Kutuplaştırma

30 Nisan 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Siyasal bir eylem olarak "kutuplaştırma"; politikada, özellikle, otoriter eğilimler gösteren aktörler tarafından, oldukça, rağbet edilen bir yöntemdir.

Tarihe baktığımızda, özellikle, faşist diktatörler tarafından, sıklıkla, bu yönteme başvurulduğunu görürüz.

Örneğin, Hitlerin Yahudilere karşı, Alman halkını kutuplaştırması gibi//

Yalnızca, faşist diktatörlükler mi?

Tabii ki, hayır.

Kendilerini "demokrat" olarak adlandıran rejimler de, belli dönemlerde, bu yöntemden fayda ummaktan, kendilerini alamamışlardır.

Örneğin, soğuk savaş döneminde, ABD 'deki, McCarthy 'nin "komünist avı" gibi..

Komünistlere karşı bu baskı süreci, öncesindeki yoğun kutuplaştırmanın yardımıyla uygulamaya konulmuştur.

Hitler Almanyası 'ndan farkı ise; ABD 'deki kutuplaştırmanın, bir lider tarafından değil; her ne kadar McCarthy adı ön plana çıkmış olsa da, bizzat, devlet tarafından yapılmış olmasıdır.

Kutuplaştırmanın sonuçlarını, uygulayan politik figüre, devlete ve uygulanan halka etkileri açısından incelediğimizde; pek iç açıcı olmadığını görürüz.

Örneğin, Hitler savaşı kaybetmiş ve intihar etmiş, Alman devleti çökmüş ve parçalanmış, Alman halkı büyük acılar yaşamıştır.

ABD 'de, McCarthy döneminde yaşanılanlar; Amerikan devletinin siyasal tarihinde, halen, kara bir leke olarak durmaktadır.

Peki, kutuplaştırma siyasetinin, kimseye bir faydası yok mudur?

Elbette, vardır.

Kutuplaştırma; kolay yolu seçen, politik eylemlerinin sonuçlarını öngöremeyen, kısa vadeli geçici başarılarla yetinen, hayal taciri politikacılar için, sanal bir başarı aracıdır.

Bülent Akyol