Muharrem İnce lider mi?

02 Temmuz 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

1 Hafta geçti, artık sakinleştik, bazı şeyleri daha mantıklı analiz eder hale geldik. 24 Haziran 1 Temmuz arası yaşadıklarımız aslında ne kadar haklı olduğumuzu kanıtladı, daha önce yüzlerce kez oluğu gibi..

Muharrem İnce CHP'nin metazori adayı olarak açıklandığında ilk düşündüğüm şey şuydu: 10 gün bakalım, izleyelim, malum zihniyet karşısında ne yapacak, direnebilecek mi, umut olacak mı? Açıkçası beklentilerimin üzerinde bir performansla Mİ ilk 10 gününü gayet iyi geçti. KK'nın Abdullah Gül'ü çok istediği bir dönemde, kendi inisiyatifiyle adaylığını kabul ettirdi ve sahneye çıktı. Bu büyük bir cesaretti. 

Sonra mitingler başladı. Benim, öteden beri niye yapmıyorlar diye düşündüğüm ekrandan gösterilerle ve çok iyi organize olarak milyonlarca insanı toplamaya başladı. Her geçen gün, her miting benim de bir çok insan gibi umutlarım kabardı. Hatta öyle ki 20 Haziran'da, seçimin sonucu belli, bu sinerjinin önünde kimse duramayacak diye de yazdım, emindim. Hile yapılacağını iddia etmeme rağmen, Mİ'nin verdiği güven, YSK'yı bana bırakın söylemleri 23 Haziran akşamında beni çok sevindiriyor ve sonunda bu zihniyetten kurtuluyoruz diyordum. 

Ama bu arada Mİ'nın bazı davranışlarında bazı tuhaflıklar da olmuyor değildi... Mesela sürekli fzik hocalığını vurguluyordu ama sahneden yaka paça biri atılıyordu. Bu davranışı gösteren korumaların nereden cesaret aldığını tarttığımda, Mİ'den mi acaba diye düşünmüştüm. Yani, sert bir mizacı var gibiydi. CHP Merkez binasında asansörde yer kalmadığında, bu kafayla hayatta iktidar olamayız dediğini biliyordum. Mitinglerde havaya giren halkı susturuken biraz sinirlenir gibi olduğunu görüyordum. Bazen halk ağzıyla konuşuyordu ama sanki iğreti kalıyordu ağzında. Mesela "ateşleyin" demesi gibi. Ben köy çocuğuyum diyordu ama köy çocuğu olmayı bu ülkede kaç kişi istiyor diye analiz etmiş miydi acaba? Aksine, zaten fakir olan halk fakir değil, zengin edebiyatını seviyor analizini yapmamış mıydı? Acaba bu ülkenin genelinin %80'inin alkol kullanmadığını, %35'inin kredi kartı kullanmadığını, %70'inin alt gelir tabakasında olduğunu bilmiyor muydu? Acaba tarihe merakı mı yoktu? Çünkü tarihte tüm başarılı liderler, fakirliği değil zenginliğini kullanarak cahil ve ezilmiş kesmin desteğini aldığını bilmiyor muydu? Firavunlardan tutun, günümüzde Dubai örneğinde olduğu gibi, basit insanların koca koca binalarla gayet kolay kandırıldığını bilmiyor muydu? 

Sanmam, bunların hepsini Mİ de görüyordu elbet. Ama liderlik böyle bir şey işte. Bazen gerçekleri senin menfaatin için kullanmazsan söylediğin doğruların bir önemi kalmaz. Nabza göre şerbet vermezsen millet seni alkışlar ama ilk fırsatta gider yine kendi bildiğini yapar. Kendisine seçimden 4 gün önce 3-4 tivit attım, dedim ki, "Sayın İnce bu halka para verecem demeyin, bazı şeyleri bedava yapacağınızı vaad edin. Mesela köprüler 1 yıl bedava deyin. Esnaflar 1 yıl bilmem ne vergisi ödemeyecek deyin. Yani öyle bir vaadde bulunun ki bugün insanların nefret ettiği bazı harcamaları yapmayacaklarını görsünler." Öğrencilere yılda iki kere 500 TL vermenin nasıl bir cazibesi olabilir? Ama zihniyet kek diyerek aldatabiliyor... Neden?

