Hayvanlar ve kalbimiz

17 Haziran 2018 Pazar  |  BEYAZ ÖNLÜK

1983 yılında Friedmann ve arkadaşları çocukların kitap okur ya da istirahat ederlerken ölçülen tansiyonlarının yanlarında bir köpek bulunduğu durumda daha düşük olduğunu bildirdiler. 

1985 yılında bu kez Grossberg ve Alf üniversite öğrencilerinin bir köpeği okşarlarken ölçülen tansiyonlarının sohbet ettikleri ya da kitap okudukları duruma göre düşük olduğunu gösterdiler. 

1988'de Vormbrock ve Grossberg öğrencilerin köpekle olan iletişimlerinde bilhassa onu okşarken kan basınçlarının düştüğünü buldular. 

1990'lı yıllarda yapılan çalışmalar 2-6 yaşlarındaki çocukların doktor muayenesi esnasında ortamda bir köpek bulunduğunda daha az strese girdiklerini kanıtladı. 

1999'da bu kez erişkinler üzerinde yapılan bir araştırma bir hayvanla göz teması yapmanın beklenen stres tepkisini hafiflettiğini ortaya koydu. 

2001'de Hanever ve arkadaşları 7-10 yaşlarındaki çocuklara yapılan diş tedavilerinin öncesinde bekleme odasında bir köpek bulunmasının stresi azalttığını gösterdiler. 

Motooka ve arkadaşları 2006'da yayınladıkları makalede sağlıklı yaşlı bireylerin yalnız yürümekle kıyaslandığında bir köpekle 30 dakika yürüdüklerinde kalp hızlarında daha olumlu değişimler kaydettiler. 

2007 yılında yapılan bir çalışmada araştırmacılar kalp yetersizliği nedeniyle hastanede izlenen hastalarda bir köpeğin 12 dakika odada bulunması sonrasında akciğer atardamarı basıncında düşme bildirdiler. 

2011'de yayınlanan bir çalışmada köpek sahibi olan kadınların köpeklerini üç dakika süreyle okşadıktan sonraki 55 dakikalık sürede kalp hızlarının belirgin biçimde düştüğü bulgusu yer aldı. 

Allen ve arkadaşlarının 1991 ve 2002 yılında yaptıkları ilginç çalışmalar insanların evlerinde aritmetik problemleri çözerken ya da ellerini buzlu suya daldırdıklarında ortamda köpekleri varsa kalp hızı, tansiyon ve cilt ısılarındaki değişimin daha az olduğunu gösterdi. Hatta yanlarında eşleri bulunduğu durumla kıyaslandığında bile bu stres yanıtları yanlarında köpekleri varsa daha iyiydi. 

Yüksek tansiyon hastalarının da bu biçimde besledikleri hayvanlardan yarar gördükleri anlaşılıyordu. Tansiyon düşürücü ilaç başlananların 6 aylık takibinde hayvan sahibi olanlarda gerek tansiyon düzeyi gerekse bununla ilişkili hormon göstergeleri daha olumluydu.   

Bilhassa köpek sahiplerinin daha hareketli bir yaşam sürdürdükleri, tansiyonlarının, kolesterol ve trigliseritlerinin daha düşük olduğu, deneysel olarak oluşturulmuş streslerden daha az etkilendikleri, kalp krizi sonrasında kalp ve damar sağlığı yönünden daha iyi bir seyir izledikleri yapılan pek çok çalışmayla kanıtlanmış bulunuyor. 

Kedilerimizi de unutmuyoruz tabii. 2009 yılında yayınlanan bir büyük çalışmada 15 bine yakın birey 20 yıl süreyle izlenmiş, evlerinde kedi besleyenlerde ölümcül kalp krizlerine anlamlı biçimde daha nadir rastlandığı bildirilmişti. 

Gelinen noktada özellikle kalp ve damar hastalığı için riskli kişilerin evcil hayvan sahibi olmaya özendirilmesinin yepyeni bir koruyucu hekimlik stratejisi olduğunu söylersek abartı olmaz. 

Binlerce yıldır evcilleştirmekle onlara faydamız dokundu mu, bilmiyoruz. 

Ama bize iyi geldikleri kesin... 

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.