İçeride MHP dışarıda Rusya

25 Haziran 2018 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Siyasi literatürümüze baskın seçim olarak giren 24 Haziran 2018 erken seçimleri nihayet sonuçlandı. Öncesinde konuşulan ve 'Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilir ama Adalet ve Kalkınma Partisi TBMM'deki çoğunluğunu yitirir' şeklinde özetlenen muhtemel senaryo gerçekleşti. Bazıları iktidar kaybetmedi diyebilir ama AKP'nin 8 puan düşerek %42'ye inmesi ve Meclis çoğunluğunu yitirmesi kaydadeğer bir gösterge. Üstelik şimdi MHP'ye de fazlaca bağımlı.

Bu seçimin sürprizi ve asıl kazananı ise kuşkusuz MHP. Devlet Bahçeli'yi gördü ve MHP kilit parti konumuna erişti. Dünyada milliyetçiliğin yükseldiği ve uluslararası sistemin değişim geçirdiği bir dönemde benzer fikirleri salt söylemde kalsa bile dillendirenler galibiyete yürüdü.

Erdoğan'ın ansızın erken seçime gitmesinin kendisi için çok önemli ve mantıklı bir karar olduğu da görüldü. Ayrıca bu kadar anketçi ile TV'deki seçim 'uzmanları' ise klasik olarak yine ters köşelerde süzüldü.

Niceliksel olarak bakıldığında seçimin bir başka kazananı Muharrem İnce. Kampanya döneminde elbette hataları da olmuş olabilir ama genel hatlarıyla başarılı ve yüksek bir performans gösterdi. En önemlisi, almış olduğu %31 oy ve kısa sürede yakaladığı ivme ile CHP seçmenine gelecek için umut vadetti. Niteliksel olarak ise diğer muhalefet önderleri gibi seçim gecesi ortada gözükmemesi liderlik için gereken ve Erdoğan'da fazlasıyla bulunan kararlılık ve irade eksikliğini ortaya koydu. Her şeyin meydanlarda bağırıp çağırmakla çözülmeyeceği anlaşıldı, İnce bu noktada karizmayı fena çizdi. Kampanya dönemindeki en büyük hatası ise Türkiye'nin beka sorunu yaşadığı bir ortamda TSK ile gereksizce didişmesiydi. 

Şurası kesin ki seçimin en büyük kaybedeni yine, yeni, yeniden Kemal Kılıçdaroğlu. CHP'yi 2009'da teslim aldığı %23'ün bile altına düşürdü. Seçim döneminde görüldüğü üzere demek ki Atatürkçü bir adayla değişim rüzgarı estirilebilir ve en azından bir umut yaratılabilirdi. Bunu Kılıçdaroğlu ve CHP üst yönetimi ne kadar kabullenir bilmiyorum. CHP seçmeni de daha ne kadar sorgular, burası da muamma. Ancak rakamlar net: İnce sürekli kaybeden partisinden 8 puan fazla oy aldı! CHP yönetimi orada artık bir dakika dahi durmamalı ama daha önemli bir nokta var: CHP'den HDP'ye oy kaydırılırken amaç iktidarı devirmekti. Sonuç meydanlarda HDP kutlama yaparken CHP seçmeni yine hayal kırıklığı yaşadı. Bilmem anlatabiliyor muyum?

CHP son yıllardaki politikasıyla hem niceliksel hem de niteliksel olarak kaybetmeye mahkum. Bu sonuçlar CHP içinde bir değişim/dönüşüme yola açar ve parti kuruluş felsefesini hatırlarsa bir çıkış yolu bulunabilir yoksa görünen köy kılavuz istemez: Ömür boyu muhalefet.

İyi Partinin durumu ise hayli ilginç. Kısa süre önce kuruldu ama çok fazla merkez sağ seçmen ve parti vurgusu yaptı. Haliyle bu tutmadı çünkü o klişe % 35-65 dengeleri değişeli çok oldu. Sonuç başarılı mı değil mi sorusunu partinin seçmenleri takdir edecektir. Diğerlerine gelince;

T.Karamollaoğlu, D.Perinçek gibi isimler partilerinden az oy alarak başarısız oldular. Yaş haddinden bırakıp gençlerin önünü açabilirlerse iyi olur. Yine takdir kendilerinindir.

Gelelim en önemli konulara: Güvenlik ve Ekonomi! Türkiye'nin içinde bulunduğu güvenlik durumu ve dünyada milliyetçiliğin yükselişi bu seçimde sandığa yansıdı. Bu meselelerde seçmene güven veremeyenlerin şansının olmadığı açığa çıktı. Şunu da eklemeden geçmeyeyim: Bu seçimde içeride gülen taraf nasıl ki MHP olduysa dışarıda gülen taraf da Rusya oldu. Türkiye'nin Batı ülke ve kurumlarıyla didişen bir anında destek gördüğü Rusya için de statükonun devamı en iyi sonuçtu. Çeşitli dış yorumlar da bunu doğruluyor. Ben zaten Türkiye'de AB'ye/Batıya gülücük dağıtmak üzerine kurgulu alternatiflerin artık kolay kolay iktidar olamayacağı kanaatindeyim. Muhalefet anca bu yalın gerçeği hesaba katarsa ilerleyebilir.

Ülkemizin mevcut durumda en önemli sorunları güvenlik ve ekonomi dedik. Nitekim başka bir yalın gerçek de şu: Güneyimizden kaynaklı güvenlik sorunları için Rusya ile, iktisadi sorunlar için ise Çin ile sağlam bir işbirliği kurulmadan bu badireler zor atlatılır. Türkiye bunlara göre refleks gösterme yolunda. Dünyada değişimin olduğu bir dönemde Türkiye Avrasya'ya doğru kayma durumunda.

Asıl gündemimize oturacak sorun ise ekonomik kriz. Geçmişin biriken yanlış politikaları neticesinde zor günler bizi bekliyor. Elbette acısız dönüşüm olmayacak ama bunu üretim ekonomisini yeniden tesis etmek için fırsata çevirmeliyiz. İktisadi liberalizm bizi uçuruma götürüyor. Radikal değişim bu açıdan şart. İş kolay değil ve ekonomik sorunların yanında siyasi istikrar da hemen sağlanacak gibi durmuyor. Tahminen 2019'da tekrar erken seçim olacak. Süreci izleyip görelim. Bir de unutmadan 'Bahçeli Erdoğan'ın aleyhine çalışıyor, seçimi de onu bitirmek için yaptırdı' türü komplolarla veya seçimlere büyük önem atfeden duygularla değil akılla, hele ki devlet aklını hesap ederek düşünmek temennilerimle sonuçların ülkemize hayırlı olmasını dilerim.