Trump muhalefeti susturuyor

03 Temmuz 2018 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

ABD Başkanı Donald Trump, dört yıllık görev süresinin ilk yarısını bile tamamlamadan, Amerikan toplumunu önemli ölçüde ve olumsuz yönde değiştirmeyi başardı. Trump şimdi bu değişimi hızlandırmakla 2020'deki başkanlık seçimini kazanmayı garantilemek istiyor. Ancak ilginç bir biçimde, Trump'ın doğrudan etkileme gücü dışındaki gelişmeler de, ABD Başkanı'nın ekmeğine yağ sürüyor.

Öncelikle Trump'ın bugüne kadar yaptıklarının Amerika toplumunun sadece halk katında değil, elitleri arasında da yol açtığı tavır değşisikliklerine bakılacak olursa, durumu nitelemek için "vahim" sözcüğünün kullanılması pek de yersiz olmaz.

Bilindiği gibi Trump, 2016 seçimleri kampanyasının başlamasından çok kısa bir süre önce kendini Cumhuriyetçi  Partili ilan etmiş (geçmiş yıllarda Trump'ın seçimlerde Demokrat Partili kongre adaylarını desteklemişliği var) sürpriz bir gelişmeyle partinin adaylığını kazanmakla kalmayıp daha büyük bir sürpizle başkanlık seçiminden de zaferle çıkmıştı. Partide köklü bir geçmişe sahip olmamasına karşın, Trump'ın 2017 başında Beyaz Saray'a yerleştikten sonra, ABD Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Cumhuriyetçi üyelerin önemli bir bölümünü kendi "dümen suyuna" soktuğunu söylemek yanlış olmaz.

Bununla neyin anlatılmak istendiği haklı olarak sorulabilir.

Kısaca yanıtlamak gerekirse, son 18 ayda başta Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi'ndeki üyeleri olmak üzere, bir çok Kongre üyesi ABD siyasi hayatının önemli bir özelliği olan "nezaket" ve "uygarlık" gibi davranış özelliklerini terkettiler.  O kadar ki, iş artık bir Kongre araştırma komisyonuna ifade veren FBI başkan yardımcısının bağırarak susturulmasına kadar geldi.

Amerikan televizyonlarında pazar sabahları yayınlanan ve yaygın olarak izlenen siyasi sohbet programnlarında artık Trump'ın Cunhuriyetçi Parti içinde yarattığı nüfuzun etkisiyle muhaliflerin seslerini kestiği konuşuluyor.

Temsilciler Meclisi'ndeki durumun tersine ABD Senatosu'nda hala Trump'a muhalefet eden etkili üyeler olmakla birlikte, bu senatörlerin önemli bir bölümü Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde aday olmayacaklarını açıkladılar. Bu senatörlerin yerine aday olacak Cumhuriyetçi Partililer ise, Trump'ın desteğini alabilmek için partinin yerleşmiş siyasi geleneklerini terketmeye hazır olduklarını ilan etmiş durumdalar.

Eyaletlerin yasama meclisleri için yapılacak seçimlerde ise, düzey daha da düşmüş durumda. Bunun moda deyimle "çarpıcı" bir örneği kısa bir süre önce haber ajanslarının bültenlerine yansıdı: Nevada eyaletinde, bir genelev işletmecisi, hem de yerel kilisenin desteğiyle  eyalet senatosuna Cumhuriyetçi Parti'den aday oldu.

Hafta içinde meydana gelen bir gelişme ise, Trump'a ülkenin belki de gelecek iki neslinin yaşam değerlerini dayatma fırsatını hediye etti:
ABD'nin en yüksek yargı organı olan Yüksek Mahkeme'nin (Supreme Court) üyeleri ABD Başkanı tarafından aday gösterildikten sonra Senato tarafından oynalanarak göreve başlıyorlar. Bu yargıçlar istedikleri takdirde ölünceye kadar görev yapma hakkına sahipler, yani görev süreleri sınırsız. Ancak elbette görevden ayrılıp emekli olma hakları da var.

İşte bu Yüksek Mahkeme'nin dokuz yargıcından en kilit önemde olanı, geçen hafta emekliye ayrılacağını açıkladı. Yargıç Anthony Kennedy'nin kilit önemi, mahkemeye gelen davalarda zaman zaman kullandığı oylarıyla sağduyunun sesi olabilmesindeydi: muhafazakar olarak tanınmasına karşın, çevre koruma  bilinci ve kadın hakları, özellikle kürtaj  gibi konularda liberaller yanında saf tutmasıyla tanınmıştı.

Şimdi Trump, yargıç Kennedy'nin yerini alacak adayı bir hafta içinde açıklayarak, Senato'nun Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde oylamayı yapıp atama sürecini tamamlamasını sağlamaya çalışıyor.

Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato, önceki Başkan Barak Obama'nın görev süresinin bitmesine bir yıl kala boşalan Yüksek Mahkeme üyeliğine  göisterdiği aday için oylama yapmayı reddetmiş, Trump ise Beyaz Saray'a taşınır taşınmaz o üyeliğe tutucu görüşleriyle tanınan genç bir yargıcı aday göstermiş, Senato da atamayı onaylamıştı.

Şimdi Trump yine tutucu bir Yüksek Mahkeme yargıcı aday göstererek, muhafazakarların  oylamalarda 5-4 üstünlüğü ele geçirmelerini ve yargıçların sınırsız görev sürelerini de dikkate alarak bu muhafazakar çoğunluğun en az gelecek 20 yıl boyunca ülkenin hukuki temellerini sağa kaydırmasını amaçlıyor.

ABD'deki durumu nitelemek için kullanılabilecek vahim sözcüğünü haklı çıkaracak bir başka önemli gelişme de Demokrat Parti cephesinde yaşanıyor: Demokrat Parti Kongre ara seçimleri öncesinde ne yapacağını pek bilemez durumda, siyasi koordinasyondan yoksun ve bilinçli bir kampanya yürütme yerine Trump'ı hedef alan öfkeden puan almaya çalışıyor.

Kasım ayında Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluklarını korurlarsa, 2020'de Trump'ın yeniden başkanlığa seçilmesi işten bile değil...

Cengiz İzmirli (mahlas)