Savaş tamtamları

06 Mayıs 2018 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

İsrail Başbakanı B'nyamin Netanyahu'nun  30 Nisan Pazartesi günü İsrail genelkurmay karargahında teatral bir edayla ve baştan sona İngilizce konuşarak yaptığı sunum, yerlerde sürünen inandırıcılığıyla bir çok kimsenin dudaklarına alaycı tebessümler kondurmuş olabilir ama yakın çevresindekilerin izlenimlerine göre, ABD Başkanı Donald Trump, yani vodvilin ana hedefi,  gösteriden oldukça etkilenmiş.
 
Hatırlanacağı üzere gösteride Netanyahu'nun öne sürdüğü iddia, İran'ın, 2015 yılında BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi (Çin, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD) artı Almanya'yla  imzaladığı anlaşmayla yükümlendiği nükleer teknoloji geliştirmeme vaadini ihlal ettiği ve nükleer teknoloji gelişimine ilişkin dosyaları gizli bir tesiste koruma altına aldığı söylemiydi.
 
Anlaşmanın ABD dışındaki tüm tarafları ve onun da ötesinde, anlaşmanın uygulanmasını denetleme görevi verilen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı İran'ın yükümlendiği sorumluluklara uygun davrandığını ısrarla vurgularken, Netanyahu'nun  acemi bir şovla bunun tersini iddia etmeye çalışması kendi ülkesinde bile neredeyse  alay konusu oldu.
 
Danışmanlarını dinlemeyip kendi kafasının dikine gittiği için Haaretz gazetesi tarafından "demoktatör" olarak nitelenen Netanyahu'nun İran karşıtı kampanyası  Don Kişot'un yeldeğirmenleriyle savaşmasına benzetildi.
 
Ne var ki, aklı başında diplomatların veya gazetecilerin hesaba katmadığı Netanyahu'nun, damadı Jared Kushner aracılığıyla ABD Başkanı Trump'la bu konuda ne kadar uyumlu bir ikili olduğu gerçeği olsa gerek.
 
Son kabine değişikleriyle İran'ın amansız karşıtları John Bolton'ı ulusal güvenlik danışmanlığına, Mike Pompeo'yu da dışişleri bakanlığına getiren Trump, Netanyahu'nun İran paranoyasından etkilenmeye zaten başından beri teşneydi. Trump'ı perde arkasından önemli ölçüde etkilediği bilinen Yahudi damadı Kushner, daha önce Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasında Netanyahu'ya sağladığı destekle ABD ve İsrail liderleri arasındaki bağın güçlenmesine önemli bir katkıda bulunmuştu.
 
Her ne kadar Netanyahu, teatral gösterisinden sonra basına verdiği demeçlerde İran'la savaş istemediğini söylese de, asıl amacının İran'ı köşeye sıkıştırarak sıcak bir çatışmanın kıvılcımının İran tarafından çakılmasını sağlamaya çalıştığı çok açık. Nasıl mı?
 
Tilki hesabı
 
Netanyahu İran'ın ılımlı cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin nasıl bıçak sırtında görev yaptığını çok iyi biliyor. İran islam Cumhuriyeti'nin, başta dini lider Ayetullah Ali Hameney olmak üzere, radikal kesimleri Ruhani'nin altını oymak için fırsat kolluyorlar ancak ılımlı Cumhurbaşkanı'nın halk katındaki desteğini yok sayamıyorlar. Netanyahu, damat Kushner'in nüfuzu ve yaptığı teatral sunum gibi faktörleri kullanarak Trump'ı 2015 anlaşmasından çekilmeye razı ederse, İran'a en azından ABD tarafından yeniden uygulanmaya başlayacak ekonomik  yaptırımlar, Ruhani'yi zor durumda bırakacağından İran'da yeniden bir iç istikrarsızlık ve iktidar kavgası döneminin başlayacağı beklentisi  içinde. Olası bir iktidar mücadelesinde İranlı radikallerin yönetime gelmeleri durumunda, bölgedeki ABD çıkarlarının tehlike altında kalacağından kimsenin kuşkusu yok.
 
Bundan başka, yeniden başlayacak yaptırımlar nedeniyle İran'ın ekonomik  sıkıntıları geçen Ocak ayında patlayan protesto gösterilerinin yeniden canlanmasına yol açarsa, radikaller ülke bütünlüğünü sağlamak için bir dış düşman arayışı içinde İsrail veya  ABD hedeflerine saldırırarak Netanyahu ve Trump'ın tuzağına düşebilirler ki bu da Netanyahu'nun istemediğini söylediği halde "yan cebime koy" misali dört gözle beklediği İran'a saldırma fırsatının ortaya çıkması demektir.
 
