Mor cepken

19 Temmuz 2018 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Nereye geldik, nereden...

Feodal kalıntı diye aşağılanan ve fakat her satırı ile Türkiye'yi anlatan Osman Şahin'in Mor Cepken hikayesi var.

Şudur:

Yörükler kızlarının çehizleri arasına mutlaka bir de mor cepken koyarlar.

Evlendikten sonra herhangi bir zamanda, gelin mor cepkeni giyerse, bütün oba, köy anlar ki kocası kötü davranmış, şiddet uygulamıştır karısına.

Ve bu yeter, bütün obanın kadın erkek herkesin kocaya karşı yüz indirmesine.

Kocadır erkektir ya, mal benim kim nerden bilecek, bilse de ne demeye hakkı var ki, demiş, art arda yerleştirmiştir tokatları karısına.

Neye uğradığını şaşırır erkkekk koca, mor cepkeni giyince kadın kimse selamını almaz olur kocanın ve kahvede oturacak yeri yoktur artık. Hatta ağaç altında gölgelenemez bile.

O derece.

Ne kadar çağdaş ve insani bir yöntemden nereye geldi güzel ve acınası ülkede insan ilişkileri.

Ne kanun ne nizam ne de KHK durduruyor erkek şiddetini kadınlara karşı.

Niye peki niye?

Toprağına basmaktan vazgeçirilince insan, suyunu kaybetmiş balığa döner.

Suyunu kaybetmiş balığı kanunla nizamla KHK ile yüzdürebilir misin?

Asla ki, kopar Anadolu'nun bağrından gelir büyük şehre ki o da artık şehir değil kentsel dönüşüm metasıdır.

Ekmeği peşinde, yerinden yurdundan edilenler, önce güzelim halk türkülerine yabancılaşmaya başlar ve sarılır orhan Gencebay ağlaklığına ve Müslüm Gürses jiletlemesine.

Sonrası mı?

Al gözüm seyreyle işte Türkiye.

Mahkeme binası içinde kadın dövmek hatta öldürmek mi istersin, yoksa hastahanede doktor linçi mi?

Evet, yeri yurdu ile büyüyemeyen, gelişemeyen Türkiye ne yazık ki böyle.

Kentsel dönüşüm diye diye başkalaşan kendi olmaktan çıkarılan garip gureba ülkesi...