'İdam isterük!'

04 Temmuz 2018 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Çocuğun yüzü kızarmış, yanaklar al al. Alnında ter tanecikleri. Gözpınarları yüklü, dokunsan damla damla inecek yaşlar.
 
Telaşlanmayan ana var mıdır?
 
- Yavrum, gel bakayım...
 
Ana bu, yürek dayanır mı?
 
Sarılır çocuğuna, küçüğün alnında dolaşır elleri. 
 
Termometre nerede? 
 
Çocuğun bedenindeki ısıyı ölçmek gerekir. Koltuğunun altına yerleştirdiği termometre ile çocuk teni arasındaki temasın sonucunda ısı göstergesi ateşi tespit edecek. 
 
- Kaç?
 
- 36.5.
 
- Çok şükür.
 
Çocuğun teniyle termometre arasında iletişim, her ananın, her babanın içini titretir:
 
- Aman! Çocuğuma bir şey olmasın...
 
Mutludur ana, sarılır çocuğuna öper, koklar, bağrına basar mis kokulu yavrusunu.
 
Çocukları sevmek için ille de anne, baba, veya aile yakını olmak gerekmez.
 
Çocuklar üzerinden filizlenen insan sevgisidir bu. Yetiştiğin ortam, ailen, çevren, yaşadığın ülkenin eğitim sistemi, eşin, dostun sana öğrettiği gelenek ve görenekler çocuk sevgisini belleğine yerleştirir. 
 
Yalnız bunlar mı? 
 
Elbette değil, çocuk sevgisinde vicdan başroldedir, etkileyici olmasının ötesinde belirleyicidir. 
 
Nereye gitsen, ne yapsan bu kuralı değiştiremezsin.
 
Büyük usta Aziz Nesin ne güzel anlatır çocuk sevgisini:
 
"Öyle bir ağlasam, öyle bir ağlasam ki çocuklar / Size hiç gözyaşı kalmasa / Öyle bir aç kalsam, öyle bir aç kalsam ki çocuklar / Size hiç açlık kalmasa / Öyle bir ölsem, öyle bir ölsem ki çocuklar / Size hiç ölüm kalmasa."
 
 
                                *                *                 *
 
Ramazan Bayramı nedeniyle ailesiyle Ağrı'nın Bezirhane köyüne ziyarete giden ve ardından kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölü bulunması üzerine yapılan açıklamalarda (daha öncekilerde olduğu gibi) ağzı olan konuşuyor.
 
 - İdam isterük.
 
Kim diyor bunu?
 
En başta siyasetçiler...
 
Şöyle bir dönün bakın; insanlık tarihinde idam cezasının suçları önlemede ne kadar etkili olduğunu açıkça göreceksiniz. Caydırıcı etkisi yoktur, diyemeyiz. Ama, pek faydası olduğunu da söyleyemeyiz. 
 
Orta Doğu başta olmak üzere, İslam ülkelerini dikkatle incelemekte fayda var. İdam cezası faydalı oluyor mu? 
 
Yanlış anlaşılmasın, idama karşı olmak, suçlulara ceza verilmesin demek değildir. 
 
1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında idam cezası vardı da ne oldu? 
 
Korkunç olmanın ötesinde insan onuruyla bağdaşmayan nice idamlar görmedik mi?
 
Yukarıda özetlediklerimiz işin insani boyutu.
 
Peki, işin yasal boyutunu nereye koyacaksın?
 
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) imza atmadın mı?
 
2003 yılında üye olmak istediğin Avrupa Birliği (AB) ile yaptığın müzakerelerde AİHS'nin 6 ve 13 No'lu maddeleri gereği idam cezasını kaldırdın.
 
Şimdi, "idam isteruk" diyorsun.
 
Nasıl olacak bu iş?
 
Diyelim ki, vatandaşlarına neden idam cezasını tekrar getirmek istediğini anlattın, ikna ettin. 
 
AB'yi nasıl ikna edeceksin? 
 
Suçlarla mücadele etmenin en etkili yolu; aklı, bilimi, eğitimi vicdanla harmanlayıp insan yetiştirmek değil midir?
 

 
                            *                 *                    *
 
 
Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre, son 8 yılda kayıp çocuk sayısının 100 bini geçtiği kaydediliyor. 
 
Bunun mantıklı açıklamasını yapabilecek bir yetkili var mıdır?
 
Dünyanın neresine giderseniz gidin, demokrasiden biraz nasibini almış hiçbir ülkede böyle bir şey olmaz. 
 
Bunu kimseye açıklayamazsınız, gerekçesi yoktur bu işin.
 
Nasıl bu kadar riyakar bir toplum olduk?
 
Bizi bu noktaya getiren sebep-sonuç ilişkisi nedir?
 
Karaman Ensar'da, Adıyaman'da, Dikili'de, kız-erkek ayrımı olmaksızın, sayıları 40 üzerinde çocuğa tecavüz edilirken neredeydiniz? 
 
2011'den 2018'e, Meclis'e verilen "çocuk istismarları" soru önergeleri reddedilirken neredeydiniz?
 
Bir kereden bir şey olmaz, diyen bakan görmedik mi?
 
6-9 yaşındaki kız çocukları ile evlenilebilir, diyen imama ne dediniz?

Bu ülkede, takım elbise giydi diye tecavüzcüye iyi hal indirimi veren hakim görmedik mi?
 
Bir değil, üç değil, beş değil...
 
Hangisini yazacaksın?

Çocuklar, ah çocuklar!..