'İnce' bir çivi

20 Temmuz 2018 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

CHP Muharrem İnce'yi Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdiğinde, ''Yine mi?'' demiştim, yeni bir Ekmeleddin vakası mı yaşanacaktı ? Bir vatansever olarak yurtdışı tatilimi iptal edip ekmeğimiz için Ekmeleddin'e oy vermek için sandık başına koştuktan sonra yaşadığım hayal kırıklığı ve öfkeyi unutamam. Aptal yerine konulmuştum, CHP bir kez daha seçmenini yarı yolda bırakmıştı. 
 
Bu kez de öyle olacağını düşündüm. Her ne kadar Muharrem İnce'nin adaylığı üniversitede okuyan  yeğenimi çok heyecanlandırsa da ben kendisini hafif lümpen, mahalle kabadayısı, açıkçası biraz ortalama bir Türk insanı olarak görüyordum taa ki Muharrem İnce'nin İstanbul Anadolu yakasında düzenlenen Göztepe mitingine kadar. Muharrem İnce Bağdat caddesine Şaşkınbakkal'dan giriş yaparak ilerleyecek ve Göztepe Işıklar'da bizlere seslenecekti.
 
Mitingden bir gün önce haberim oldu, birkaç arkadaşımı aradım, hiçbiri katılamayacaktı, biz Türklerde tek başına harekete geçememek gibi bir alışkanlık olduğundan son ana kadar katılıp katılmamak arasında defalarca gidip geldim ve en sonunda bir gayret kendimi dışarıya attım.
 
Kadıköy'deki CHP mitingleri her zaman coşkulu ve kalabalık geçer fakat bu kez farklıydı. Öncelikle katılımcı sayısı normal Bağdat caddesi kalabalığının çok üzerindeydi, araçların ilerleyebilmesi için sürekli ''yol açın'' anonsları yapılıyordu. Katılımcı profili ise klasik Bağdat caddesi eşrafı ve laikçi teyzeleri, amcaları değil, gençleri ve daha düşük gelir gruplarından vatandaşlarımızı da içeriyordu. Kalabalığın coşkusu gittikçe artıyordu, içimden sürekli '' iyi ki gelmişim'' diye geçiriyor, etrafımdaki tanımadığım insanlarla sohbet ediyordum.
 
Muharrem İnce gecikiyordu ama kimsenin umurunda değil gibiydi, hep bir ağızdan ''Yedi bölgede, 81 ilde, 80 milyon gülsün diye Muharrem İnce. Özü sözü bir, halkın içinde, umudumuz cesur yürek Muharrem İnce'' şarkısı söyleniyor ve ısrarla bekleniyordu. Bir saat sonra beklenen adam Şaşkınbakkal'dan aracıyla giriş yaptı, Göztepe ışıklara kadar ardından yüründü ve seçim otobüsünün üzerindeki Muharrem İnce'yi insanlar göz kırpmadan dinledi, alkışladı, sloganlarla  destekledi. Her mitingin sonunda yaptığı gibi toplanan kalabalığa şu sloganı tekrar ettirdi. '' Bir çivi bir nalı kurtarır, bir nal bir atı kurtarır, bir at bir yiğidi kurtarır, bir yiğit memleketi kurtarır.'' Ben bu sözleri ilk kez o gece duymuştum.
 
Muharrem İnce gerçekten çok büyük bir ilgiyle karşılaştı o gece, otobüs ilerleyemiyordu ve insanlar otobüsün önünde kıpırdamadan duruyordu, adeta onun bütün gece orada kalmasını istiyorlardı. Bir ara ben de otobüsün önünde buldum kendimi ve Muharrem İnce'yi çok yakından gördüm. Yüzünde mutluluk, şaşkınlık ve muziplikle karışık bir ifade vardı. Bence kendisi de bu denli yoğun ve içten bir karşılamayı beklemiyordu ama evet maya tutmuştu...
 
O gece cep telefonuyla çektiğim kısa videoları sosyal medya hesaplarımdan paylaştım, hepimiz müthiş heyecanlanmıştık ve sonraki mitinglerini takip etmeye başladık. Konuk olduğu televizyon programları reytinglerde ilk sıraya yerleşiyordu. Son düzlüğe gelindi ve İzmir, Ankara mitingleri gerçekleşti. Her miting sonunda '' Bir çivi bir nalı kurtarır, bir nal bir atı kurtarır, bir at bir yiğidi kurtarır, bir yiğit memleketi kurtarır'' sözlerini kalabalığa tekrar ettiriyordu. 
 
Sıra geldi  bazılarına göre 500, bazılarına göre 75 bin, bazılarına göre 650 bin, Muharrem İnce'ye göre ise 5 milyon  kişinin olduğu büyük İstanbul mitingine.  Kaç kişinin katıldığı konusunda bir mutakabata varılamadı ama bugüne dek İstanbul'da yapılan en kalabalık miting olduğu aşikardı. 
 
