Oyun içinde oyun

09 Temmuz 2018 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Cumartesi günü televizyonlarda Meclis'teki yemin töreni vardı. Komik!.. Özellikle AKP'liler Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık kalacağıma diye yemin ediyor....

Ama bunu bir tarafa bırakalım, asıl konuya gelelim. Bu yaşadıklarımız, son seçim, ondan önceki "federandum", ondan öncekiler, ta 1995'teki yerel seçimlere kadar hepsi aslında bir oyundu. Yani yalandı.

Nasıl mı?

1995'te Refah'ın büyük illerin belediyelerini almalarıyla oyun başladı. Bugünkü zat, o zamanlarda denenmeye başlanmıştı. Gelecek vaadediyordu ama acabalar da vardı. Hakkını teslim edelim, sınavı başarıyla verdi. Birlikte olduğu ekip de sağlamdı. Böylece oyunun 1.etabı geçildi. 

2.etap yeni parti kurmaktı. Refah içinden gelen bu ekibe sembolü ampul olan parti kurduruldu. 

3.etap iktidara gelinmesiydi. Bu da gayet başarılı hamlelerle geçildi; bir ayağı çukurda olan Ecevit'in itibarı yerle bir edildi, Devlet Bahçeli'ye yine erken seçim dedirtildi ama Meclis'e sokulmadı ve 2002'de birdenbire yepyeni bir parti kuruldu ve daha önce hiç milletvekilliği tecrübesi olmayan kişiler iktidara geliverdi. Hem de %36 ile tek başına. Bu etap da tamamdi. Ama bu ekibin bir misyonu vardı: Önce 1 Mart tezkeresi geçirilecekti.

Orada oyun "error" (hata) verdi. Taslak geçmeyince "error" veren kısım tamir edildi, başlara çuval geçirildi vs. 5. Etap zar zor geçildi. Ama asıl misyon, yani her ne pahasına olursa tamamlanması gereken görev henüz yeni başlamıştı...

Önce halkın profili iyice etüd edildi. Eğitim seviyesi kimine göre 4, kimine göre 6 ama 6'nın asla üzerinde olmayan halk neden hoşlanıyordu? Bir kere din kullanılacaktı. Vaadler çok büyük olacaktı ve insanların gözle göreceği şeyler yapılacaktı, inşaat, bina, kule, köprü, tünel... Rant kısmını hepimiz biliyoruz..

Bu etaplar teker taker geçilmeye başlandı. Amaç, bu zihniyeti yavaş yavaş halka kabul ettirmekti. Çünkü bu ülkenin deli bir tarafı da yok değildi, Atatürkçüler! Bu güruh asla teslim olmaz, asla doğal önderlerinden vazgeçmez, asla geri adım atmazdı. Laik cumhuriyetlerine ölesiye sahip çıkarlardı. İşte oyunun en zorlu etapları bunlardı. Bu güruhun tepkilerine rağmen yumuşak ve çaktırmadan oyun devam etmeliydi. Bu amaçla CHP , Atatürk'ün kurduğu, Cumhuriyet'in kurucusu parti pasifize edildi. Hem de öyle başarılı bir planla pasifize edildi ki bir daha ayağa kalkamayacak şekilde... Onlar öyle düşünüyordu. Eğer CHP muhalefet yapmazsa, halk da yapmazdı. Biraz homurtu falan olurdu ama üç beş güne kesilirdi sesleri, öyle de oldu. Bu arada yapılması gereken seçimler vardı aralarda. Burası henüz nihai hedef olan yarı halifelik yönetimine geçen bir ülke değildi, hala bir meclis, hala bir cumhuriyet rejimi vardı. Misyon bu rejimin değiştirilmesiydi ama hop diye de olamazdı. 

İddialara göre seçimlerin tamamı manüpile edildi. Hepsinden AKP tek başına iktidar çıkarıldı. Zaten CHP'yi kontrol ettiğinde bu sonuç da normal sayılırdı. Bu esnada, tüm tarih boyunca kullanılan Kürtlere parti kurduruldu, Meclis'e sokuldu. Bu da etaplardan biriydi ve çok akıllıca bir hamleydi. Çünkü plan yapıcılara her daim bir göstermelik hedef lazımdı. HDP bu hedefi çok iyi oynayacaktı, hala da oynuyor. 