Trump'ın çıkarı
 
Bu senaryo Trump'a yarar mı? Hem de çok...
 
Kuzey Kore'nin delifişek genç lideri Kim Jong Un, pek çok diplomata parmak ısırtan başarılı manevralarla, devletin kurucusu dedesi Kim İl Sung zamanından beri hedeflenen  büyük bir başarıya imza attı: ABD'nin Kuzey Kore yönetimini muhatap kabul etmesini sağladı, hem de bunu Trump'a yönelttiği "bunak" (dotard) hakaretini yedirerek yaptı. Gelecek bir kaç hafta içinde Trump, kendisine hakaret eden Kim Jong Un'la iki eşit taraf olarak masaya oturacak. Bu, Kuzey Kore'nin ABD herhangi bir askeri operayon radarından en azından bir süreliğine çıkması demektir.
 
Ancak, 2016 seçim kampanyasında Ruslarla işbirliği yaptığı iddialarının ötesinde, karısı Melanie lohusa iken ilişkiye girdiği bir porno film yıldızının açıklamaları yüzünden de başı belada olan Donald Trump, çok dara düşerse, gündem saptırmak için emredeceği olası bir askeri operasyon için de bir hedefi hazır tutmak zorunda.
 
Seçim kampanyası iddialarını soruşturan  özel savcı Robert Mueller'a karşı korunmak için oluşturduğu avukatlar ordusunun verdiği fireler gün be gün manşetlere taşınırken, Trump'ın en son desteğini sağladığı New York'un eski belediye başkanı  Rudy Giuliani de Fox TV'ye verdiği demeçte kaş yapayım derken göz çıkardı: TV'deki sohbette Giuliani, Trump'ın daha önce haberdar olduğunu inkar ettiği 130 bin dolarlık bir sus payı ödemesinden aslında haberdar olduğunu ve bu miktarı sessiz kalması için porno yıldızına ödeyen avukatı  Michael Cohen'e taksitler halinde iade ettiğini açıkladı.
 
Kısacası, Trump'ın manevra alanı hızla daralmaya devam ediyor ve İran'la girişilecek ciddi bir sıcak çatışma, ABD Kongresi ve kamuoyunda Trump aleyhtarı havanın en azından bir süre unutturulması/geçiştirilmesi için kullanılabilir.
 
Ya sonrası?
 
Ancak akılda tutulması gereken gerçekler var:
 
1) İran'ı hedef alacak bir askeri operayon, ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle başlayan bölgedeki  İran nüfuzunun güçlenmesi sürecini geri çevirmeye yetmeyecektir. 2015 tarihli anlaşmanın tarafları olan Rusya ve Çin, ABD/İsrail  saldırganlığına karşısında  İran'ı destekleyeceklerdir. Bu olasılık Moskova yönetiminin resmi sözcülerince zaten telaffuz edilmiş durumda.
 
2) Netanyahu'nun İran yönetimi için kurduğunu düşündüğü tuzak kendi sonunu hazırlayabilir. İsrail basınında yer alan haber ve yorumlar, başka Mossad ve İsrail Genelkurmayı olmak üzere, ülkenin güvenlik kurumlarının İran'I bu yoldan hedef almanın yanlış olacağını Netanyahu'ya ısrarla vurguladıklarını  gösteriyor.
 
3) Eğer Trump, Netanyahu'nun aklına uyup veya soruşturmalardan çok bulanıp İran'a saldırırsa, ABD'yi Orta Doğu batağında son 30 yıl içinde beşinci kez İslam'a karşı savaşa sokmuş olacak, bu iki sonuçtan birini veya her ikisini yaratabilir:
 
a. ABD'de kamuoyu "artık yeter" diyerek Trump'ın dayanmayı düşündüğü payandaları yıkabilir;
 
b. ABD veya ABD/İsrail  askeri müdahalesinin İran'da rejim/yönetim değişikliğiyle sonuçlanması olasılığı çok zayıf olduğundan ve Orta Doğu'daki Amerikan askeri müdahaleleri artık yalama olmaya başladığı için ABD'nin bölgesel nüfuzu ciddi biçimde zarar görebilir.
 
Umulur ki, ABD ve İsrail liderleri İran'ı Irak veya Afganistan'la karıştırmazlar çünkü İran batağı ABD için Vietnam'dan çok daha ağır bir yenilgiye yol açabilir...
 
Cengiz İzmirli (mahlas)