadığınız için aramazsınız özel hayatınızı.

Oysa özel sektöre dayalı bir yaşama biçeminin nesnelerisiniz siz hepiniz.

Özel sektöre kutsamak üzre dizayn edilen düzenin ilk yaptığı şey insanı kendi özelinden koparmak ve onu hayatının öznesi olmaktan çıkarıp düzenin devletin nesnesi haline getirmektir.

Nesne olan insan artık romantizmi unutur.

Şimdi romantizden bahsedilmez diyorsanız Allah'ın günü neden söz edileceğini kendinize sorabilir misiniz?

Kıbrıs sorunu, pahalılık, elektirik kesintileri, susuzluk kuraklık, CB'nin demeçleri, x partinin lafazanlıkları y partinin karşı lafazanlıkları maçlar filmler , e sonra ve zaten yaşadığınız şeyler değil mi? Onları bir de aynı ağızlardan okuyunca ne olacak?

Bugün perşembe .Tatil verin siz de rutinlerinize,yataktan geç kalkmakla sınırlamayın tatilinizi. Televizyona da boş verin, farklı bir kahvaltı yapın, midenizi değil hayal gücünüzü besleyin.

Güneşte demlenmiş bir çayla başlayın güne, şekeri şiir olsun, ekmek kızartmayın bugünlük.

Şarkının üstüne oyun sürüp vurun kendinizi çocukluğunuza avereliğe hayalperest olun.

Ağaç varsa yakınınızda onunla konuşmayı deneyin.Taşlarla da konuşulabilir.

Konuşan bir taşı arkadaş bilin ve konuşun onunla.

Hayaller kurun.

Uçmak üzre olsunlar.

Biliyor musunuz, yönetilmemek üzre hayal edilecek bir hayat uçmak için kanat çıkarmaya başlamak demek olabilir.

Hayal kurun:

Devletsiz bir dünya...