Ne günlere kaldık?

12 Haziran 2018 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

Bütün dünya ikisi de ağzına geleni söyleyen, pervasız, taşkın, istikrarsız ve nezaketten nasibini almamış iki liderin "doruk toplantısına" kilitlenmiş durumda; 12 Haziran Salı sabahı ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un, Singapur'un ağaçların ardına gizlenmiş gözlerden uzak bir otelinde yerel saatle sabah 9'da bir araya geldi.

Trump, hazır bulunacağım diye sanayileşmiş Batılı ülkelerin oluşturduğu G7 grubunun Kanada'nın Quebec eyaletindeki liderler toplantısını bile yarıda bırakıp gittiği Singapur doruğunda başarı sağlanıp sağlanamayacğini "ilk bir kaç dakikada" Kim Jong Un'un vücut dilini çözdükten sonra anlayabileceğini iddia etti.

Kim Jong Un ise doruk öncesinde bırakın basına demeç vermeyi, Singapur'da fotoğraf bile çektirmedi.

Peki bu zirve niye yapılıyor, zirvenin başarısı kim için ne anlam taşıyor?

"Bunak" diye hakaret ettiği Trump'ın kendisini muhatap almasını sağlayabildiği için Kim Jong Un şimdiden istediğinin en azından bir bölümünü  elde etti mi? Yoksa bu zirve için Kim'in ülkesinin bilinen en önemli nükleer  test merkezini imhasını sağlayan Trump ve onun  dışişleri bakanı Mike Pompeo mu daha büyük bir başarı elde ettiler?

Tarihsel bir açıdan bakılırsa, her şeyden önce, 34 yasındaki Kuzey Kore liderinin, dedesi ve Kuzey Kore'nin kurucu lideri Kim İl Sung'un ve babası Kim Jong İl'in başaramadığını gerçekleştirdiğini kabul etmek gerek: Bir ABD başkanı şimdiye dek ilk kez Kuzey Kore liderini muhatap kabul ediyor ve iki eşit taraf olarak görüsmek üzere masaya oturuyor. Üstelik açıkça dillendirilimese de bunu, tüm yaptırım ve engelleme çabalarına karşın Kuzey Kore'nin nükleer füze teknolojisi elde etmiş olmasının getirdiği zorlamayla yapıyor.

Yani tarafsız bir açıdan bakıldığında Kim zaten maça 1-0'lık avantajla başlıyor.

Öte yandan, Kuzey Kore liderinin ABD Başkanı Trump tarafından muhatap alınmış olması, sadece Kuzey Kore'ye karşı olan Japonya ve öteki Batılı ülkelerde kasların kalkmasına neden olmakla kalmadı, Batı'nın yaptırımlarına karşı yıllardır Kuzey Kore uzerine gizli-açık bir koruma şemsiyesi açmış olan Çin ve Rusya'nın da biraz hareketlenmelerine neden oldu.

Kim-Trump zirvesinin hazırlık sürecinde, Kuzey Kore lideri iki kez Çin devlet başkan Xi Jinping'le, bir kere de alelacele programlanan bir ziyaret için Pyongyang'a giden Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'la görüştü.

İyi de bu görüşmelerde neler ele alındı?

Kim Jong Un'un ABD'deki yaşam tarzını çok sevdiğini, Amerikan basketbol ligi NBA'nin yaramaz emekli oyuncusu Dennis Rodman'ı bir kaç kez Kuzey Kore'de konuk ettiğini biliyoruz. (Dennis Rodman'ın da zirvenin yapıldığı Singapur'da bulunduğunu not edelim) Ayrıca Kim, babası gibi Hollywood filmlerini de çok seviyor. (Gerçi Kim kendisiyle alay eden bir filmin yapımını finanse ettiği için Sony firmasının bütün internet sitelerine girip benzersiz bir tahribat da yaptırdı ama galiba orada biraz fazla alınganlık gosterdi)

Üstüne üstlük, doruk toplantısına sadece 10 gün kalmışken, Kim, ülkesinin nükleer silah programını yöneten üst düzeydeki üç komutanı görevden aldı.

Acaba Çin ve Rusya, yatırım ve yardım vaadleri karşılığında Kim'in Trump'ın dümen suyuna girecek olmasından kaygılanıyor olabilirler mi?

Her ne kadar Kim Jong Un, rejimin meşruiyetinin dedesinin ve babasının ideolojik yörüngesini izlemesine bağlı olduğunu biliyorsa da, acaba ülkeye getirebileceği yatırımlar ve ekonomik gelişme uğruna bu ideolojik bağlılığından kurtulma yönünde bir karar vermiş olabilir mi?

Öte yandan, Trump için bu zirvenin başarı ölçütü nedir?

Trump'ın, "pısırık" diye nitelediği Barak Obama yönetimi, ABD'nin geçen ay çekildiğini ilan ettiği İran'ın nükleer silah geliştirmesini önleyen çok taraflı anlaşma, İran'ın elindeki, nükleer silah için zenginleştirilebilecek uranyum'un yüzde 97'sinin BM'ye devredilmesini sağlamıştı.

Eğer bu anlaşma "pısırık" bir yönetim tarafından imzalanmışsa, Trump bundan daha iyisini imzalayabilecek mi?

Eğer, basına verdiği demeçte söylediği gibi Kim'in vücut dilinden olumlu  sinyaller alırsa, Trump Kuzey Kore liderine ne vaad edecek, karşılığında ne isteyecek?

Görüldüğü gibi çok bilinmeyeni olan bir denklemle gidildi Singapur zirvesine.

Buluşmanın ardından tarafların neler söyleyedikleri ve bunları nasıl söyledikleri elbette birçok başkentte titiz bir biçimde irdelenecek.

Ama şimdiden görünen o ki, Kim bu doruğun gerçekleşmesini sağlamakla yalnıza ABD'nin değil bütün büyük ekonomilerin ilgisini çekmeyi başardı.

Batılı haber ajanslarına bakılrsa, Çin'de temsilciliği olan büyük batılı şirketler şimdiden Çin'in Kuzey Kore sınırı yakınlarındaki kentlerde temsilcilikler açmaya başlamışlar. Akıllı paranın kar kokusu almayı becerdiği gerçeğinden hareket edilirse, Kim şimdiden köşeyi dönmeye hazırlanmaya başlamış bulunuyor.

Cengiz İzmirli (mahlas)