Masal...

14 Haziran 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Masallarla büyümek çocuklar için eşsiz bir olanaktı, şans olmayı sürdürüyor hâlâ.

Çizmeli Kedi ile Sinderella, Keloğlan ile büyümüş olmaktan dolayıdır ki, herhangi bir güzellikle karşılaştığımızda ya da hayal ettiğimizde güzelliği "masal gibi" deriz kaçınılmaz olarak.

Ve mutlaka doğruluğun dürüstlüğün, iyiliğin kazanması ile biter bütün masallar.

Masalların anlatıcılarına yazarlarına çok şey borçludur insanlık.

İnsanlara iyinin, güzelin, doğrunun, vicdanlı merhametli olmanın değerli ve hatta şart olduğunu farkına bile varmadan aşılamıştır masallar.

Masallarla büyüyen nesiller, toplumsal sınıfsal koşullanmanın katı kuralları ile karşılaştıklarında, paranın padişahlığı ile yüzyüze geldiklerinde, düzenin acımasız aklı tarafından zora sürüklendiklerinde, düzenin rüzgârına kapılmış insanlar tarafından hırpalandıklarında, aşağılandıklarında itilip kakıldıklarında bile bitmek bilmez bir umutla ve iyimserlikle insaniyetliğin romantik yolunda yorulmaksızın yürümeye ve o masalsı gerçekçiliği iyinin, doğrunun, dürüstlüğün mutlaka kazanacağına dair olan inançlarını asla kaybetmezler. 

Hatta belki de iman ederler masalların gerçekçiliğine

Bir Keloğlan'dan başka nedir ki Ç ve Denizgiller? 

Hakikattir masallar ve belki de onun içindir, medeniyetler çatışması ya da medeniyetler ittifakı çağında masallara yer yoktur.

Uygar düzen kendi sanal masallarını yaratmıştır ve bu masallar çocuklara değil büyüklere anlatılır.

Masallar edebiyat bağlamında kültür bağlamında, hatta hayatın ta kendisi hakkında ne kadar gerçekci ve hakikat ve lûzumlu ise, masallar o kadar da tehlikelidir büyüklere anlatılmak için diplomasi bilim tarih siyaset hukuk ve insan hakları bağlamında icat edilen uydurulan ve asla katiyen edebi olmayan olamıyacak olan o yüzden de alınlarında sahte, yalan mührü ile üretilen  masallar.

Batı medeniyeti ya da uygarlığı büyükler için uydurulan yalanların en önde gelenidir.

Batı kavramının bir yön belirtisi olduğundan başlayarak medeniyet kavramının Medine şehrinden türeme ve şehir anlamını içermesinden başlayarak ve uygar kavramının da köken itibarı ile Uygur kavminden köklendiğini anımsatarak başlarsak.

Barbar demek yabancı demektir ey insanoğlu ve sana daha ilk mektepten başlayarak dikte ettikleri Batı uygarlığı "asıl ve asal, hatta asil" olan Batılılarla, yani kuzeybatı Hristiyan çeyrek kürelilerle onlara yabancı, yani barbarlar arasında geçen ve barbarların bütün karşı koyuşlarına ve kötülüklerine rağmen çağdaşların uygarların  medenilerin ve medeniyetin yani barbar olmayanların arasında geçen çatışmaların normal ve hatta şart sonucudur.

Batılı olmak demek çağdaş olmak demekse ve günümüz söyleminde çağdaş olmayı AB resmi kimliği anlamlandırıyorsa işte bu masalın büyükler için tehlikesini ortaya koymaktadır ki, anlayana sivrisinek.

Sivildir masallar, o yüzden yüzyılları aşıp gelmişlerdir ve resmidir büyükler için uydurulan diplomatik siyasi ahlâki tarihi masallar...