Basın toplantısı mı dediniz?

30 Nisan 2018 Pazartesi  |  GÜNLÜK

Medya mensuplarını davet ederek bir masanın etrafına ya da bir salonda, bir koridorda, bir bahçede, bir kapı önünde topladıktan sonra bir açıklama yapmak ve sonra da hiç soru almadan sırtını dönüp çekip gitmek, kamuoyuna yapılmış bir saygısızlıktır.

Gazeteciler oraya kişisel meraklarını gidermek ve sadece birinci ağızdan "canlı" dinlemek için gelmezler. O "canlı" muhataba sorular sorabilmek için oradırlar. Kendileri adına değil, o soruların yanıtlarını merak eden kamuoyu adına oradadırlar.

Ve sen soru sordurmayarak, yanıt vermeyerek "Canın cehenneme kamuoyu.. Ben senin bilgilenmeni istemiyorum. sorularının da canı cehenneme. sana saygı duymuyorum. Sordurmuyorum... " diyorsun.

Ey "Mühim kişi... "

Bunu yapmak yerine yazılı bir açıklamayı faksla ya da email ile, veya video'yu bir uydu linki veya flash bellek içinde yolla basın kuruluşlarına. Kimse de zahmet edip oralara kadar gelmesin. Canlı dinlesek ne olur dinlemesek ne olur?

Neden vaktini alıyorsun milletin? Yazıklar olsun. korkak ve tırsık demelerini bile umursamıyorsun.

Abdullah Gül'e diyorum. 

Dünkü (ve başka) basın toplantılarında soru sorulmasına izin vermeyen ve ve konuşup çekip giden Şenol Güneş'e söylüyorum.

Ağızlarını her açtıklarında demokrasi, erdem, ahlak, şeffaflık vs. konularda mangalda kül bırakmayan bunlar gibi nice yöneticilere ve ünlü kişilere söylüyorum.

Hakkınız yok bunu yapmaya: Eğer çapınızın "Gelebilecek zor sorulara" yanıt vermeye müsait olmadığını düşünüyorsanız, zaten ne işiniz var orada? Ya o görevi bırakın, ya da oraya (yani basının önüne) en başta gelmeyin.

Böyle bir saygısızlık asla affedilemez. 

Medyanın bu konuda ortak bir tavır geliştirmesi ve soru almayan yanıt vermeyen yöneticilerin bundan sonraki toplantılarını boykot etmesi gerekir.

Zafer Arapkirli