Fikret Bila'dan kalan

30 Nisan 2018 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Hürriyet'te Fikret Bila'nın genel yayın yönetmenliği görevinden ayrılarak yerine -henüz resmen olmasa da- Vahap Munyar'ın getirilmesiyle "amiral gemisi"nde bir dönem kapandı.

Aslında bu "bir dönem kapandı" cümlesinin altını çizmek gerekir çünkü bundan sonra belki de uzun bir süre Hürriyet haberleriyle adından söz ettireceğe benzemiyor.

Eskiden gazete denilince çoğunluğun aklına Hüriyet'le Milliyet gelirdi.

Milliyet etkisi tirajının çok ötesinde bir gazeteydi, Hürriyet ise magazine ağırlıklı olsa da her zaman çok satan, gündemi belirleyen her anlamda çok güçlü bir gazeteydi.

Türk basınına yıllarca Hürriyet-Milliyet rekabeti damgasını vurdu, eskiden iki gazetenin yöneticilerinin gözlerini açar açmaz ilk yaptıkları rakip gazete bakmak ve eğer haber atlamamışlarsa derin bir "oh" çekmekti.

Tabii, o zamanlar çoktan geride kaldı ve ne Hürriyet-Milliyet ne de diğer gazeteler arasında rekabet kaldı. Zaten uzun süredir "cepten yiyen" Milliyet, Demirören Grubu tarafından satın alınmasından sonra Abdi İpekçi'nin hiç de gurur duymayacağı bir çizgi izlemeye başladı.

Aynı dönemde sürekli iktidarın baskısı altında kalan Hürriyet, "muhalif" olarak bilinen yazarlarını birer birer kurban vererek "maçı idare etmeye çalıştı." Hürriyet, Cumhuriyet, Sözcü ya da Birgün gibi kendisine "muhalif" bir misyon biçmemişti ama istenilen "tam itaat"e de uyduğu söylenemezdi.

... Ve bundan yaklaşık 14 ay önce Hürriyet'in başına Bila getirildi.

Bila öncesinde, yetiştiği Milliyet'te üç yıl süreyle genel yayın yönetmenliği yapmış ama patronlarla anlaşamamış, sonunda dayanamayıp istifa etmişti.

Bila geldiğinde Hürriyet'in artık kıpırdayacak hali kalmamış, kaçınılmaz süreç çoktan başlamıştı. Hürriyet'ten-nedense- çok şey bekleyen okurları son derece kızgındı, gazetelerinin ülkede yaşananlara karşı sesini yükseltmesini istiyordu.

Ama artık çok geçti, zaten yapılsa olanak varken yapılırdı.

Kolu kanadı kırılmış Hürriyet'ten muhalif sesler yükselmesi olanaksızdı.

Bu koşullarda yapılabilecek tek şey gazetecilikti, Bila da onu yapmaya çalıştı. Gazeteden "muhalefet" ya da iktidara eleştiri bekleyen okurları Bila yönetimindeki Hürriyet'in gazetecilik adına yaptıklarını büyük olasılık göremedi. Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda nasıl gazetecilik yapılabilirse Bila da onu yapmaya çalıştı. Hatta, Bila'nın yeni gazetesindeki çizgisi, 1990'larda rahmetli Doğan Heper'in Milliyet'in şaşaalı günlerindeki muhabir odaklı gazeteciliğine benziyordu. Kuşkusuz, kendisini de, çalışanları da mutlu eden bir gazetecilik tarzıydı bu...

Bu değerlendirmeye dudak bükenler varsa, Hürriyet'in bundan sonraki çizgisine iyi baksınlar; beğenmedikleri bugünleri çok arayabilirler..

Fotoğraf: T24

İlgili yazının linki: http://www.medyagunlugu.com/Haber-3742-hurriyet-sanki-eski-milliyet.html