Faiz-enflasyon sarmalı

22 Mayıs 2018 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Faiz ve enflasyon ilişkisi hemen herkesin hakkında fikir yürüttüğü ama bir türlü üzerinde tam uzlaşılamayan bir konu. Ekonomistler cephesinde de durum böyle. Bunun temel nedeni makroekonomik değişkenlerin doğası gereği birbirleriyle dinamik bir ilişki içinde olması, yumurta tavuk örneğinde olduğu gibi süreci başlatan temel etkeni tespit etmenin kolay olmaması. 

Bunun pek çok nedeni var. Kavramların kendisi kadar, aralarındaki nedensellik bağı da hangi zaman aralığında, hangi ekonomide ve hangi açıdan baktığınıza göre değişebiliyor. Bu nedenledir ki ekonomistler, iki değişken arasındaki nedenselliği tespit edebilmek için belirli varsayımlarla birçok değişkeni sabit tutarak, kısa süreli hatta anlık ilişkileri modellemeye çalışırlar.

Laboratuvar koşullarında ispatlanan birçok varsayımı, evrensel bir kural haline getirip her ekonomide her durumda geçerli olduğunu iddia etmeye başladığınız anda bilimden uzaklaşıp, politika alanına giriş yaparsınız. İşin içine politika girince tartışma da kaçınılmaz oluyor.

Kavramsal olarak faiz, paranın zaman değerinin karşılığı olarak ödenen bedeldir. Yani faiz paranın belli bir süre kullanılması karşılığında ödenen kira bedelidir. Fiyat arz ile talebi dengeye getiren değer olduğuna göre, fon talebi ile fon arzını dengeye getiren fiyata da faiz diyoruz. 

Enflasyon ise ekonomideki genel fiyat seviyesinde gözlenen değişimdir. Toplam talep ile toplam arz arasındaki dengeyi ya da dengesizliği ifade eder. Enflasyon yükseliyorsa, genel talep seviyesi artarken toplam arz yetersiz kalıyor demektir.

Toplam talebi körükleyen iki kanal vardır. Kamu harcamaları ve/veya özel kesim harcamaları. Dengede olan bir ekonomide harcamaların herhangi bir nedenle artmaya başlaması arz üzerinde bir baskı oluşturur. Harcama talebinin artması, tüketici, üretici veya ithalatçının fon talebini arttırır. Fon arzı (tasarruflar) artan talebi karşılayamayınca faizler yükselir. Yükselen faizler maliyet kanalından fiyat artışlarına neden olur.

Tam bu noktadan bakınca faizler, maliyet kanalıyla enflasyona neden olmuş görünüyor. Neo Fisherci ekonomistlerin faiz enflasyona neden olur iddiası da bu anlık etkinin formüle edilmesinden kaynaklanıyor. Gelişmiş ekonomiler için tasarladıkları ekonomi modelinde dolarizasyonun enflasyona etkisi, talep enflasyonu kanalı, faizin kısa ve uzun vade etkileri incelenmemiştir.

Ayrıca faizin enflasyon etkisinin kalıcı olup olmadığı da dikkate alınmamıştır. Halbuki fon maliyetlerindeki artış mal ve hizmet fiyatlarını da arttıracağı için toplam talebin azalmasına neden olarak ekonomi fazla ısınmadan yeniden dengelenmesini sağlayabilir. 

Ancak, faiz artışı herhangi bir nedenle baskılanırsa, bu durumda hem tüketim yönünde hem de arz yönünde fon talebinde bir kısıtlama olmayacağından birbirini körükleyen üretim/ithalat ve tüketim sarmalına giren ekonomi ısınmaya ve enflasyonist ortama doğru yol almaya başlar.

Küçük ayarlamalarla sorun büyümeden talebi kontrol altına almak mümkünken, müdahalede geç kalınması halinde enflasyonist ortam kalıcı hale gelir ve daha kapsamlı bir ekonomik müdahale zorunluğu kaçınılmaz olur.