Çünkü kek sınıf atlatıyor. Markette 1 TL'ye satılan keki sırf kek olduğu için kullanarak ve bedava yaparak halkın aklını çelebiliyor. Bir de bizim kesim dalga geçince millet iyice hırslanıyor. Zate yıllardır beyinlerine çakılmış CHP'den bir halt olmaz, bunlar bir çivi çakmadı, dinsiz, ayyaş tiplerdir, bize tepeden bakarlar, yokluk partisidir söylemlerini bilmiyor olabilir mi? OHAL vaadi çok mantıklıydı ama millet anlamadı. Anlasaydı zaten 2 yıldır bir şey yapardı. 10 bin öğrenciyi yurtdışına göndereceğim vaadi de havada kaldı çünkü kimse anlamadı. Laf aramızda ben de anlamadım nasıl olacağını. 

Şöyle bir baktığımda MI'nın akılda kalan bir vaadi oldu mu? Ama zihniyet bir "kek" dedi yine gündem oldu. Mağduriyetten puan topladı. Bunları şimdi bir tarafa koyalım , asıl konuya da değinelim.

Mİ, adım gibi eminim, hile meselesini ve nasıl önleneceğini de biliyordu. Anlattı da. Kendi seçmenine söz verdi, siz sandıklara sahip çıkın, YSK bende dedi. İşte bu vaat aslında en önemli ve etkili vaadiydi. Ama ne oldu? Biz, ben dahil, gittik sandık başında 10 saat oturduk. Akşam oldu, beklenen manipülasyon başladı,"Mİ halledecek " diye bekledik. Ama Mİ çıkmadı. Sağa sola mesaj attı. Zihniyet gözümüzün içine baka baka seçimin galibi olarak kendini ilan ederken Mİ 'den ses çıkmadı. En büyük ve hayatının sınavını veriyordu Mİ ama çaktı! Yok evinde alıkonulmuş yok CHP sistemi çökmüş yok tehdit edilmiş... Beni hiç ilgilendirmiyor. Ben, 15 milyon oy veren insan gibi saat 01'e kadar bekledim, şimdi çıkacak diye...

Çıkmadı adam yahu! Eğer ölmediyse bunun bir açıklaması olamazdı. Bir ses kaydı, bir video, bir emare. Hiç! İşte orada seçimi kaybetti. Hatta bence bir çok insanın güvenini de kaybetti. Bir lider böyle davranamazdı. Liderler, zorlukları yendikleri, haksızlıklara boyun eğmedikleri, insanları peşinden sürükledikleri için liderdirler. Şimdi bir yığın iddia. Yok kafayı çekmiş, yok evinde odasına kilitlenmiş vs. Bana ne! Ölmediği sürece hiçbir bahane kabulüm değildir. Bu zihniyeti alt etmek için her şey lehimize gelişirken, halkta müthiş bir istek varken lider diye bellenen adam ortadan kaybolamaz. Bunun özrü de affı da olamaz. İşte bu yüzden Mİ lider değildir. Ve bu satten sonra ağzıyla kuş tutsa beni ikna edemez; korkarım henüz benim gibi düşünüp de konuşamayan kişilerin de güvenini kazanamayacak. Bu tür fırsatlar insanların önüne sadece bir kez gelir. O fırsat, bir köy çocuğunun ayağına hem de altın tepsiyle sunuldu ama bu arkadaş içine etti. Özeti budur. Hem Atatürk doğal liderimiz, önderimiz diyeceğiz hem de O'nun hiçbir şartta yapmayacağı hataların tamamını yapacağız. Geçiniz. Mİ de sınavı geçememiştir. Bundan sonra bir büyükşehir belediye başkan adayı olursa belki seçim kazanır ama tren kaçmıştır. Kaldı ki, bundan sonraki seçimlerde bizim tarafın katılımının çok düşeceğinden eminim. Niye gitsinler ki? Yine aynı şeyleri yaşamak için mi? 

Bu durumun düzeltilmesi için yapılması gereken tek şey vardır.

Mİ, çıkar o gece neler olduğunu tek tek anlatır. Hile yapıldı dediği halde susmasının nedenini anlatır. Bir hareket başlatır. Bak o zaman ben de ikna olmaya başlarım. İnsanlar, limanda geminin olup olmadığına bakarlar, yoldaki serüvenleri umurlarında değildir. Mİ gemiyi yanaştıramadı ama hiç olmazsa maceraları anlatsın ki yeniden kaptan koltuğuna oturmak için bir şansı olsun...

Analizör