Bu arada içeride iktidarın hayatta kalması için eğitim seviyesi iyice düşürüldü, sanayi yavaşlatıldı, tarım emperyallere devredildi, hayvancılık yok edildi, turizm sekteye vurduruldu. Bunların hepsinin tek amacı ülkenin ekonomik olarak ayağa kalkmaması, her daim dışarıdan gelecek paraya muhtaç olması idi. Çünkü parayı verenler oyunun kurallarını koyuyordu. 

Aynı zamanlarda dünyada da bir çok şey her gün değişiyor, coğrafyadaki ülkelerin sınrıları çiziliyor, bazıları işgal ediliyor, bazıları yok ediliyordu.

Yani, bizim sorunumuz bu topraklarda yaşıyor olmamızdı. Para babaları bu coğrafyadaki zenginlikleri kimseye bırakmak niyetinde değildi. Ya onlar yok olacaktı ya da bu topraklarda yaşayanlar. Ben, sen, biz, ailelerimiz, hiçbir şey umurlarında değildi. 

Oyunun 8. etabı yaklaşmıştı: "Federandum". O güne kadar her şey istenildiği gibi çok başarılı gelişmişti. Bir laf vardır" hırsız içerdeyse evin kapısı kilit tutmaz" bu taktik çok iyi tutmuştu. Atatürk'çüler, benim gibi Kemalist'ler yırtınıyorduk ama zombileşmiş halk reyiz de reyiz diyordu.

"Federandum"dan da daha önce belirlenen sonuç alındı. Aslında "federandum" falan yapılmadı, her şey tiyatroydu. Ama dedim ya, bu tiyatronun oynanması gerekiyordu. Halk, özellikle karşı kesim ancak bu yolla dizginlenebiliyor, sindiriliyor, inancı köreltiliyordu. Bu arada karşı kesimi neden bu kadar ciddiye aldıyorlar derseniz, gayet basit, bu kesim sanayinin , ekonominin, ülkenin ayakta kalmasının lokomotif kesimi de ondan. Mazallah, "alın ülkenizi başınıza çalın, biz gidiyoruz" deselerdi, ülke Titanik gibi batardı ve bu da kimsenin işine gelmezdi. Onlara, onlar için çalışan, aç kalan, ölen halk lazımdı. Yani ülkenin batmaması ama sürünmesi gerekiyordu. Rejimin de coğrafyaya en uygun rejim olan yarı halifelik, İslam endeksli salak saçma bir şekle bürünmesi gerekiyordu. Neyse, 8. etap da bitince geldi sıra  9. etaba. 

9. etapta da işler aynen istenildiği gibi gitti. Ama bir şeyler olmadı da değil. Sindirilmiş lokomotif kesim bu kez hiç olmadığı kadar umutlanmıştı. Halk bu kez engellere rağmen bu zihniyetten kurtulmak istiyordu sanki. Aslında öyleydi ama dedik ya bu bir tiyatro. Senarist ne yazarsa o oynanır. Yine öyle oldu tabii. Halkın az buçuk kafayı kaldırmasına bile müsade etmeden işi bitirdiler.

Sıra son etaba gelmişti. Yani, oyunun biteceği, yenisinin başlayacağı etap. O da Cumartesi günü oynandı. Bir yığın adam, tamamı 600 tane, güya yemin etti. Bir kısmının aklında kazanacakları para yoksa ben de Analizör değilim! Hepsi yalan, hepsi sahte. Kısacası okurlar, 1. Oyunun 10.etabı da geçildi. Ama game over (oyun bitti) değil çünkü sırada oyunun 2. bölümü geliyor. Oyun kurucular senaryoyu çoktan yazmışlardı. Büyük ihtimal 2. oyunun da süresi Sevr'in 100. yılına denk getirilecek, yani 2020 yılına. O zamana kadar ülkeyi terk etme hayalleri kuran bir kısım "öbür" taraf gidecek. 

Peki bu oyun hep böyle mi oynanacak? 

Bak işte orasını kimse bilemez. Bu halkın hani o %35'ini sırtlamış kesimi var ya, bir gün gelir öyle bir uyanır ki ortada ne oyun kalır ne oyuncu. 

Sonuç olarak biz buradayız, gerekirse oyunu da dibine kadar oynarız...

Analizör