İktidar aracı olarak futbol

02 Temmuz 2018 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Rusya İspanya'yı penaltı atışları sonucu eleyerek 32 yıl sonra ilk kez Dünya Kupası'nda çeyrek finale çıktığında üç renkli bayraklarla süslenmiş tribünlerden gurur dolu "Ro-si-ya" (Rusya) tezahüratı yükseliyordu.

Elbette herkes mutlu ve gururluydu ama o tarihi anda yoğun programı nedeniyle tribünde bulunamasa da herkesten çok daha mutlu ve gururlu olan bir kişi vardı: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. Çünkü bu sonuç onun için bir futbol karşılaşmasında elde edilen zaferin çok ötesinde anlamları taşıyordu.

Bilenler bilir, 1990'larda, yani Putin'in selefi Boris Yeltsin'in iktidarda bulunduğu yıllarda yaşanan siyasi ve ekonomik kaos nedeniyle vatandaşlar devletten nefret eder hale gelmişti. Rus vatandaşları, Sovyet döneminde "baba" gözüyle baktıkları devlet tarafından sokağa atılmış, sahipsiz kalmış gibiydi. Ama insan yaşamı için uzun, devletlerin tarihi için kısa sayılacak 20 yılda köprünün altından çok su aktı. Putin'in iktidara gelmesinin ardından siyasi ve ekonomik karmaşa geride kaldı, Rusya dağılmanın eşiğinden döndü ve halk yeniden büyük bir ülkenin vatandaşları gibi hissetmeye, Sovyet döneminde olduğu gibi ülkeleriyle gurur duymaya başladı.

İşte, İspanya karşılaşması için Rusların heyecanla tribünlere koşmasının bir nedeni de bu milli gururdu. Alınan her galibiyet, atlanan her tur gurur duygusunun katlanmasını sağladı. Karşılaşmanın sonunda Rus futbolcuların taraftarlara, "Sizin için oynuyoruz" yazılı bir pankart açması, Putin'le başlayan dönemde toplumda sağlanan birliğin somut bir göstergesiydi.

Bu birliği sağlayan adam olan Putin kuşkusuz çok mutluydu...

Ama tek neden bu değildi.

Son yıllarda Batı'nın siyasi ve ekonomik ablukalarına karşı ayakta durmaya çalışan Rusya için, 2014 Soçi Kış Olimpiyatları'dan sonra yeni bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmak prestij açısından son derece önemliydi. Ekonomik kriz içindeki Rusya, 2018 Dünya Kupası için 13 milyar dolara yakın parayı gözünü kırpmadan harcadı. Çünkü bu şampiyona Putin'e ve Rus halkına Batı'ya, "Bakın ambargolarınıza rağmen dimdik ayaktayız, bize boyun eğdiremeyeceksiniz" mesajını vermek için tarihi bir fırsattı. 2014 yılında Kırım'ın ilhak edilmesinin ardından Rusya'yı siyasi, ekonomik ve diplomatik alanlarda tecrit etmeye çalışan Batı'da bir araya Dünya Kupası'nın boykot edilmesi olasılığı bile tartışılmıştı, tıpkı 1980 Moskova Olimpiyatları'nın boykot edilmesi gibi... Ama boykot olmadı ve Rusya, uluslararası sahneye yeniden büyük bir güç olarak dönüşünü Dünya Kupası organizasyonu ile taçlandırma olanağına kavuştu.

Rusya-Batı ilişkisinin ilginç yönleri vardır... 

Örneğin, Batı'nın baskı ve boyun eğdirme çabalarına yüksek perdeden tepki gösteren Rus yöneticiler aslında için için bu duruma sevinir. Sevinir çünkü Batı ile gerginlik Rusya'yı yönetenler tarafından her daim iç politika malzemesi olarak kullanılır. Böylece hem ülke içindeki bütün sorunların sorumlusu olarak "dış düşman", yani Batı gösterilir hem de bu yolla kişisel iktidarlar güçlenir.

İşte, Rusya'yı yeniden ayağa kaldıran lider olarak son 18 yılda halkının gözünde kahramanlaşan Putin, 2018 Dünya Kupası yardımıyla hem Batı'ya meydan okuyor hem de zaten güçlü olan iktidarını daha da güçlendirmenin keyfini çıkarıyor.

Kısacası, Putin için 2018 Dünya Kupası bir kupadan çok daha fazlası...