Yetmez...

19 Mayıs 2018 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Ben (belki de yaşını başını almış ama faal) bir medya emekçisiyim.

Elbette ki, şu veya bu yayın kuruluşunun, (gazete-TV-radyo-internet sitesi) boykot edilmesi konusunda bir telkin ya da çağrıya tepki verirken iyi düşünmem lazım.

Neticede orada bir patron ve onun yanında hayatını kazanan onlarca-yüzlerce (kimi zaman binlerce) emekçi kardeşim var. Onların emeklerinin de boykot edilmesi anlamına gelecek bir çağrıdan söz ediyoruz.

Ama sonuç itibarı ile, bir yandan da ortada o yayın kuruluşunun hizmet ettiği bir kötülük varsa ve o kütülük hem kendilerini hem de tüm toplumu ve hatta geleceğimizi, gelecek nesilleri ilgilendiriyorsa, olayın şekli değişir.

Bununla birlikte bu "Boykot"un, bununla sınırla kalmaması ve o kurumları ayakta tutan reklam gelirlerini akıtanları da kapsaması çağrısında bulunmak istiyorum. Sonunda bu iş bir finans-fon meselesi.

O fonlama olmasa onlar da böyle rahatça arkalarını bu gelirlere dayayamasalar, bu iş böyle sürüp gitmeyecek. Alçakça bir "tercih" sistemi var bu reklamların dağıtılmasında. Gerçekleri yazanlara ve söyleyenlere ambargo uygulanıyor. İktidarın yalakalığını yapanlara (kimi zaman da zorlama ile) akıtılıyor reklamlar.

Bunun da çaresi, bir yandan bu tür boykotları yaparak bu reklamverenleri de uyarmak. İngilizlerin güzel bir lafı var: "To hit them where it hurts" (Onları en çok canlarını yakacak yerden vurmak). Bir güzel lafları daha vardır: "To vote with your feet" (Ayağını yere sert biçimde vurmak suretiyle, tavrını koymak).

Bunu yapmaya ne dersiniz?

Artık ciddi bir kavşakta olduğumuzu unutmayın. Her şeyi politikacılardan beklemeyin. Ve her şeyin "sandığa atacağınız oydan ibaret olduğunu sanmaktan vazgeçin. Sandığa atılan oyun kısmî (kimi zaman da hiç) etkisi olmaktadır.

Artık farklı bir şeyler yapma zamanıdır. "E ne yapalım abi sistem böyle.."cilerden de olmamak lâzımdır. Eleştirilere (özellikle de para kazanan insanların) cüzdanını düşünerek "Abi valla kurtarmıyor. Olsa dükkan senin. Biz de bugün siftah etmedik Allah seni inandırsın" diye yav...ça tepkiler vererek gününü kurtaranlardan da olmamak lâzımdır.

Aklımızı başımıza devşirmenin zamanıdır.

Bu satırları, 6 aydır maaş alamayan eve bir kuruş götüremeyen, çocuğuna harçlık veremeyen, kirasını ödeyemeyen gırtlağına kadar borç yapmış, intihar çizgisine sürüklenen binlerce medya emekçisi adına yazdığımı bilin.

Kimse karnından konuşmasın. Gün, karar günüdür. 

Tercihinizi yapın artık.

Zafer Arapkirli