Dul kalmak

17 Mayıs 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Karanlık kimin duludur...

sorar Fazıl Hüsnü Dağlarca ve yanıtlar sonra.

Güneşin.

Yeni dullar, dul kaldıkları anın derin etkisini atlattıktan hemen sonra dulluğu iyi bir şey, hatta özgürlük sansalar da nafile.

Özgürlük bir defa evlilik bekârlık gibi fiziki durumlarla alâkalı olmayıp her bir insanın kendi kimyası ile ilgili olan bir eylem biçimidir.

Dulluk dulluktur ve nafakalı olsun olmasın farketmez.

Karanlık güneşin dulu ise kuraklık örneğin neyin dulluğudur?

Rusya'da geçen hafta yapılan devlet başkanlığı devri teslim törenleri için yapılan hazırlıklar içinde Moskova göklerinde toplanan bulutlar bombalanarak kurutulmuş ve törenlerin yağmurla ıslanması önlenmiş. Demek ki kuraklık teknolojik ve fiziki gelişmenin duludur.

Karanlık üzre de düşünmeliyiz eğer düşünmezsek geceyi suçlayacağız, oysa gecedir, gece karanlık değildir.

Karanlığın eşiğindesiniz elde silah nöbette iseniz, bu nöbet gün ortası nöbeti olsa da ve kimi gazeteler, hatta çoğu sabahın ilk ışıkları ile ulaşsalar da okuyuculara karartmaktır hedefleri hem zihnimizi ve hem de olayların kendisini. Karanlıkta nöbette şarkıya durmamışsanız, mezarlıktan geçmemişseniz, karanlığa karşı gülmemişseniz ağız dolusu aydınılığınız hiç olmamış olabilir.

Dulluk üzre de düşünmeliyiz.

Aşık olmadıysanız hiç ve buna karşın evlilik şirketine eşit ve lâlettayn bir ortak olarak girip çıktıysanız "EŞ" olmanın tadını hiç almamışsınız demektir ve bu da sizin resmiyetten ayrılamayan ve hayatını bir ömür olarak törpüleyen biri olduğunuzu kanıtlamaya yeter de artar.

Cemal Süreya bir şiirinde "Hasan ile Hüseyin'i"der "Üsküdar ile Kadıköyü / Nâzım ile Hikmet'i  / Harp ve sulh ile Kelile ve Dimne'yi / Kızılırmak ile Yeşilırmak'ı / Oğlak ile yengeçi / Adilcevazdaki usta ile Stardivaryus'u; baston yapar bu usta" der ikilileri çokluları anlatmak için.

Karanlık güneşin batma hali değildir ve zaten güpegündüz için kullanılan bir kavramdır karanlık. Gecedir gece ve karanlık geceden bağımsız bir yoksunluk ve yoksulluk kötülük halidir.

Yaz günü susuz ve gölgesiz kalmak, ne demekse gayri safi milli hasıla bilmem kaç bin euro iken sokaklarda marazi insanların can ve mal korkusu ile dolaşması, yaşı erişince mutlaka asker ya da asker eşi sevgilisi annesi

Gidelim Süreya'nın Dağlarca'nın suyundan Anadolu ile Balkanlar'ı, Ege ile Akdenizi', Türkiye ile Yunanistan'ı, Türkler ile Rumları, ağaç ile yaprağı, kuş ile öttüğünü, dağla rüzgarı, göz ile kaşı, öpüşmek için ağızları,Kıbrıs ile Türkü Rum'u, Maronit'i, Ermeniyi, hava ile ciğeri...

İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür

Demişti şair.

Kıbrıs'ın ve Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs Elenlerinin, Suriyelilerin ve Kürtlerin, Türklerin dul kalmaması için

İçinize çekin gökyüzünü, yedi iklim dört bucaktaki bütün canlılar dolsun içinize

Hayattan dul kalmazsınız, o zaman karanlık olmazsınız.