Miting günü şarkılar, sloganlarla yollara döküldük. Alevi olduğunu tahmin ettiğim şen şakrak bir grup ''Ali'yi seçtirdik, sıra Muhharem'de'' diyordu, bir hafta once Fenerbahçe spor kulübü başkanı seçilen Ali Koç'u kastederek. Açıkçası bir çok kişi Ali Koç'un seçilmesini bir işaret olarak algıladı ve aynı durumun cumhurbaşkanlığı seçiminde de yaşanacağını umdu. 
 
Muhteşem coşkulu bir mitingdi, birkaç kez yoğun yağmura maruz kalınsa da saflar terkedilmedi. Maya hakikaten tutmuştu, nasıl ki herşeye ragmen son ana kadar Ali Koç'un Fenerbahçe başkanı olacağına ihtimal verilmiyordu ama olmuştu, Muharrem İnce de neden Cumhurbaşkanı olmasındı ? İstanbul mitinginde performansının doruğundaydı, adeta bir rock star edasıyla podyumu bir baştan öbür başa adımlıyordu, rock star'ların konserlerinde yaptığı gibi kendini kalabalığın üzerine bıraksa yere düşmeyecekti. Oradan ayrılırken ilk turda bile seçilebilir kıvamına gelinmişti.
 
Miting sonunda benim tek dikkatimi çeken Cengiz han'a ait olduğu söylenen '' Bir çivi bir nalı kurtarır....'' şeklindeki sözleri tekrar ettirmemesiydi, özellikle beklediğim bu atasözünü duymayınca birşey eksik kalmış gibi geldi. Uğura inanmam ama bu durumun bir uğursuzluğa sebep olacağını düşündüm.
 
Nitekim 24 Haziran akşamı olan oldu, oradan oraya koşuşturan ve arada bir çıkıp ''kesin ikinci tura kaldık'' açıklamaları yapan şaşkın CHP yetkililerini gördük, gece yarısı bir gazeteciye ''adam kazandı'' şeklinde mesaj gönderen Muharrem İnce'yi ise ertesi gün öğleye dek göremedik. Olmamıştı, bir çivi değil memleketi, bir nalı bile kurtaramamıştı, kesin gözüyle bakılan ikinci tura bile kalınamamıştı.
 
Bütün bunlar bilinen şeyler, bilinmeyen ise Yalova'da oyunu kullandıktan sonra karayolu ile Ankara'ya giden Muharrem İnce'nin (seçimlerden sonra çıktığı Habertürk televizyonunda neden karayolu ile gittiğini ''bilen bilir'' dedi. ) ertesi gün öğle saatinde televizyon kameraları karşısına çıkana dek ne yaptığı, nerede olduğu, neden bu kadar geç halkın önüne çıktığı. Kendisi bu konuya açıklık getirmeye çalıştı ama insanlar hala karanlıkta kalan noktalar olduğu konusunda hemfikir. 
 
Tuhaf olan durum ise seçim gününe dek hararetli bir şekilde Muharrem İnce'yi destekleyen ve ara ara '' 7 bölgede'', ''81 ilde'' şeklinde zincir yapan twitter tayfası bu ortadan kaybolma olayından dolayı birdenbire işi ''küstüm, oynamıyorum''a çevirdi. ''Muharrem İnce bitti.'', ''çapı bu kadarmış'', ''bizi sattı'' gibi söylemlerle işi ilkokul 3. Sınıf seviyesine indirdi. Twitter'da esen bu havanın toplumda bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Muharrem İnce hala seçmenleri tarafından seviliyor ve gençler ona sahip çıkıyor, o da önümüzdeki seçimlere dek birbuçuk milyon genci CHP saflarına katmayı hedefliyor.
 
Ecevit'ten sonra CHP'den çıkan tek olası lider olarak görülen Muharrem İnce toplumumuzun değişik kesimleri ile bağ kurabilmiş, onları kucaklamış ve onlara  umut ve gelecek vaat etmeyi başarmıştır. Bu nedenledir ki partisinden yüzde sekiz daha fazla oy almayı becerebilmiştir. Seçim gecesi ortada görünmemesi, sonrasında ne yaptığının karanlıkta kalması insanların kafasında soru işaretleri oluştursa da Muharrem İnce yıllar sonra CHP seçmenini isteyerek sandığa götürecek rüzgarı yaratmıştır ve bu rüzgarın önüne duvar örülmemelidir.
Muharrem İnce'yi Kılıçdaroğlu'na verdiği parti başkanlığına aday olmama sözünü tutmamakla eleştirenler Kılıçdaroğlu'nun da Muharrem İnce'ye neden böyle bir söz verdirtme ihtiyacı duyduğunu ve parti başkanlığını neden pazarlık konusu yaptığını sorgulayabilirler mi acaba ? 
 
Bir çivi sonunda memleketi kurtaramadı ama Muharrem İnce bir çivi çaktı. Hem ne demiş Cengiz Han? ''Sakın bir çiviyi küçümseme!''

Deniz Ersoy (mahlas)