'Türk usulü' ticaret!

29 Mayıs 2018 Salı  |  GÜNLÜK

TürkRus.Com, yıllardır Rusya'da Türkçe yayın yapan, Türkiye'de de çok sayıda okuru bulunan bir haber sitesi. Sitenin editörü Suat Taşpınar, Türk girişimcilerin Rusya'ya bakış açısını anlatması açısından "ibretlik" şu yazıyı kaleme aldı:

"Türkiye-Rusya ilişkilerinde "toplumun nabzını" tutmak için en şaşmaz göstergelerimizden biri, TürkRus.Com'a gelen okur emailleridir. "Tebrik" için pek arayan soran olmaz ama "tenkit", hatta "tehdit"   için epeyce mektup gelir. Bunlar bir yana, emailler genelde iki konuda yoğunlaşır: 1- Derdini ummana dökmek isteyenlerin yazdıkları: Vize sorunundan bölünmüş ailelere, hukuki sorunlar için yardım isteyenlerden burs ya da sponsorluk isteyenlere kadar 2- İş yapmak isteyen ya da iş arayanların bilabedel "danışmanlık hizmeti" talep ettiği mektuplar: "Türkiye'den tekstil almak isteyen tüm Rus şirketlerinin bilgilerini acilen biz YOLLAYIN" diyenler ya da "Rusya'da çalışmak istiyorum, ne iş olsa yaparım, telefonum budur" diyen vatandaşlar... Bunlar bizim için artık "hayatın normalleri"dir.

Son dönemde, Türkiye'deki şirketlerden "aklına Rusya gelenler" yine mektup yağdırmaya başladı... "Gök gürlemezse kul Allah demez" misali, Türkiye'de işler sarpa sarmaya başladıkça, Rusya yeniden "akıllarına düşmeye" başladı. 

Rusya, 1990'ların başından itibaren Türkiye'nin hep ekmek kapısıydı. Tekstilden inşaata, turizmden perakendeye her sektörde bu ülkenin etinden, sütünden faydalandık. Kurumsal şirketlerin uzun soluklu varlıkları bir yana, çoğunluk "saldım çayıra, mevlam kayıra" usulü, karanlıkta el yordamıyla ilerledi. Bir dönem oluk oluk akan petrol dolarları sayesinde Rusya'da öylesine "kolay para" kazanıldı ki, çoğunluk küpünü, ışık hızıyla doldurdu. Daha doğrusu kimisi işine gücüne yatırım da yaptı, pazarda kalıcı oldu; kimileri gün bulduğunu gün yedi. Müzik çaldıkça herkes dans etti.

Çoğunluk, pazarın güllük gülistanlık olduğu, paraların kulaktan fışkırdığı  bu "hayal gibi" yıllarda kazandığı akla hayale sığmayan paraları "kendi kerameti"ne yordu. Sütliman denizde yol almak kolaydı, ne zaman ki krizler patlak verdi, kimin "marifetli kaptan" olduğu dalgalı denizde anlaşıldı. Kimilerinin teknesi alabora oldu. Kimileri iş işten geçtikten sonra kerametin kendinde değil, Rusya'nın "paralı günlerinde" olduğunu anladı. O yüzden maalesef son yıllarda sıfırı tüketen de, iyi günlerde bir kenara bir şeyler atmadığına yanan da, Rusya'ya mecburen veda eden de az değil. Neylersiniz, hayat ders vermeden imtihan yapan bir öğretmen işte...

Son dönemde Türkiye ekonomisi de zorlu viraja girince, "Yandım Allah" diye aklına Rusya gelip rotayı buraya kırmaya çalışanlar arttı. Ama bir kere Rusya, eski "kolay Rusya" değil. Bolluk günleri geride kaldı. Akla ziyan karlarla "şıppadanak" zengin olma devri kapandı. Doğanın yasasına uygun olarak, her boşluk dolduruldu. Rekabet çetinleşti. Baştan çıkarıcı karlılık kalmadı. Krizde "dükkanı çevirmek" bile başarı oldu. Bir koyup üç alma çoktan devri bitti.  Pek çok alanda işi başkalarından öğrenen Ruslar, bizi "çırak çıkarmayı" başardı. Biz hala "Niye bizden domates almıyorlar?" diye sızlanırken, dünyaya silahtan çok tarım ürünü satmaya başlayan bir Rusya doğdu. Daralan pazar, gerileyen reel gelirler, yerli üretimin yaygınlaşması da cabası.

Türkiye'de işleri iyiyken, geleceği güvence alma, "alternatif pazar" yaratma adına Rusya'ya gelip bir çivi çakmayanlar, şimdi iç pazarda daralan talep yüzünden rotasını kuzeye çevirme telaşındalar ama, biz bu filmi görmüştük Hem de bir değil,  iki değil; defalarca Üstelik çoğu hala 90'lı yılların Rusyası'nın olduğunu sanıp, taşın altına elini koymadan, kendilerinden şişirilmiş fiyatlarla, peşin paraya yüklü mal satın alacak "saf müşteri" peşinde. Bilmiyorlar ki, bedava peynir sadece fare kapanında olur!

Yıllar geçiyor, hemen her şey (iyiye ya da kötüye doğru) değişiyor, ama ne hikmetse Türkiye'de belli bir müteşebbis profilinin "Rusya'ya bakışı" değişmiyor. İşleri bozulunca Rusya'yı hatırlıyorlar. Hala vermeden almaya çalışıyorlar. Ama ne Rusya o eski Rusya, ne pazar o eski pazar Çiçekli bir bahar değil, hazan mevsimindeyiz. Yarın daha iyi olabilir, ama bugün işimiz çok zor...

İyi zamanlarda bu memlekete gelip pazara tırnaklarını geçirenlerin bile iş yapmakta zorlandıkları bir dönemde "Rusya'yı fethetme" düşleri görenlere acı bir tebessümle bir tek şey söyleyesi geliyor insanın: "Daha önceleri neredeydiniz?"

Yazının orjinalini okumak için tıklayın