Küçük burjuva romantizmi

16 Temmuz 2018 Pazartesi  |  MENTOR

Takip edenler bilir, Türk soluna büyük eleştirileri olan bir insanım, hatta daha da ileri giderek sol olmaktan çok romantik bir küçük burjuva hareketi olduğunu ve zaman içinde bu kimliğini de kaybederek tamamen dejenereleştiğini ve aydın elitizmine dönüştüğünü düşünüyorum.

Ve bundan da zerre şüphe etmiyorum. 12 Eylül öncesinin yaygın siyasi hareketleri olan Ülkücü ve Milli Görüş hala siyasi sahnenin en önemli oyuncuları iken o dönemin "sol"unun tamamen silinmiş olması zaten bu küçük burjuva romantizminin ve bu topraklarla bağ kuramamış olmanın en net delili.

12 Eylül öncesinin sol liderleri hiç kendilerini sorguladılar mı bilmem ama sanmıyorum, kariyerizm ve bireysel egolarına o kadar gömülmüşlerdi ki oradan kafayı kaldırıp biz ne yaptık demeyi bile düşünmemişlerdir. Ülkenin bugünkü durumundan sorumluluk taşıdıkları gibi binlerce gencin iyi ve doğruya olan tutkularını yanlış yönlendirip canlarından olmalarına ya da yaşamlarının mahvolmasına neden oldular.

1970'li yıllar tüm dünyada sol yükseliyor, Türkiye de bundan payını alıyor; adil paylaşım dünya ve ülke gündeminin bir numarası  ve başlangıçta bir öğrenci hareketi olarak başlayan sol fikirler kitleselleşiyor. 

Ancak bu dönemde sol tüm dünyada kabuk değiştirmiş kapitalizmin solun taleplerine cevap vermesi onun ortodoks yapısını değiştirip daha ılımlı ve legal siyasete dönmesini sağlamış ve o dönemde Avrupa solunun yaşadığı bu değişim bugün bile kalıcı bir iktidar alternatifi olmasını sağlamış.

Ancak ülkemiz gibi zaten işçi sınıfından yoksun ve sanayi devrimi yaşamamış bir ülkede bir öğrenci hareketi olarak başlayan sol düşüncenin içine gençlikten kaynaklanan macera ve kariyerizm eklenince solu göz göre göre yok oluşa götüren süreç başlamış ve o günün sol liderleri 12 Eylül'ün ve 12 Eylül kaynaklı bugünkü toplumsal durumun sorumlularından olmuştur.

Eğer o günün sol liderleri solu legal siyasete dönüştürebilmiş olsaydı bugün çok farklı bir Türkiye konuşuyor olurduk. 

Ancak onlar ölüme olan tutkuları ve kahramanlık sevdaları yüzünden koskoca bir ülkenin kaderi ile oynadılar ve genç yaşta yok yere kaybedilen canların sorumlularından oldular.

Kitleselleştiler, gazete çıkardılar, yerel seçimlere katıldılar bal gibi biliyorlardı doğruyu ama uygulama cesareti gösteremediler.

Bugünün dünyasında bu insanlar marjinal de olsa varlıklarını sürdüyor gazete falan çıkarıyorlar. Bana göre bir ülkenin bu hale gelmesindeki payları ve kaybedilen canların sorumlusu olarak büyük vicdan azabı çekiyor olmaları gerekiyor.