Ermenistan'ın verdiği ders

26 Nisan 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Eski Sovyet cumhuriyetlerinden Ermenistan yaklaşık iki haftadır "Kadife Devrim" adı verilen yoğun protesto gösterileriyle sallanıyor.

Kıvılcımı ateşleyen, 10 yıldır ülkeyi yöneten Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'ın, anayasa kendisine üçüncü dönem için aday olma olanağı vermediği için başbakanlık koltuğuna oturmak istemesi oldu. Yeni dönemde gücü ve yetkiyi başbakanlıkta toplayan Sarkisyan aslında 2008 yılında Rusya'da denenen bir senaryoyu uygulamak istiyordu. O dönemin Devlet Başkanı Vladimir Putin, yine anayasa engeliyle karşılaşınca koltuğunu Dmitriy Medvedev'e bırakarak başbakanlık görevini üstlenmişti.

Fakat Rus senaryosu Ermenistan'da tutmadı ve yıllardır yoksulluk ve yolsuzluktan bıkan halk, Sarkisyan'ın planına öfkelenerek sokağa döküldü.

Başlarda geri adım atmak istemeyen Sarkisyan, aniden karar değiştirdi ve "Yanlış yaptım"diyerek başbakanlıktan ayrıldı.

Yüz binlerce kişiyi sokağa dökmeyi başaran 42 yaşındaki muhalefet lideri Nikol Paşinyan bu adımdan tatmin olmadı ve erken parlamento seçimleri yapılması çağrısında bulundu. Dün yaşanan önemli bir gelişme milliyetçi Ermeni Devrimci Federasyonu'nun ( Taşnaksütyun) koalisyon hükümetinden çekildiğini açıklaması oldu.

Sarkisyan'ın koltuğunu gönüllü terkederek kanlı olayların önüne geçmesi eski Sovyet coğrafyasında son derece ender görülen bir durum. 2000'li yıllarda Kırgızistan, Gürcistan ve Ukrayna'da yaşanan benzer halk hareketleri büyük isyana dönmüş ve iktidardaki liderler ya ülkeden kaçmak ya da koltuğunu terketmek zorunda kalmıştı. Bu açıdan bakıldığında Sarkisyan sağduyulu bir karar almış görünüyor.

Ancak Ermenistan'daki sürecin nasıl bir finale ilerlediği hala meçhul.

İktidardan ayrılmış görünse de Sarkisyan'ın Cumhuriyetçi Partisi parlamentoda büyük çoğunluğu elinde tutuyor. Zaten Paşinyan'ın erken seçim çağrısı yapmasının nedeni de yeni parlamentoda dengelerin değişmesini sağlamak. 24 Aralık anmaları nedeniyle gösterilere ara veren muhalefet erken seçim ısrarıyla dün yeniden sokaklara döndü.

Kırgzıstan, Gürcistan ve Ukrayna'daki isyanlarda Batı parmağı arayan Rusya bu kez dikkat çeken bir sakinlik içinde. Kremlin'den yapılan açıklamalarda olaylarla ilgili olarak Batılı ülkeleri suçlayan cümlelelere yer verilmiyor, hatta tersine Ermenistan'daki olayların Ukrayna'dakilere benzemediği vurgulanıyor.

Rusya'nın sakin ve nispeten sessiz kalmasının nedeni boşuna değil...

30 yıla yaklaşan süredir Türkiye ve Azerbaycan tarafından ekonomik ambargo uygulanan Ermenistan çoktan kaderini Ruslara bağlamış durumda.

Rusya Ermenistan ekonomisinde söz sahibi olmakla kalmıyor, ülkenin güvenliğini de sağlıyor. (Rusya, Ermenistan'a olduğu gibi Azerbaycan'a da silah satıyor)

Dolayısıyla sırtını Moskova'ya dayayarak hayatta kalabilen Ermenistan için ikinci bir çıkış yolu bulunmuyor.

Rusya ise, Kafkasya anahtarının kilidini elinde tutmaya devam ediyor.