Trump'la 500 gün

06 Haziran 2018 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump, adayı olarak seçildiği Cumhuriyetçi Parti'nin yerleşik değerlerini açıkça hiçe sayan bir yönetim anlayışı her geçen gün biraz daha tırmandırarak ülkesindeki siyaset etiğini ve kamusal davranış standartlarını yok etmekle kalmıyor, başka ülkelerin içişlerine de karışmakta bir sakınca görmüyor.

Beyaz Saray'daki ikametine başlayışının 500. gününde (4 Haziran) Trump'ın yalnızca kendisinin değil, sözcülerinin de artık neredeyse pervasızca verdikleri demeçler ve yaptıkları açıklamalarla ABD'nin çok ötesinde, dünyanın hatırı sayılır güçteki ülkelerine siyaset empoze etmeye niyetli olduklarını ilan ettiği görülüyor.

Bu konuda verilebilecek örneklerin sayısı son haftalarda gittikçe artmaya başladı, ancak irkiltici derecede küstah sayılabilecek iki örnek vermek gerekirse, bunların biri Trump'ın göreve henüz atadığı Berlin büyükelçisinden, ikincisi de ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin'den geldi.

Berlin'de küstahlık

Önce Almanya: Richard Grenell Trump'ın Almanya'ya atadığı büyükelçi. Bu yeni büyükelçi görevi devraldıktan sonra ayağının tozuyla basına verdiği bir demeçte "Almanya'daki sağ eğilimli siyasetçileri güçlendireceği" vaadinde bulundu.

Büyükelçilerin atandıkları ülkelerde iç siyasete bulaşmama teamülünü tamamıyla hiçe sayan bu tavır Almanya'daki bütün siyasilerden tepki çekmekle kalmadı, ABD basınınında da alay konusu oldu.

Şaşırtıcı olmayan Grenell'in verdiği demecin adresiydi: Breitbart News, ABD'de alternatif sağ olarak adlandırılan, aşırı sağcılıkla ırkçılık arasında gidip gelen bir çizgide, Donald Trump'ın başkanlık seçimi kampanyası ve sonra da başkanlık görevi sırasındaki uygulamalarını göklere çıkaran haber sitesi.

Grenell'in Breitbart News'a verdiği demeçte söyledikleri aynen şöyle:

"Tüm Avrupa'da muhafazakar bir yükselişin yaşandığını hisseden bir çok kişi benimle temas kurdu. Kesinlikle Avrupa'daki bütün muhafazakarları ve liderlerini güçlendirmek istiyorum. Dipten gelen bir muahazakar dalga var ve solun beceriksiz politikaları nedeniyle bu dipten gelen muhafazakar politikalar daha çok tutuluyor."

Washington Post gazetesi bu demecin açıkça Sosyal Demokratlarla daha bir kaç hafta önce yeni bir koalisyon hükümeti kurmuş olan Almanya Başbakanı Angeal Merkel'in altını oymak anlamını taşıdığını belirtti.

Tabii ABD'deki aşırı sağın Avrupa'daki siyaseti etkileme çabalarının Grenell gibi resmi sıfata sahip militanların öncesine giden bir geçmişi var: Breitbart News sitesinin eski genl yayın yönetmeni ve Trump'ın bir süre öncesine kadar baş siyasi stratejisti olan Steve Bannon, bir kaç aydır İtalya'da, yeni kurulan popülist koalisyon hükümetinin aşırı sağ kanadını oluşturan Kuzey (için) Birlik partisine siyasi danışmanlık yapıyordu.

Öylesine ki, Batı basınında İtalya seçim sonuçları ve yeni popülist hükümetin kurulması, Steve Bannon'un Avrupa'nın popülizm tarafından fethi için başlattığı kampanyadaki ilk zaferi olarak nitelendi.

Çin'e ekonomik politika dikte etmek

Bu hafta G-7 grubunun yıllk zirvesine Kanada ev sahipliği yapıyor. Her zirve öncesinde olduğu gibi Batı dünyasının en büyük yedi ekonomisinin bakan düzeyindeki temsilcileri hazırlık toplantıları için Kanada'da biraraya geldiler. Konuştukları konu, Trump'ın, AB, Kanada ve Meksika'dan ithal edilen çelik ve aluminyuma uygulamaya karar verdiği yüksek gümrük tarifeleriydi. O konudaki ateşli tartışmalar daha epeyce devam edeceğe benziyor.

Ne var ki, bu hazırlık toplantılarının ardından Mnuchin'in basına yaptığı bir açıklama, anlamını kavrayanlara parmak ısırtacak nitelikteydi: ABD Hazine Bakanı ülkesinin Çin'den ekonomisinde yapısal değişiklikler yapmasını istediklerini söyledi.

Mnuchin, Çin'le devam etmekte olan görüşmelerinde sadece Çin'in ABD'den daha fazla mal almasını istemekle kalmayacaklarını, Çin firmalarının yabancı firmalarla kuracakları ortaklıkların koşullarının da yeniden belirlenmesini isteyeceklerini açıkladı.

Dünyanın en büyük ekonomisinin dünyanın ikinci en büyük ekonomisine politika dikte etme gücünü nerede bulduğunu sorgulamak herhalde yanlış olmayacaktır.

Bu cüretkar tavır Pekin yönetimince nasıl yorumlanacak bilmek zor, ancak Mnuchin Kanada'da G7 toplantısındayken ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross'un Pekin'de Çinli karşıtı ile yaptığı görüşmeler çok ilerleme sağlamamış olmalı ki, Çin resmi basını Ross'un ülkeden ayrılmasından hemen sonra duyurduğu resmi açıklamalarda, şimdiye dek bir ticaret savaşına girişmemek için dikkatli davranmakta olan Çin hükümetinin, ABD'nin verdiği sözleri tuitmaması halinde Washington'a karşı misillemede bulunmaktan kaçınmayacağını vurguladı

Uzun sözün kısası, Trump ve kadrosu, ellerini, kollarını ve burunlarını ait olmayan yerlere sokmayı epeyce tırmandırmışa benziyorlar. Ölçüyü kaçırmaya başladıklarını farkedecekler mi yoksa amonyak yarışını, müttefikleri de dahil birileriyle ciddi bir çatışma noktasına götürecekler mi, zaman gösterecek...

Cengiz İzmirli (mahlas)