Hayır Muharrem Bey!..

06 Haziran 2018 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

Bugün bir demecinizi okudum. Sabah (RS FM'deki Seyr-i Sabah) Radyo programımda da yer verdim:

(mealen) "İktidara geldikten sonra kaşar gazetecilerin programlarına çıkmayacağım, onların sorularını yanıtlamayacağım" diye konuşmuşsunuz. 

İsmen tek tek kimleri kastettiğiniz önemli değil tabii. Ama hepimizin tahmin ettiği "Yandaş, Yalaka, Yılışık, Yalancı, Yawshak," yani 5Y medyasının temsilcileri bazı isimleri kastettiğinizi biliyoruz. Bunlardan duyduğunuz rahatsızlığı da gayet iyi anlıyoruz. Kamuoyunda da böyle bir talep olduğu biliniyor. Yani, "Çıkmasın şu heriflerin şu kadınların programlarına... " gibi bir telkinde de bulunabilirler size..

Ama, yanlış yaparsınız.  Bir gazeteci olarak net ve açık eleştiriyorum bu konuda. Yanlış yaparsınız. 

Çünkü:

- Bir siyasetçi, önüne çıkacağı gazetecileri, sorularını yanıtlayacağı gazetecileri kendisi seçemez. Seçmeye kalkışırsa adı R.T.Erdoğan olur. AKP lideri olur.

- Bir siyasetçi, bazı gazetecileri seçip "Onlar şucu bucu ben onların sorularını yanıtlamam" diyemez. Derse adı R.T.Erdoğan olur. 

- Bir siyasetçi, çıkar aslanlar gibi (Hiç komplekse girmeden delikanlı gibi söylüyorum: yani sizin gibi) her gazetecinin sorularını yanıtlar. Korkmadan çekinmeden (aynen sizin yaptığınız gibi) kamuoyunun merakını giderir, kendini ifade eder, vaatlerini anlatır. Halkı-Haksız suçlamalara da delikanlı gibi yanıt verir. 

- Bir siyasetçi bugüne kadar "Bal gibi" o programlara o kaşarların önüne çıktıktan sonra yani "İstemem yan cebime" dedikten sonra, bugün "Bir dahaki sefere çıkmayacağım" derse kendisi ile çelişmiş olur.  

- Bir siyasetçi şunu asla unutmaz: Sorular taraflı da olsa, adil ve tarafsız da olsa, kamuoyunun bir kısmının bir kesiminin ya da medyanın bir kısmının bir kesiminin hissiyatını yansıtır. Sizin göreviniz bunlara göğüs germek, gerebileceğinizi kanıtlamaktır. Bunu bugüne kadar hakkıyla yerine getirdiniz. Bundan sonra da yapabilirsiniz. 

- Bugüne kadar çıkıp (bence doğruyu yapıp) sizin "Kaşar" diye nitelediklerinizin de, "Beyaz Peynir" sayılabileceklerin de, Lor'un da, Çökelek'in de, Mihalıççık Peynirlerinin de Tulum'un da, Hellim'in de her tür gazetecinin sorularına yanıt verdiniz. Her tür programda yer aldınız. Kötü niyetlileri de perişan edip "yerlere serdiniz". Bence de iyi yaptınız. Seçmediniz yani. Bundan sonra da böyle yapın. Göreviniz bu çünkü. sorumlu ve kendine güvenli gerçek siyasetçinin yapması gereken budur.

- Medyanın bir kesimini boykot etmek, seçmek, kategorize etmek, şuna çıkarım buna çıkmam, şunu muhatap alırım bunu almam demek, R.T.E'lerin işi. 

Onların tavrı. Siz girmeyin o yola. Size yakıştıramam o tavrı. 

- Gelin hepimize (Bize de uğrayın bir gün lütfen. Onur duyarız teşrifinizden) yanıtlayın sorularımızı. Yanlışımız varsa yüzümüze vurun. Doğru soruyorsak da açık yüreklilikle (bugüne kadar yaptığınız gibi) cevap verin.. Verin ki, bizim izleyicimiz, dinleyicimiz, okurumuz da bilgilensin. Derdinizi meramınızı anlatın. 

Seçmece yapmayın. Doğruyu yapın ve sorulara cevap verin. Siyasetçinin görevi bu.. 

TRT'ye de çıkın. Oradaki 10 dakikalık halka hitap hakkını da kullanın.. Ne demek "Alın başınıza çalın kullanmayacağım.." ? Bu ülkede sadece TRT izleyebilen insanlar da var. Herkes Digitürk sahibi değil. Yapmayın. Elektrik faturasından ödediği verginin karşılığını almak istiyor. Sizi de duymak istiyor o insanlar da. Hem, demokratik - yasal  hakkınızdan neden feragat ediyorsunuz?

Yapmayın Muharrem Bey.

Öfke ile, yanlış tavır almayın. Eleştirdiğiniz liderler, özellikle de belli bir tanesi gibi davranmayın. Onların konumuna düşmeyin. 

Siz farklı olun.

Muharrem İnce olun. Sizi sevenler onun için seviyor zaten. Meydanlar onun için doluyor taşıyor zaten. 

Kampanyanızın geri kalan kısmında da başarılar dilerim. 

Saygılarımla

Zafer Arapkirli