Yeni başlayanlar için para politikası

25 Mayıs 2018 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Para politikası ve maliye politikası ekonomi yönetiminin iki temel politika aracıdır. Vergi toplama, teşvik, kamu harcamaları gibi mali politikalar doğal olarak hükümetlerin kontrolündedir. Buna karşın para politikası özerk ya da bağımsız para otoritesinin yani merkez bankasının denetimindedir. Bu iki başlı yönetim bir yandan uyum içinde çalışırken diğer yandan da birbirlerini kontrol ve dengelemek zorundadırlar.

Para otoritesi, mali politikaların ekonomi üzerindeki etkilerini yakından takip ederek, ekonomide aşırı ısınma veya soğuma olmadan küçük müdahalelerle ekonomik dengelerin bozulmasını önlemelidir. Merkez bankası zamanlama hatası yaparsa para politikası uygulamaları tek başına etkisiz kalır ve mali politikalarla desteklenmesi zorunluğu ortaya çıkar.

Merkez bankasının ekonominin fon akışını denetlemesi için elinde iki tür araç seti vardır. Faiz politikaları araç seti ile bankaların nakit durumunu ve maliyetlerini düzenlerken, menkul değer, döviz  alım satım işlemleri ile piyasaların nakit durumunu dengeler. 

Sade vatandaşlar için banka neyse, bankalar için de merkez bankası odur. Yani merkez bankası bankaların bankasıdır. Bankalar mevzuatta belirlenen kurallara göre merkez bankasına para yatırır ya da çekebilir. Nakde ihtiyaçları olduğunda borç alabilir, fazla olduğunda verebilirler. Buna karşılık merkez bankası da faiz alır ya da öder.

Bankacılık kuralları gereği, bankalar gün sonunda bilançolarını denk kapatmak zorundadırlar. Yani nakit açığı veya fazlası olmaması gerekir. Bu nedenle gün sonuna doğru, tahmini nakit durumlarına göre merkez bankasından bir gecelik borç isterler veya borç verirler. Bu işlemler merkez bankasının önceden ilan ettiği gecelik borç alma veya verme faiz oranları üzerinden yapılır.

Bankalar herhangi bir nedenle nakit durumunu gün içinde belirleyemezse, en geç saat 16:00-17:00 arasında merkez bankasından fon taleplerini karşılayabilirler. Geç saate ve son anda yapılan bu işlemlerin caydırıcı olması ve tekrarlanmaması için fon ihtiyacı olan bankadan yüksek oranda faiz alınır. Merkez bankasının sağladığı bu imkana Geç Likidite Penceresi faizi denir. Bir bankanın sık aralarla bu imkana başvurması hoş karşılanmaz ve banka yakın takibe alınır. Banka üzerindeki denetim arttırılır.

Bankaların nakit durumunu ve borçlanma maliyetlerini bu yolla kontrol altında tutan merkez bankası, piyasaların nakit durumunu da açık piyasa işlemleri dediğimiz araçlarla düzenler. Merkez bankasının bankalardan tahvil, bono veya döviz alması piyasaya nakit vermesi, satması ise nakit çekmesi demektir. Çünkü merkez bankasına giren her TL piyasadan çekilmiş, çıkan her TL piyasaya sürülmüş demektir. Piyasadaki para miktarı bu şekilde düzenlenir.

 Açık piyasa işlemleri arasında en çok kullanılan, piyasa derinliği en fazla olan araç, repo ve ters repo işlemleridir. Repo işleminde bankalardan belirli bir faiz karşılığında tahvil alınıp nakit ödenir, ters repo işleminde bankalara tahvil satılıp karşılığında nakit alınır. 

Merkez bankasının kullandığı her politika aracının doğal olarak farklı bir faiz oranı vardır. Bankanın uyguladığı faiz oranları içinde piyasa derinliği en fazla olan, en sık kullanılan faiz, merkez bankası tarafından politika faizi yani referans faizi olarak ilan edilir. Diğer mali piyasalarda fonlama maliyetleri bu faiz oranı baz alınarak hesaplanır. Bu nedenle ekonomideki yeri çok önemlidir. 

Normal olarak merkez bankasının, en yaygın kullanılan gecelik borç verme faizi ya da haftalık repo faizini politika faizi olarak belirlemesi beklenir. Ancak merkez bankası sıra dışı bir uygulama ile elindeki faiz setinden başka bir faizi ya da faiz aralığını politika faizi olarak da belirleyebilir. 

Bu sıra dışı uygulamaların en sıra dışı olanı ise geç likidite penceresi faizinin politika faizi olarak belirlenmesidir. Merkez bankası böyle bir karar aldığı takdirde ortalama fonlama maliyetini bankanın uyguladığı en yüksek faiz olan gecikme faizine eşitlemiş olur. Böyle bir uygulamanın tercih edilmesi halinde, bir yandan diğer faiz politikaları fiilen işlevsiz hale gelirken diğer yandan bankaların gün içi nakit akışlarındaki dengesizlikleri izleme imkanı da heba edilmiş olur.